içki ile cümle
içki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Nick Minnie'nin şerefine içilmek üzere herkese bir içki ısmarlar.Nick ehdottaa maljaa Minnielle.
New York State Liquor Authority ("New York Eyâleti İçki Müdürlüğü"; SLA) ile daha zor geçindiler.Järjestöllä oli kuitenkin enemmän vaikeuksia New York State Liquor Authorityn (SLA) kanssa.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.John palaa kotiin ja juo itsensä humalaan.
İçki yasaklandı.Humaltuminen on kielletty.
Bir adam içki içmiş sarhoş olmuştu.Minun oli jano, ja te annoitte minulle juotavaa.
Yüksek alkollü bir içkidir.Tee on tärkeä juoma.
Votka, Rusya'nın millî içkisidir.Vodka kuuluu venäläiseen ruokapöytään.
Parti üç gün sürmüş ve 5 ton içki ve yiyecek tüketilmiştir.Laika pyrittiin pitämään hengissä 10 vuorokautta ja sitä varten mukana oli ruokaa ja juomaa.
Babası bir içki satıcısıydı.Hänen isänsä oli viinikauppias.
İçkinin içeriğini kimin yaptığı veya kimin isimlendirdiği konusu tam olarak net değildir.Ketä, tai mitä lohikäärme selässä tarkoittaa, ei ole tiedossa.
Hoşlarına giden bu içkiyi üretmeye karar vermişlerdir.Tämä rakastuu vettä juomaan tulleeseen mieheen.
Tenten "Loch Lomond" marka içki olan bir yük treni görür.Haddockin mielijuoma on Loch Lomond -merkkinen viski.
Challis kasabadaki bir markete içki almaya gider.Virpi saa houkuteltua Vapun paukuille hotellille.
Alfredo herkes ile birlikte ünlü içki aryasını söyler (Libiamo, ne' lieti calici).Alfredo yllytetään laulamaan juomalaulu (brindisi) Libiamo ne'lieti calici (Juokaamme ilon malja).
400 yıldan uzun zamandır mevcut olan bir içkidir.Kyseessä on tuhansia vuosia vanha joogamuoto.
İçki yeşilimsi bir renktedir.Teejuoma on väriltään hennon vihreää.
İçki ya da alkollü içecek, alkol (etanol) içeren bir içecektir.Booli on alkoholiton tai alkoholia sisältävä juomasekoitus.
İçki daha sonra düzenli olarak sipariş edildi.Myöhemminkin siirtoa esitettiin säännöllisin väliajoin.
Bar terimi mobilya olan ve genelde üzerine içkilerin konulduğu mobilyadan gelir.Kolpakko on perinteinen kahvalla ja usein kannella varustettu astia oluen juontiin.
Doktor Tom'a içkiyi bırakmasını tavsiye etti.Lääkäri suositteli, että Tom lopettaisi juomisen.
Akşam yemeğinden önce bir içki almak ister misiniz?Haluaisitteko ottaa drinkin ennen illallista?
Bir içki al.Ota drinkki.
İstanbul'da içki ve tütün kullanımını yasaklamıştır.Τότε απαγορεύθηκε στην Κωνσταντινούπολη ο καφές, το αλκοόλ και ο καπνός..
İçki yasaklandı.Το αλκοόλ απαγορεύεται παντελώς.
Ama içtiği içkiden dolayı bir şey söyleyemez.Ο ίδιος πάντως, όπως έχει δηλώσει, δεν πίνει.
Shōchū (Japonca: 焼酎), bir damıtılmış Japon içkisidir.Το shōchū (そば焼酎 sobajōchū·) φαγόπυρου, είναι Ιαπωνικό αποσταγμένο ποτό.
İçkili olan Roberto ona sataşarak onu bir şarkı söylemeye zorlar.Λίγο μεθυσμένος, ο Ρομπέρτο της ζητά να τραγουδήσει και εκείνη συμφωνεί ήρεμα.
Sigarayı ve içkiyi bıraktı.Από τότε σταμάτησε να πίνει και να καπνίζει.
