Ana içeriğe geç
Sözlük

içsel ile cümle

içsel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Filmler içsel olarak bozulmuş bir dünyayı anlatıyor olarak görülür.Elokuvien katsotaan kuvaavan maailmaa, joka on perimmiltään turmeltunut.
İçsel özellikleri nedeniyle değişen yıldızlar üç ana gruba ayrılabilirler.I de indre variable stjerner kan de primære typer inddeles i tre hovedgrupper.
Bu duruma tam içsel yansıma denir.Denne fase betegnes som værende fuld .
Bu genellikle içsel coming out olarak tanımlanır.Vanligvis vil dette spesifiseres i invitasjonen.
Elektron içsel açısal momentum ya da 1/2 oranında spine sahiptir.Elektron memiliki momentum sudut intrinsik atau spin senilai ​1⁄2.
Spine ek olarak elektron spin aksı boyunca içsel bir manyetik momente sahiptir.Selain spin, elektron juga memiliki momen magnetik intrinsik di sepanjang sumbu spinnya.
Minarenin içinde, içsel yükselen, tepeye kadar 72 tane merdiven bulunur.Untuk mencapainya, pengunjung harus mendaki 272 anak tangga yang curam.
Bundan sonra şehirde içsel kargaşalık çıktı.Tiba-tiba keluarga itu jadi berantakan.
Toprak ve Tolunay (kitabın başkişisi yaşlı kadın) arasındaki içsel konuşma ise muhteşemdir.Quan hệ giữa Trịnh Doanh và thái tử Lê Duy Vĩ, của Hiển Tông, cũng rất tốt đẹp.
Çok geniş özel IP networkleri içsel olarak BGP yi kullanır.非常に大きなプライベートIPを利用したネットワークでもBGPを使用することができる。
Reseptorün tecrit edilmesi (içselleştirme).また所持者の知能を数値化する。
Bazı içsel değişiklikler nedeniyle, 2003 yılında bağımsız bir sivil toplum kuruluşu olarak yeniden kuruldu.1998年の憲法改正に基づき、2000年から2001年にかけて実施された自治体の再編により、基礎自治体として発足した。
İçsel boyutlu endüstriyel demokrasi aynı zamanda sendikal demokrasiyi ifade etmektedir.民主派の中でも急進派であり、また社会民主主義を標榜している。
İçsel özellikleri nedeniyle değişen yıldızlar üç ana gruba ayrılabilirler.內在原因的變星,主要的類型可以被分入三個主要的群組。
Çok geniş özel IP networkleri içsel olarak BGP yi kullanır.特大型的私有IP网络也可以使用BGP。
Bunları temel olarak intrinsing (içsel) veya ekstrinsing (dışsal) sebepler olarak sınıflandırmak mümkündür.大種(Mahābhūta)的字根源自於此,為元素之意。
Anlaşılan NGC 4625'in tek kollu yapısı içsel süreçlerle oluşmuş gibidir.這表明在NGC 4625中觀察到的單臂結構可能是通過內在的過程創建出來的。
Bunları temel olarak intrinsing (içsel) veya ekstrinsing (dışsal) sebepler olarak sınıflandırmak mümkündür.그것을 논(論)할 때 중요한 것은 권력 분립 이론(權力分立理論)과 통치 조직 또는 정부 형태에 관한 원리이다.
Meditasyon yapmak ise Zihnin Özünün soğukkanlılığını içsel olarak kavramak anlamındadır.‘아소에 수반하는 것’이란 색은 자아의 속성 내지는 식이 자아의 속성임을 말하는 것이다.
Tanrı dışsaldan daha çok bir içsel fikir veya kavram olarak görülür.신은 정의상 상상할 수 있는 어떤 것보다도 더 큰 존재다.
Oyunların temel amacı içsel bir motivasyon aracılığıyla eğlenmeyi sağlamaktır ki bu da akışla ilglidir.לדוגמה, המשחק הוא דוגמה לפעולה מהנה בזכות עצמה, המעוררת מוטיבציה פנימית.
İnsan sosyal olguları içselleştirerek kimliğini oluşturur.אדם יוצר את הזהות הציבורית שלו במהלך אינטראקציות חברתיות.
İçselleştirme süreci, dinsel törenin en önemli sürecidir.Причастието е върховният миг на литургията.
Eğer dışsal nesnelere bağımıysak, içsel zihnimiz tedirgin olacaktır.Miješat ćemo se u unutarnje stvari BiH, to je naša obveza.
Özgül bir toplumsal sistemi oluşturan şey, onun “başlıca içsel farklılaşma tarzı”dır.Vedú prevažne životný štýl typu "z ruky do úst".
