içme ile cümle
içme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
2007 yıl sonu itibarı ile içme suyu şebekesi faaliyete geçmiştir.انتصبت بها منذ مطلع عام 2007 وحدة لتعليب المياه المعدنية.
En az 2 milyar insan ise hala güvenli olmayan kirlenmiş içme suyu kaynaklarını kullanmaktadır.أكثر من مليار يفتقرون إلى مياه الشرب النظيفة.
Kontamine içme suyunda larvanın öldürülmesi için temefos adlı kimyasal kullanılabilir.يمكن معالجة مياه الشرب الملوثة بمادة كيميائية تسمى تيميفوس لقتل اليرقة.
Tedavi dehidratasyonu önlemek için yeterli miktarda sıvı içmeyi gerektirir.أما علاج المرض يتضمن شرب كمية كافية من السوائل لمنع الجفاف.
İçme suyu kalitesindeki sularda yaşar.تجنب السباحة في الماء الملوث.
Ayrıca İçme suyu şebekesi mevcuttur.وأيضاً تستهلك المشروبات الغازية.
Tütün içmek Pasif içicilik Sigarayı bırakmak Vareniklin ^ "Tüttürmek".و "الفوائد الصحية للامتناع عن التدخين مباشرة و كبيرة. ""
Mahallede 1980'li yıllardan bu yana içme suyu şebekesi bulunmaktadır.في القرية شبكة مياه منذ عام 1980.
Sam sigara içmeye alış.تدخين السجائر.
Köyün içme suyu şebekesivardır, kanalizasyon şebekesi yotur.تفتقر القرية لمياه الشرب النظيفة، نظرًا لاختلاطها بمياه الصرف الصحي.
Doktor kızdı ve bir daha kesinlikle sigara içmemem gerektiğini söyledi.في عمر التاسعة، كانت مُدخنة و انكرت في السابق ان التدخين اثر بصوتها.
ICME'ler uzay havasının tek nedeni değildir.برنامج ظواهر ليست من الدين على قناة الإيمان الفضائية.
Köyün içme suyu şebekesi vardır ve sürekli su verilebilmektedir.أما بالنسبة للمياه فيحظى سكان القرية بمضخة واحده فقط ولديهم مياه طوال الوقت.
2006 - İskoçya'da kamusal alanlarda sigara içmek yasaklandı.اعتبارا من أكتوبر 2010، تم حظر التدخين في الأماكن العامة في البلاد.
Mahallenin içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır PTT şubesi yoktur.المنزل يمتلك نظام تيكنلوجي لتوزيع المياه وللصرف الصحي وهو غير متصل بشبكة المياه بالمدينة.
Rus uzmanlarının yaklaşık 40 yıldır burada içme suyunun hidrokarbon ve mineral rezervleri çalışmaları vardır.ويقول إن الروس يملكون مجموعة من الأسلحة الحرارية لمدة أربعة عقود على الأقل.
İçme suyu her iki mahalleye de akmaktadır.تموين الطعام يتم من كلا الطائفتين.
Kahveni nasıl içmeyi seviyorsun?كيف تحب أن تشرب قهوتك .
Sigara içmekten vazgeçtim.لقد أقلعت عن التدخين
Tom hemen hemen her gece içmeye gitti.طوم كل يوم عنده سهرة شرب
İçmekten kaçınırım.أنا ممتنع عن شرب الكحول
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...Queria apenas viver, comer, dormir.
Genelde insan kanı içmez.Muitos nem bebiam sangue.
Mahallenin [[içme suyu şebekesi ve kanalizasyon vardır.Companhia de Água e Esgotos da Paraíba (Cagepa).
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Os fumadores têm um risco duas vezes superior de desenvolver a doença em relação a não-fumadores.
Barajdan Aliağa ve İzmir'e içme suyu sağlanmaktadır.Entre as bebidas, destaca-se o orujo (aguardente) e a sidra.
Hastalığı önlemek için en iyi yapılabilecek sigara içmemektir.A melhor maneira de prevenir a doença é não fumar.
Searle aşağıdaki şu örneklerle bunu netleştirmektedir: Sam sigara içmeye alışıktır.De acordo com Searle, as frases: Sam fuma regularmente.
Sonunda öğle yemeğinde buluşan Barton, Mayhew ve Audrey yazarlık ve içki içmek hakkında konuşurlar.Quando eles finalmente se encontram para almoçar, Mayhew, Audrey, e Barton discutir a escrita, enquanto bebem.
Rus lider (geleceği görebilen güçleri ile ünlü), zehirli kupadan içmeyi reddeder.O líder dos rus', renomado por seus poderes oraculares, se recusou a beber da taça que continha o veneno.
