içki ile cümle
içki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Votka, Rusya'nın millî içkisidir.ロシア3大ウォッカの一つ。
Issız bir yerde içkiye devam ederek geceyi geçirmek istiyorlarmış.泥酔の末、放浪の旅に出た。
Yine içkinin Tanrı’ya sunulması da içkinin kutsal bir önem ifade ettiğini göstermektedir.のちに酒の神様を祀るところから「酒列」となったとされる。
Holden bu sırada içki içmeye başlar.ドレビンが愛飲している。
Alkollü içkiler tesirlerini ihtiva ettikleri etil alkol ile sağlarlar.アルコール依存症患者が持つ酒への欲求を低減させ得るという暫定的なエビデンスがある。
Bazı eyaletler bundan önce zaten eyalet çapı içki yasakları uygulamışlardı.まずジョージア州が州全体の禁酒法を成立させた。
Mojito, popüler bir yaz içkisi olarak kabul edilir.爽快な夏の飲み物として有名である。
Poktanju (Korece: 폭탄주) ya da bomba içki, iki içeceğin karışımından oluşur.飲精(いんせい)または精飲(せいいん)とは、精液を飲むこと。
Dean, içki ve kadın düşkünüdür.乙女の血と酒を好む。
"Küves" denen içkiyi çok sever.ポーランド人にはアルコール好きが多い。
İçkili eğlenceler ve Tiyatral etkinlikler de düzenlenir.芸術展示や演劇上演が行われる。
Öteki haram içkiler ve uyuşturucular, çok daha zararlıdır.酒癖と女癖が非常に悪い。
Paga Slaves (Paga Köleleri): Paga, Gor'da yaygın olan bir içki çeşidi.さしめし(不定期) みのもんたの“さしのみ”に似せて飲み屋の中の設定。
Benim babam ne sigara ne de içki içer.私の父は煙草も吸わないし、酒も飲まない。
Size bir içki önerebilir miyim.飲み物を差し上げましょうか。
Cahiliyede puta tapmaz, içki içmez, günâha dalmazdı.過午不食(午後不得飲漿),過中午之後不得飲漿。
İçki yasaklandı.禁止饮酒。
Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha annesinin rahmindeyken Kutsal Ruh’la dolacak.英作覺得長子不盡為人妻子、母親的責任而不悅,常常到幸樂飲酒澆愁。
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.他喝了瓶酒后,昏昏入睡。
Kafe Köşesi isimli tabloda ise bir adam sigara içerken arkasındaki garson kadın içkileri servis etmektedir.在《咖啡厅演唱会的角落》,一名男子在抽烟,而他身后一女招待提供饮料。
Düğünlerde içki içilmez.在聖餐禮中不用酒。
Mouth eskiye göre daha fazla içki içmektedir.口口口,勸君更盡一杯酒。
İlk demlemenin ardından meyveler ikinci grup içkilerde gene haftalarca bekletilir.最早的「川田」或後來的「河田」都是指河邊的田圃。
Paga Slaves (Paga Köleleri): Paga, Gor'da yaygın olan bir içki çeşidi.此泉味甚甘,盛於杯中,可略浮出杯面不溢。
Genç Cato bile tam bir içkici olarak biliniyordu.據凱的描述,小李即使只飲一點兒酒,也很容易醉。
Bir röportajında, arada sırada sigara içtiğini; nadiren de alkollü içki tükettiğini söylemiştir.他曾在采访中提到,他很少喝酒,只会偶尔饮用香槟,并已经戒断了香烟和大麻。
Sarhoşken ağzından bildiklerini kaçırmaktan korktuğundan içkiyi bırakacaktır.卷梅庵 天幻流當主,人稱「醉梅庵」。
Lindemann alkole oldukça düşkündür; en sevdiği içki tekila'dır.艾殊頓最喜愛的食物是披薩,而最喜愛的飲品是胡椒博士。
Bir adam içki içmiş sarhoş olmuştu.一喝醉就會哭。
Zehirli içkiyi içen Sophonisba öldü.索福尼斯巴于是从容地喝下毒药自尽身亡。
Sürenin sonunda tekrar süzülen içki şeker, karamel, alkol ve su ile karıştırılır.一年后,酒液再次过滤,并掺入白糖、焦糖,酒精和水。
İçki içmezler, oruç tutarlar ve cinsellikten uzak dururlar.姑與所私飲,並欲污之,命妙鳳取酒,挈瓶不進。
İstanbul'da içki ve tütün kullanımını yasaklamıştır.穆拉德四世在伊斯坦堡嚴禁酒精、煙草及咖啡。
Beth babasını da kaybetmesinden dolayı çok sinirlidir ve ilk kez içki içmek istemektedir.她不敢回家,因为她爸又在酗酒。
Pisco, bir brendi olup, Peru ve Şili'nin ulusal içkisidir.PISCO也是智利與秘魯的國民酒,所以P!