Kına gecesi yemekli ve içkilidir.Γιατί είναι πρωί και πιες και φάγε.
Genel olarak tanrıların bu olayların doğasında içkin varlığından söz edilirdi.Οι θεοί πιστευόταν γενικά ότι ήταν παρόντες σε αυτά τα φαινόμενα, παρόντες στη φύση.
Sigara ve uyuşturucu kullanmıyor, içki içiyor.Δεν παίρνω ναρκωτικά και δεν πίνω.
Mojito, popüler bir yaz içkisi olarak kabul edilir.Η κανέλα είναι ένα δημοφιλές άρτυμα σε πολλά αλκοολούχα ποτά.
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.Αυτά του τα χαρακτηριστικά επιδείνωνε η ισχυρή τάση του προς το ποτό.
İçki ya da alkollü içecek, alkol (etanol) içeren bir içecektir.Τα αλκοολούχα ποτά περιέχουν και αιθανόλη (αλκοόλ ή οινόπνευμα).
Çöküntü yaşayan yazar bununla baş edebilmek için yeniden içki içmeye başladı.Καθότι μεθυσμένος αρχίζει χαίρεται που τον ξαναβρίσκει.
Sucre bir yudum içki içip, dua ettikten sonra aynısını yapar.Ο Κούζκο καταφέρνει να πάρει το φίλτρο και το πίνει, επανακτώντας την ανθρώπινο μορφή του.
Uyandıktan sonra üç saat içinde içki içilir.Αποφύγετε την κατανάλωση αλκοόλ για 3 εβδομάδες μετά την επέμβαση.
17) içki içer.Παρασκευάζεται και ποτό.
Sadece bir içki alacağım.Θα πιω μόνο ένα ποτό.
Yemekli ve içkilidir.Der spises og drikkes.
İçki daha sonra düzenli olarak sipariş edildi.Skibet blev dog senere genbestilt.
Shaw, vejetaryen olmasının yanında ayrıca içki ve sigaradan da hayatı boyunca kaçınmıştır.Rockefeller afholdt sig helt fra alkohol og tobak i hele sit liv.
Votka, Rusya'nın millî içkisidir.Rusland er en del af vodkabæltet, og vodka drikkes over hele landet.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.Han smiler lidt og falder i søvn.
Zorla içki içirilerek arabaya bindirilir ve bir uçurum kenarına bırakılır.De hælder godt med whisky på ham og sætter ham i en bil på vej ned ad en lang bjergvej.
Özellikle Orta ve Latin Amerika ülkelerinde popüler bir içkidir.Drikken er populær i Spanien og Portugal såvel som i Latinamerika.
Alkoliktir ve sürekli içki içer.Samtidig begyndte han at tage stoffer og drikke jævnligt.
Tom bir içki ısmarladı.Tom bestilte en drink.
O içki içmez.Han drikker ikke.
Tom içki içmemeli.Tom bør ikke drikke.
Asla yalnız içki içmem.Jeg drikker aldrig alene.
Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha annesinin rahmindeyken Kutsal Ruh’la dolacak.Moren har verken tid eller evner til å ta seg av ham, hun drikker og får besøk av mannfolk.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.Victor reiser tilbake til leiren og drikker seg full.
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.På grunn av dette har han fått et alkoholproblem.
Bir adam içki içmiş sarhoş olmuştu.Etter at han hadde drukket et døde han.
Sake Japonların pirinç ve tahıl tozundan yapılan ulusal içkisidir.Sake er en japansk vin laget av ris som gjæres.
Shaw, vejetaryen olmasının yanında ayrıca içki ve sigaradan da hayatı boyunca kaçınmıştır.Rockefeller avsto gjennom hele livet sitt fra alkohol og tobakk.
Kuvvetli bir içkidir %40-%55 alkol içermektedir.Det inneholder vanligvis 40–45 volumprosent alkohol.
Sucre bir yudum içki içip, dua ettikten sonra aynısını yapar.Loke setter seg og drikker, og fornærmer æsene en etter en.
Yemekli ve içkilidir.Næringsliv Mat og drikke.
İlgili Sayfalar