Noot Seear, Heidi: İnsanların kanını içmeleri için onları Volturi vampirlerine taşıyan bir vampir.Noot Seear como Heidi, uma vampira que leva humanos para os Volturi se alimentarem.
Hanami kutlamaları genellikle yeme ve içme, oynama ve müzik dinlemek gibi etkinlikleri içerir.As celebrações do hanami normalmente envolvem muita comida, bebida e música.
Duyguları vardı; yeme, içme, dövüşme, ağlama gibi eylemlerde buluuyor, hastalanıp ölebiliyorlardı.Eles sentem emoção, podem comer, beber, lutar, chorar, adoecer e morrer.
Peter bunun üzerine son bir bira daha içmeye karar verir ve içtiği biranın içinden ödül çıkar.Peter decide beber somente mais uma cerveja, na qual ele acha o último pergaminho de prata.
Sam alışkın olarak sigara içmek ister.Que Sam fume regularmente!
Daha sonra çok içki içmeye başladı ve 1984 Mayıs ayında öldü.Bebeu muito e morreu em 1989.
O yüzden acıyı şalgamı içmeden hemen önce katmak daha iyi olur.É necessário agitar bem antes de puncionar o medicamento do frasco.
Sigara içmeyi bırakmıştı ve gittikçe zayıflıyordu.Ainda assim, ele continuava a fumar e parou de perder peso.
Ayrıca içmeyi çok seviyor.Gosta de beber.
İnsanın içinde dışarı çıkıp bir şeyler içmek için müthiş bir istek uyandırıyor..Dá uma grande sensação interior, como quereres e teres vontade de sair e beber...
Sade bir yaşam sürdü, kendine ait bir arabası olmadı, hiç sigara içmedi ve alkol tüketmedi.Arturi Virtanen levava uma vida simples: não tinha carro, não fumava e não bebia bebidas alcoólicas.
Bulmacanın orijinalinde soru "Kim su içmektedir?" şeklindedir.Entre as perguntas, estavam algumas como 'você fuma?' 'você bebe?'.
İlk ara verilince koca, sigara içmek için dışarı çıkınca Gurov, şaşkın ve ondan kaçan Anna'yı selamlar.Quando o marido da moça sai para fumar, Dmitriy cumprimenta Anna, que fica desnorteada e foge dele.
Mahallenin içme su şebekesi vardır.O município possui sistema de abastecimento de água.
Mahallenin 2003'ten beri içme suyu şebekesi vardır.Os Terra D'Água existem desde 2003.
Günümüzde de kuyu içme suyu temininde kullanılmaktadır.O sarilho é empregado ainda hoje no abastecimento de água.
Çay'ı ve çay içmeyi çok sever.Tudo que sabemos é que ele gosta de tomar chá.
Doktor kızdı ve bir daha kesinlikle sigara içmemem gerektiğini söyledi.Évelyne era fumante mas diz não fumar mais.
Yemek yemiyor, sadece içmeye devam ediyordu.Eu não bebo muito, mas eu estava bebendo.
Dracula'nın kanından içmesini söyler.Ele ordena que Scarlett beba com ele.
Köyün içme suyu şebekesi yoktur ve kanalizasyon şebekesi yoktur.O local não apresenta infraestrutura para o turismo e não possui espaço suficiente para acampar.
Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha annesinin rahmindeyken Kutsal Ruh’la dolacak.Comei e bebei, amigos; bebei fartamente, ó amados.
İçme suyu şehir ihtiyacını karşılamaktadır.Captação de água potável para a cidade.
İsim mahalledeki içme suyu kuyusunun 85 metre derinliğinde olmasından dolayı verilmiştir.O seu nome deve-se facto de o rio ser subterrâneo durante cerca de 500 metros.
Düzenli olarak balığa çıkardı, yemek seçmez, sigara içmez yanında da içilmesine izin vermezdi.Nadava todas as manhãs e nem bebia alcool nem fumava.
İçme suyu 4 ayrı kaynaktan gelmektedir.Eau de Parfum vem em quatro diferentes tamanhos.
İçme suyu sıkıntısı yaşanmaktadır.Pode comprometer o abastecimento de água potável.
Köyün kendine ait içme suyu şebekesi vardır ayrıca her evin kendine ait kanalizasyon şebekesi vardır.Cada aldeia tem um poço artesiano e uma caixa d'água que abastece todas as casas.
İçme suyu şebekesinin üzerinde 30 yıl geçmiştir.100 Anos de Comércio em Alcobaça.
Boksörlere yasak olsa da sigara içmeyi bir sembol haline getirmişti.Apesar de ter parado de beber, era um fumante inveterado.
İlgili Sayfalar