içki ile cümle
içki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Fakat bu ziyaret sırasında Lucy Poly'ye sunduğu içkiye bir zehir koyarak Poly'yi öldürmeye yeltenir.Under en krangel slår Ali Yeter til døde i fylla.
Konyak veya Kanyak, Fransa'nın doğusunda, adını üretildiği "Cognac" kasabasından alan alkollü içki.Konjakk, eller cognac, oppkalt etter området Cognac i Frankrike, er en type druebrennevin.
Babam birkaç içki içtikten sonra beni arardı ve ben ne diyeceğimi bilemezdim.Ayahku biasanya meneleponku saat ia sehabis minum-minum dan Aku tidak tahu apa yang harus kukatakan.
Şarabın ülkenin birçok kesiminde yaygın olmasına rağmen Almanya'nın millî içkisi bira olarak bilinmektedir.Meski wine banyak diminum di banyak kawasan Jerman, minuman alkohol nasional negara ini adalah bir.
Namaz kılmayan, zînâ eden veya içki içen kişiler fâsık sayılırlar.Adapun orang yang memohon kepada Yang Mahakuasa, cepat atau lambat akan dikabulkan jika sungguh-sungguh.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.Diapun tersenyum dan memilih tertidur kembali.
Fakat Cassio'nun ayağa kalkamayacak kadar içkili olduğunu şaşırarak görür.Erza ditunjukkan tidak tahan meminum minuman keras.
Bir başka örnek, Kûfe Valisi Velîd bin Ukbe içkili hâldeyken birkaç defa namaz kıldırmıştı.Maka datangilah ia dan shalat di dalamnya, karena shalat di dalamnya seperti salat 1.000 rakaat di selainnya."
İçki yasaklandı.Minuman sudah tersedia.
Bir içki içtikten sonra Rachel, Megan ile yüzleşmek için trenden ayrılır.Setelah banyak minum, dalam keadaan mabuk Rachel naik kereta untuk melabrak Megan.
Ve kanından tanrılar için bir içki yaratıldı.Di sana dia dijadikan sebagai pembawa minum bagi para dewa.
Bunun üzerine çok düşkün olduğu içkiyi kesip perhize başladı.Di sini Allah mengajar mengenai minuman beralkohol dan pengaruhnya yang merusak.
Bir sopa ve kafatasından içki kupası (kapala) tutar .Di sana pula mereka beternak domba dan minum susunya.
Hank küfürlü konuşan,sürekli içki içen ve kavga etmeyi seven birisidir.Leo selalu menemani Hariman yang selalu gentayangan di diskotek, minum-minum dan suka berkelahi.
Yemekli ve içkilidir.Makanan dan minuman.
İçki daha sonra düzenli olarak sipariş edildi.Pemenuhan pesanan kemudian dikerjakan secara biasa.
Babası bir içki satıcısıydı.Ibunya seorang peminum.
Otellerin birçoğunda içki satışının bulunduğu kulüp ve barlar bulunmaktadır.Klub dan bar banyak ditemukan di hotel karena hukum liquor.
Sovyet votkasından sonra en sert içki %75 alkol oranı ile Absint'dir.Kadar alkohol yang paling umum untuk soju adalah 20% ABV.
Elde kalan içkiler (Linje Aquavit) yine gemilerle Norveç'e geri getirildi.Kapal perang Norge dikirim untuk membawa kembali jenazahnya ke Norwegia untuk dikuburkan di sana.
Bu içki Amerikan dış ticaret çarklarından biriydi.Ketika itu ia membuat minuman tersebut untuk memikat turis dari Amerika.
Daryl, Beth'e gülümser ve bunun için daha çok kaçak içkiye ihtiyaçları olacağını dile getirir.Daryl mỉm cười và nói với cô rằng họ sẽ cần thêm rượu.
İçki ve alkollü ürünlerin tüketilmesinden uzak durmayı ifade eder."Chúng ta đang nói về việc ngăn chặn nhập khẩu và sản xuất rượu lậu.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.Ông đủng đỉnh ăn hết rồi ngủ một giấc no say.
Uyandıktan sonra üç saat içinde içki içilir.Thuốc được uống trong vòng 30 phút sau khi ăn.
Yüksek alkollü bir içkidir.Anh cũng là một kẻ ghiền rượu hạng nặng.
Dean, içki ve kadın düşkünüdür.Okina thích uống rượu và … những cô gái đẹp.
Poly zehirli içkiyi içmekten son bir dakikada imtina edip zehirlenmekten kurtulur.Uống thuốc độc liên tục cuối cùng bị độc phát mà chết.