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Došlo mi, že jsem se s těmi odpověďmi ztotožnila, a že to změnilo jádro mé osobnosti.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Een deel van mij vervreemdde van mezelf.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Então entendi que tinha internalizado estas respostas e que isso mudou quem eu era a um nível mais essencial.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.제 스스로가 그런 반응들에 갇혀있다는 것과 내가 누구인지를 근본적으로 바꿔 놓았다는 것을 깨닫게 되었습니다
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Mir wurde klar, dass ich diese Reaktionen verinnerlicht hatte und es mich zutiefst veränderte.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Podświadomie brałam te odpowiedzi do siebie, co zmieniło mnie głęboko w środku.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Rájöttem, hogy magamba zártam ezeket a válaszokat, és legbelül megváltoztatták azt, aki vagyok.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Saya sadar saya telah meresapi tanggapan mereka dan hal itu telah mengubah siapa saya dengan mendalam.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Tôi nhận ra tôi đã cho những câu trả lời này vào lòng mình và nó đã thay đổi tôi về mặt cốt lõi.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Une partie de moi était devenue étrangère à moi-même.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Συνειδητοποίησα ότι είχα εσωτερικεύσει αυτές τις αντιδράσεις και ότι αυτό είχε αλλάξει σε βάθος το ποια ήμουν.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Тогава осъзнах, че тези реакции бяха станали и част от мен и бяха променили дълбоко моята същност.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Эти слова глубоко врезались в мою память, и в корне меня изменили.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Я усвідомила, що я "увібрала" в себе ці відповіді, і вони змінили мене зсередини.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.הבנתי שמאז ומתמיד הפכתי תגובות אלה לחלק מזהותי ושזה שינה אותי ברמה עמוקה ביותר.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.أدركت أن هذه الأحكام أثرت في داخلياً وغيرتني من الصميم
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.我發現我都受到呢啲成見影響 亦令我從根本對自己嘅睇法唔同咗
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.自分が誰なのか 根本のレベルで 変えてしまいました 自分の中の何かが 遊離されていきました
Aslında biz bu şekilde sosyalleşiriz, ve içsel motivasyon sağlar.Bermain adalah cara kita membangun hubungan sosial, dan motivasi kita berasal dari dalam diri kita.
Aslında biz bu şekilde sosyalleşiriz, ve içsel motivasyon sağlar. Bunun anlamı, oynamak için oynadığımızdır.E modul în care stabilim relaţii socialle, şi e motivată intrinsec, adică ne jucăm de dragul de a ne juca.
Aslında biz bu şekilde sosyalleşiriz, ve içsel motivasyon sağlar.C'est en fait notre façon de créer des liens sociaux, et c'est intrinsèquement motivé.
Aslında biz bu şekilde sosyalleşiriz, ve içsel motivasyon sağlar.Đó thật ra là cách mà chúng ta thực hiện gắn kết xã hội và nó thôi thúc từ bên trong.
Aslında biz bu şekilde sosyalleşiriz, ve içsel motivasyon sağlar.Dzięki niej tak naprawdę tworzymy relacje międzyludzkie, i jest motywowana wewnętrznie.
Aslında biz bu şekilde sosyalleşiriz, ve içsel motivasyon sağlar.È così che creiamo le nostre relazioni sociali, ed ha una motivazione intrinseca.
Aslında biz bu şekilde sosyalleşiriz, ve içsel motivasyon sağlar.É na verdade a maneira como criamos laços sociais. E é intrinsecamente motivante.
Aslında biz bu şekilde sosyalleşiriz, ve içsel motivasyon sağlar.Es nuestra forma de relacionarnos socialmente, y tiene una motivación intrínseca.
Aslında biz bu şekilde sosyalleşiriz, ve içsel motivasyon sağlar.Het maakt ons sociaal en het is intrinsiek gemotiveerd.
Aslında biz bu şekilde sosyalleşiriz, ve içsel motivasyon sağlar.Je to v podstate náš spôsob sociálneho zbližovania sa a je vnútorne motivovaná.
Aslında biz bu şekilde sosyalleşiriz, ve içsel motivasyon sağlar.So knüpfen wir soziale Kontakte. Und es ist selbstmotivierend.
Aslında biz bu şekilde sosyalleşiriz, ve içsel motivasyon sağlar.Именно так мы создаём социальные связи.
Aslında biz bu şekilde sosyalleşiriz, ve içsel motivasyon sağlar.Насправді це те, як ми будуємо наші соціальні зв'язки, це те, що внутрішньо нас мотивує.
Aslında biz bu şekilde sosyalleşiriz, ve içsel motivasyon sağlar.Това е начинът, по който се обвързваме социално и това е мотивирано.
Ayni zamanda icsel degerleri destekleyen politikalari savunmaliyiz.También debemos promover políticas públicas que promuevan valores intrínsecos.
Aynısı bizim hipotetik moleküllerimiz için geçerlidir. Tüm içsel mesafeleri aynıdır.우리의 분자가설과 똑같이 적용됩니다. 그들의 모든 내부 간격이 똑같고요.
Aynısı bizim hipotetik moleküllerimiz için geçerlidir. Tüm içsel mesafeleri aynıdır.То же самое и с нашими гипотетическими молекулами — расстояния между их элементами одинаковы.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod