içme ile cümle

içme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
"Kemerhisar İçmeleri".居酒屋を営む。
Örneğin: soğuk su içmemek gibi çocuklara zararlı olan şeylerden kaçınmamız gerektiği.例えば、水を飲むために、休むために、子を産むためにである。
Burada sigara içmek yasaktır!屋内の喫煙は禁止する。
Yunanlar şarabı hiçbir zaman susuz içmezlerdi.ドワーフでは珍しく酒を飲まない。
İlk çocuğa hamile kalana kadar sigara içme alışkanlığı vardı.第一子を妊娠中であると報じられた。
Tek katlı olan bu bölümde günümüzde yeme içme hizmeti verilmektedir.パーク内で飲食ができる唯一の場所である。
Doktor kızdı ve bir daha kesinlikle sigara içmemem gerektiğini söyledi.もともと喫煙者で、病気を機に禁煙したが、失敗して現在は再び喫煙している。
Burada içilmesi yararlı olduğu bilinen eski bir içme suyu kaynağı vardır.古くから飲用等にも利用されてきた清澄な水である。
Eskiden içme suları buralardan sağlanırdı.これらはかつて飲料水として用いられていた。
Ofiste sigara içmek kurallarımıza aykırıdır.社内で煙草を吸うのは社の規則に反する。
Sigara içmek kötü bir alışkanlıktır.煙草を吸う習慣は悪い習慣です。
Sigara içmek kötü bir bağımlılıktır.煙草を吸う習慣は悪い習慣です。
Lütfen burada sigara içmekten sakının.ここでの喫煙はご遠慮ください。
Lütfen yatmaya gitmeden önce bira içmeyin.寝る前に、ビールを飲まないでください。
Ayrıca içmeyi çok seviyor.此外,他很喜歡喝酒的。
Cahiliyede puta tapmaz, içki içmez, günâha dalmazdı.過午不食(午後不得飲漿),過中午之後不得飲漿。
Adapa şöyle yanıtlar: "Bir başkası yemeyeceksin, içmeyeceksin, dedi".漢曰:「酒可飲,金不可受也。
Burada sigara içmek yasaktır!這裡不准吸煙。
Kahve içmeyi çok sever.喜欢喝咖啡。
Bira İçenler'de ise bir kadın ve arkadaşı birlikte bira içmektedirler.在《喝啤酒者》中,一名女子正在一个朋友的陪伴下欣赏啤酒。
Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha annesinin rahmindeyken Kutsal Ruh’la dolacak.英作覺得長子不盡為人妻子、母親的責任而不悅,常常到幸樂飲酒澆愁。
Genelde insan kanı içmez.后者中的许多并不喝血。
Kent halkını temiz içme suyuna kavuşturdu.有當地居民前來取水飲用。
İçmeyi bırakmış alkoliklerden oluşan bu grup, insanları alkolün zararlarıyla korkutmaya çalışıyordu.这个组织由洗心革面了的酒徒们组成,他们试图威胁人们戒酒。
Örneğin; Homer, bira yerine soda içmekte ve sosisli sandviç yerine Mısırlı sığır etinden sosis yemektedir.例如,在阿拉伯语版中霍默喝的是碳酸饮料而不是啤酒,吃的是埃及牛肉肠而不是热狗。
1) Süt içmeye iştahlı olan erkek.是名超愛喝酒的人。
Rus lider (geleceği görebilen güçleri ile ünlü), zehirli kupadan içmeyi reddeder.这位以权势著称的的罗斯首领则拒绝饮下杯中的毒酒。
Yani sigara içenlerin akciğer kanseri geliştirme olasılığı, içmeyenlerin 20 katıdır.換言之,抽菸者得癌症的機率是非抽菸者的20倍。
Hastalığı önlemek için en iyi yapılabilecek sigara içmemektir.戒菸或不吸菸為預防此疾病的最佳方法。
Nasyonal sosyalist hükümet sigara içmeyi kınadı ve içlerinden birçoğu tütün tüketimini açıkça eleştirdi.德國國家社會主義者領袖譴責吸煙行為,有的更公然批判購買香煙。
Ergen ilk üç gün boyunca konuşmaz, yiyip içmez.3天时间他不能看见,不吃不喝。
Köy içerisinde şebeke suyunun yanında köy pınarlarında da içimi hoş içme suları akmaktadır.天涯海角水雲宽,人在吴头楚尾间。
Mouth eskiye göre daha fazla içki içmektedir.口口口,勸君更盡一杯酒。
Köy içme suyunu dağlardan gelen kaynak sularından temin etmektedir yerelnet天下第十泉: 庐山龙池山顶水。
Genç bir yetişkin olmak, kadın olmak, hormonal kontrasepsiyon kullanmak ve sigara içmek bu riski arttırır.年纪轻、女性、使用激素避孕以及吸烟都会进一步增加这种风险。
Örneğin; o dönemde şarap içmezler ve saçlarını kestirmezlerdi.齐王怪之,因不敢饮,详醉去。
Bunula birlikte köyün içme suyu Soyuk dağları eteklerinden gelir.和山之邊後來成為會一起去喝酒的友人。
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.吸菸者罹患克隆氏症的機率是沒吸菸者的兩倍。
Mahalleye içme suyu üç defa getirilmiştir.’会首三次倾酒少许于地。
Kendi adı üzerine ant içmek demektir.所以我把曲子以自己的名字命名。
Ancak kral zayıf düşmüştür ve hazırlanan ilaçları içmekte zorlanır.王海气得我,我才喝药的。
İçme suyu son yıllarda içilemez hale gelmiştir.牠們可以幾個星期不喝水。
Kendisi adının aksine sigara içmektedir.他尤其反對吸菸。
Yani kişi aynı zamanda hem su içmek isteyip, hem istemeyebilir.举例来说,假如我现在非常口渴且想喝水。
Asla alkollü içecekler içmez.他不喝酒精类饮料。
İçme suyu ve kanalizasyon şebekesi yoktur.沒有販售杯裝汽水與熱狗。
Şarap içmeyi tercih ettiler.并且定要用酒。
Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi dıgıllar mezrası dışında yoktur.市米买薪而外,惟啜清源一斛水。
Doktor kızdı ve bir daha kesinlikle sigara içmemem gerektiğini söyledi.」他說他仍然是無神論者,但自此再也不抽煙了。
Üstelik tanrıya bir ant içmesi gerekir.诸公劝我一杯可也。
Mahallenin içme suyu şebekesi vardır(1974'ten bu yana) Mahallenin kanalizasyon şebekesi vardır.下營 曾文貴:(-1974年)生於鹽水港。
Mahallenin [içme suyu şebekesivardır kanalizasyon şebekesi bir yıl içerisinde tamamlanmıştır (1987).故得侍寵十有餘年,而未嘗居有過之地。
Mahallenin içme suyu şebekesi faaliyettedir.由飲水供應區扮演水利委員會的角色。
İçki içmezler, oruç tutarlar ve cinsellikten uzak dururlar.姑與所私飲,並欲污之,命妙鳳取酒,挈瓶不進。
Mahallenin içme suyu şebekesi var, kanalizasyon mahallenin bir kısmında vardır.这个区域有一个安全的屋,其中一个位于贫民窟。
Beth babasını da kaybetmesinden dolayı çok sinirlidir ve ilk kez içki içmek istemektedir.她不敢回家,因为她爸又在酗酒。
Mahallenin içme suyu şebekesi vardır;ama evlere çekilmemiştir.kanalizasyon şebekesi yoktur.村子裡有自來水,但它沒有連接到家家戶戶。
Savaşa girmeden önce puro içmeyi seven 45 yaşında bir adamdır.41歲,極愛抽煙。
Köyde 1998 yılında yapılan hayvan içmesuyu göleti bulunmaktadır.動物賣淫首發現於1998年。
Mahallenin 1984 yılından bu yana içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur.1940年之前油塘未有發展,仍屬市郊地帶。
İlgili Sayfalar