içki ile cümle

içki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Mouth eskiye göre daha fazla içki içmektedir.그러나 무과시험은 학과보다 술과를 중시하였다.
İddialara göre Oktar içkiye düşkündü.영조가 술을 마셨다고 의심했을 때였다.
Aperitif veya aperatif, genellikle yemekten önce sunulan içkilerdir.식전주는 보통 식욕을 자극하기 위해 식사 전에 제공되는 술의 일종이다.
Dönemin bazı figürlerinin de içki kullandıkları bilinmektedir.신석기 시대부터 술을 만들기 위해 발효를 사용해 왔다.
Soju (소주), kelimenin tam anlamıyla "yanan içki" anlamına gelir.פירושו המילולי של סוג'ו (燒酒) הוא "משקה שרוף".
Bir adam içki içmiş sarhoş olmuştu.הוא הרג פעם שוטר כאשר היה שיכור.
Fakat Cassio'nun ayağa kalkamayacak kadar içkili olduğunu şaşırarak görür.מונטאנו נכנס לקרוא לקאסיו למשמרת, אך מופתע לגלות את קאסיו שיכור ובקושי מסוגל לעמוד על רגליו.
İddialara göre Oktar içkiye düşkündü.מקורות טוענים כי במהלך הטקס וסט היה שיכור.
Bu eylemler, içkin ilişki aracılığıyla birbirine bağlanırlar.כל אחד מהתהליכים הללו עלול להיות מושפע על ידי אלכוהול.
1933 - Birleşik Devletler'de 14 yıldır devam eden içki yasağı kalktı.בשנת 1934 איבדה את אזרחותה האמריקנית מאחר ששהתה מחוץ לארצות הברית למעלה משלוש שנים.
Alkoliktir ve sürekli içki içer.נוהג לרוב לשתות ולהשתכר.
"Küves" denen içkiyi çok sever.הוא שומר על כוס גדולה של חלב אותה הוא אוהב.
Bir demecinde:"Gergindim, içki içiyordum ve olgun değildim.הכיתוב: "הייתי צמאה באופן בלתי נסבל.
Babası bir içki satıcısıydı.אביו היה סוחר יין.
Yemekli ve içkilidir.הגשת האוכל והשתייה.
Yüksek alkollü bir içkidir.כולם משקאות אלכוהולים חזקים.
Sonra bardağına içki koyar.בטעות, הוא שתה בעצמו מן הכוס.
Babam birkaç içki içtikten sonra beni arardı ve ben ne diyeceğimi bilemezdim.אבי נהג לקרוא לי אחרי שהיה שותה משקאות אלכוהול משכרים ואני הייתי דוממת, לא היה לי מה להגיד.
Son aşamada ise istenilen miktarda su eklenmesiyle içkideki alkol oranı düşürülür.ובשלב הבא המים יעברו השבחה עד לרמה של מי שתייה רגילים.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.אליהו אוכל מעט וחוזר לישון.
Holden bu sırada içki içmeye başlar.Хиндли започва да пие.
Daha sonra çok içki içmeye başladı ve 1984 Mayıs ayında öldü.Той става алкохолик и през май 1984 г. е намерен убит.
Buna karşılık Ebû Zerr: "Zina etse, içki içse, hırsızlık etmiş de olsa da mı?" diye sorar.После сърдито ме запитаха: „Ти ще даваш ли ядене и пиене или да те заколим?“.
Alkoliktir ve sürekli içki içer.Алертън, пият нещо друго.
Buna rağmen Tal sigara tiryakisi ve içki tutkunuydu.Но затова пък е запален пушач и пие много кафе.
Arak, anason aromalı bir alkollü içkidir.Мастиката е високоалкохолна анасонова спиртна напитка.
25 Ekim 2006 yılında uzo Yunanistan tarafından ulusal içki olarak tescil edilmiştir.На 26 октомври 2006 г. Гърция придоби правото да отбелязва узото като изцяло гръцко питие.
Şarkıcı kadının ortağı olan bir kadın ise Rahmi'nin içkisine uyuşturucu ilaçlar atmıştır.По думи на певицата, баща ѝ пиел, дори взимал наркотици.
Sadece bara içki içmeye geliyorlar.Занимава се с търговия с алкохолни напитки.
Votka, Rusya'nın millî içkisidir.Той е за купата на Русия.
Bu sırada evini ve ailesini ihmal etmeye, eve geç ve içkili gelmeye başladı.Помага на старицата да влезе вътре и да си отдъхне и да пие вода.