Bilgisayarın oradan geçince içki koyduğu bardak çatlar ve içinden içki bilgisayarın içine dökülür.Cô uống ly rượu vodka đó khi cô bước vào phòng máy vi tính.
Genellikle de içkinin üstüne küçücük bir tutam atılır.Nó thường được dung nạp tốt sau liều uống.
Yüzbaşı'nın evine gelen yeni mürebbiye (Clara Oswin Oswald) aynı zamanda bir içki barında çalışıyordur.Người thử rượu Patrick Jouin cũng tới làm việc trong quán bar của khách sạn.
Bunu babasının elinden aldığı içki şişesiyle yapar.Có một chiếc còi cảnh sát mà bố cậu tặng cho.
Aynı etkiyi yapması için daha fazla içkiye gereksinim duyulur.同じ酩酊を感じるのに要する飲酒量が増大する。
İçki yasaklandı.飲酒は禁じられている。
Eliot Ness (19 Nisan 1903 – 16 Mayıs 1957), Amerikan İçki Yasağı teftiş memurudur.エリオット・ネス(Eliot Ness、1903年4月19日 - 1957年5月16日)は、アメリカ合衆国財務省(のち司法省に移管)の酒類取締局の捜査官。
400 yıldan uzun zamandır mevcut olan bir içkidir.400年前からの年季の入った酒好きでザル。
Şarabın ülkenin birçok kesiminde yaygın olmasına rağmen Almanya'nın millî içkisi bira olarak bilinmektedir.ドイツの多くの部分でワインが親しまれているが、国民的酒類はビールである。
Rüyalarında para, içki ve kadın eksik olmaz.酒と金と女に目がない。
Buna karşılık Ebû Zerr: "Zina etse, içki içse, hırsızlık etmiş de olsa da mı?" diye sorar.小山いわく「(前略)この野郎にはズボラをいいのか悪いのかってえのを、ちゃんと心得てズボラをする男ですね(後略)」。
Kuran-ı Kerim'de içkiyle ilişkin Mekke ve Medine dönemine ait ayetler bulunmaktadır.この飲み物は、一般にラマダーンの月にイフタールの際に飲まれる。
Bugüne kadar üretilmiş en sert içkidir.これは今まで販売された白ワインのうち最も高価なものである。
Yemekli ve içkilidir.食事及び飲料込。
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.その理由は、彼の飲酒問題だった。
Sonra bardağına içki koyar.そしてコップの中に餌を入れておく。
Hoşlarına giden bu içkiyi üretmeye karar vermişlerdir.この際、好きだった酒を止める。
Metaxa aynı anda 65 ülkeye ihraç edilen ilk içki olma özelliği taşımaktadır.これまで世界65カ国に輸出され、初めて宇宙で飲まれた酒でもある。
Sucre bir yudum içki içip, dua ettikten sonra aynısını yapar.ソクラテスは上機嫌にそれを受け取り、神々に祈りを捧げてから、平然とそれを飲み干す。
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.一緒に酒を飲んでついつい爆睡。
Bu kuruluşa katılmak için "sadece içki içmeyi istememek" yeterlidir.ただし、現在は「飲用には適さないので、飲まないように」と看板が立っている。
Fakat Cassio'nun ayağa kalkamayacak kadar içkili olduğunu şaşırarak görür.ディペンドラは事件時に自分では立てないほどの泥酔状態であったとされる。
Uyandıktan sonra üç saat içinde içki içilir.30分以上置いた後、これを1日で飲用する。
Akvavit, en yaygın damıtık içkidir.沖縄では最も一般的な飲料。
İkili, orada kaçak içki içerler ve birbirleri hakkında daha fazla şey öğrenirler.宇野こうたとは飲み仲間であり同人をちゃんづけする程に仲が良い。
Kuzular kesilir, içkiler içilir.骨酒 下関酒造
Ağızdaki içki kokusunu gidermek için çiğnenir (meyhaneci otu adı buradan gelir).ワインを口に含んだ後鼻に抜ける香りのことはブーケという。
Bir gün yine içkili olarak getirildi.」と再び一喝したとある。
Edirne'de sarayda içki alemleri ile iyi vakit geçirmeye kendini terk etti.野呂瀬の先輩分で、仲が良くプライベートで一緒に飲みに行ったりもしていた。
İddialara göre Oktar içkiye düşkündü.天明自身は酒がかなり好きだったといわれる。
Ayrıca mataralara konulmak üzere de içki verildi.また、酔った客をトイレまで案内するために退室している。
Alkollü içki servisi yapılmaz.酒類の販売はない。
İlgili Sayfalar