Bunu babasının elinden aldığı içki şişesiyle yapar.他说服了他的父亲用瓶装威士忌。
(Köroğlu havasıyla) içki demleri düzenlenir.』乃汲水共飲,果中毒死。
Erkek tarafındaki düğünlerde ise akşam yemeklerinden sonra "meclis" adı verilen içkili eğlenceler yapılır.婚禮後新人入洞房必要共飲「交杯酒」。
Akvavit, en yaygın damıtık içkidir.莫吉托是最有名的蘭姆調酒之一。
400 yıldan uzun zamandır mevcut olan bir içkidir.超過400年的現實橫跨。
Bumbumu içtikten 10 dakikaya kadar başka bir içki içmemeniz önerilir.您应当要注意,在任何公众场所,千万不可喝你已离开过的饮料,即使只有一分钟。
Hoşlarına giden bu içkiyi üretmeye karar vermişlerdir.喜欢的饮料为可尔必思。
İkisi de gençliklerinde içki ve eğlenceyi çok seven, edebiyata düşkün, hazcılığı benimsemiş kimselerdir.하고는 화분마다 각각 술 두 잔씩을 따라 주고 자신도 마시고, 주거니 받거니 하다가 신용개도 또한 취하였다.
Köylüler köydeki barda bir içki içmelerini teklif ederler.마을 주민들은 선술집에서 술마실 것을 제안한다.
Soju (소주), kelimenin tam anlamıyla "yanan içki" anlamına gelir.소주라는 말은 태워서 만든 술이라는 뜻이다.
Bu yasa yasaklanan içkileri belirledi.그 법에서는 특히 술에 취하는 것을 금지하지 않았다.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.독을 마시면 잠이 들게 된다.
İçki içtiğinde kendisine hakim olamıyordu.그녀가 그 마술의 물을 주었을 때 그는 마시려 하지 않는다.
Öteki haram içkiler ve uyuşturucular, çok daha zararlıdır.지나친 음주나, 마약 같은 것들과는 정말 거리가 멀다.
Holden bu sırada içki içmeye başlar.당시 알토넨은 술을 마시고 있었다고 한다.
Sonra bardağına içki koyar.그때 그는 음주 운전을 하게 된다.
O da babası gibi bir yerden sonra kendini içkiye verir.그는 자신의 아버지가 술에 취해질 때까지 잠시 집을 떠나기로 결정했다.
Sigarayı ve içkiyi bıraktı.그는 술과 담배를 멀리했다.
İçtiği içkisini arabaya koyup arabadan çıkar.꽃을 그늘에 말려 차로 마시기도 한다.
Fakat Cassio'nun ayağa kalkamayacak kadar içkili olduğunu şaşırarak görür.하지만 세조는 술에 취해 실수한 것이라며 논하지 말라고 당부했다.
İçki yasaklandı.술이 이를 말렸다.
Sucre bir yudum içki içip, dua ettikten sonra aynısını yapar.소크라테스는 무엇을 의지하고 무엇을 근거로 하여 태연하게 독배를 마셨는가.
Çilingir sofrası, Rakı içilen özenle hazırlanmış içki sofrası.목칠도형배는 해당화의 밑둥치로 만든 표주박으로, 휴대하여 쓰는 음료수잔이다.
Bumbumu içtikten 10 dakikaya kadar başka bir içki içmemeniz önerilir.관우가 나서기 전 조조가 따라준 술이 채 식지도 않았다는 묘사를 더하였다.
Dean, içki ve kadın düşkünüdür.좋아하는 것은 술과 싸움과 여자.
İlgili Sayfalar