Fakat Cassio'nun ayağa kalkamayacak kadar içkili olduğunu şaşırarak görür.Възприето е че FIKA е много повече от пиене на кафе.
Uyandıktan sonra üç saat içinde içki içilir.След 1 час се прецежда и се пие като чай.
Kuzular kesilir, içkiler içilir.Виждайки това, останалите започват да чупят бутилки и чаши.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.Тя се отдава на спомени за младостта си и постепенно заспива.
Bu testilerle tanrıları özel törenle su ve kutsal içki sunuyordu.По време на тези тайнства посвещаваните (мисти) докосвали свещени предмети, отпивали от свещени напитки.
Küçük kasabada berberlik yapan Ed Crane, içki problemi olan ve muhasebecilik yapan Doris ile evlidir.Ed Crane je brijač iz predgrađa, oženjen s Doris, knjigovođom alkoholičarkom.
Babasının ailesi Yeni Zelanda'nın en büyük içki perakendecisi Neill ve Co'nun sahibiydi.Roditelji su mu posjedovali najveću prodavaonicu pića na Novom Zelandu.
Bir adam içki içmiş sarhoş olmuştu.Ljudi su se smijali misleći da je pijan.
18 yaşında annnesinin ölümü nedeni ile başladığı içki problemi nedeni ile bursunu kaybetmiştir.Izgubio je stipendiju zbog opijanja, koje je uslijedilo nakon smrti njegove majke kad mu je bilo 18.
Nerman sıkı bir vejetaryendi ve içki karşıtıydı.Bio je vegetarijanac i protivnik alkohola.
Daha sonra kasıtlı olarak kin duyduğu Holloway'ın içtiği içkisinin içine bu sıvıdan damlatır.Nakon toga stavlja jednu kap u alkoholno piće koje daje Hollowayu.
Tekila, alkollü Meksika içkisidir ve ismini Jalisco eyaletine bağlı bir kasaba olan Tequila'dan alır.Tequila je alkoholno piće primarno napravljena u okolici Tequile, grada u zapadnoj meksičkoj državi Jalisco.
Votka, Rusya'nın millî içkisidir.Vodka je pôvodom ruský alkoholický nápoj.
İçki yasaklandı.Nezakazujú pitie alkoholu.
Küba'nın milli içkisi rom şekerkamışından üretilir.Známy kubánsky rum sa vyrábal práve z nej.
İçki daha sonra düzenli olarak sipariş edildi.Tento sa neskôr usporadúval pravidelne.
Yüksek alkollü bir içkidir.Silné, veľmi plné pivo.
17) içki içer.Pijú chlapci, pijú 53.
Artık sabah akşam içki içip, barlara takılmakta, partilerin aranan adamı olmuştur.Tú noc sme išli von a opili sa, potom sme mali túto prekliatu skupinu.
İstanbul'da içki ve tütün kullanımını yasaklamıştır.V Istanbulu je prepovedal uživanje alkohola, tobaka in kave.
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.Zaradi tega pritiska se je njegova nagnjenost do pijače še poglobila.
Sürenin sonunda tekrar süzülen içki şeker, karamel, alkol ve su ile karıştırılır.Ko mine ta doba, se tekočina še enkrat prefiltrira, nakar se ji primeša sladkor, karamela, voda in alkohol.
Toy denen şölenlerde bol yemek ve içki ikram edilmesi gelenekti.Tako se s pitjem čaja zaželi dobrodošlica in osnovna pogostitev.
Mojito, popüler bir yaz içkisi olarak kabul edilir.V Egiptu je kisel, ohlajen napitek iz tamarinde priljubljen poleti.
Yemekli ve içkilidir.Tako bo lahko fant jedel in pil.
At sütü ve kımız Türklerin yegâne içkisi idi.Irski viski je bil ena prvih žganih pijač v Evropi.
İkili, orada kaçak içki içerler ve birbirleri hakkında daha fazla şey öğrenirler.Med pogovorom obe spijeta precej alkohola in se pogovarjata o starih časih.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.Uspešno izpelje svoj načrt, nato pa ponovno potone v spanec.
Tuz, demir ve içki üretiminin yanı sıra bronz sikkeler de bu tekellerin arasındaydı.Kasneje - v bakreni, bronasti in železni dobi - so se pojavila rezila iz teh kovin.
İlgili Sayfalar