içki ile cümle
içki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İçkiliyken araba kullanma.Bestuur geen auto onder invloed van alcohol.
Yardımından dolayı ona teşekkür etmek için ona bir içki ısmarladım.Als dank voor zijn hulp heb ik hem een drankje betaald.
İçki için teşekkürler.Bedankt voor het drankje.
Sana bir içki ikram edeyim.Laat me je een drankje aanbieden.
İçki yasaklandı.Zabronione było picie alkoholu.
Sigarayı ve içkiyi bıraktı.Równocześnie porzucił papierosy i alkohol.
Thorpe’un zaman zaman çok fazla içki içmesi çiftin 1924 yılında boşanmalarının büyük ihtimalle ana sebebidir.Okresowe problemy Thorpe’a z alkoholem sprawiły, że para rozwiodła się w 1924.
Finlandia markası, 1970 yılında Finlandiya'nın devlete ait alkollü içki şirketi Alko tarafından kuruldu.W 1970 roku, państwowe przedsiębiorstwo napojów alkoholowych Alko stworzyło markę wódki Finlandia.
İsolade Brangane'ye dolabında bulunan bir ufak şişeyi çıkarıp bunu bir bardak içkiye katmasını söyler.Adams zabrał z jej pokoju butelkę brandy oraz zegar.
Meyer Morgan Freeman’ın olay gecesi içki içtiğini iddia etmişti.Meyer, pasażerka samochodu, oskarżyła Freemana o niedbalstwo, twierdząc, że w dzień wypadku pił alkohol.
Votka, Rusya'nın millî içkisidir.Najpopularniejszym napojem alkoholowym Rosjan jest wódka.
1851 - Amerika’da içki yasağı, Maine eyaletindeki uygulamayla başladı.W latach 1851–1934 w stanie Maine obowiązywał zakaz produkcji alkoholu.
Düğünlerde içki içilmez.W trakcie uroczystego przyjęcia weselnego zabrakło wina.
17 Haziran 1862'de Renescure'de bir tahıl alkolü içki fabrikasına dönüşen bir çiftliğe açıldılar.W czerwcu 1862 nabyli farmę w Renescure, w której uruchomili dużą destylarnię.
Hoşlarına giden bu içkiyi üretmeye karar vermişlerdir.Klienci chętnie kupowali drinki z użyciem tego napoju.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.George upija się i wymiotuje przed wejściem do klubu, a następnie zasypia.
Bugün, tıbbi amaçlarla değil, tek başına içilen içkiler olarak ya da kokteyl yapımında kullanılırlar.Nie należy leków popijać napojami ani sokiem grejpfrutowym.
III. Mehmed içki yasağı uygulamaya koyuldu.Dlaczego Islam zabrania spożywania alkoholu?
Bu birim petrolün yanı sıra içkiler için de kullanılır.Technologia ta jest wykorzystywana również do produkcji napojów gazowanych.
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.Jak sam przyznaje, picie zrujnowało mu życie.
Ayrıca mataralara konulmak üzere de içki verildi.Pijano ją także dla smaku podczas podwieczorku.
Nick Minnie'nin şerefine içilmek üzere herkese bir içki ısmarlar.Alla dricker en skål till Robert Burns.
Holden bu sırada içki içmeye başlar.Till följd av detta börjar Hindley dricka.
Nerman sıkı bir vejetaryendi ve içki karşıtıydı.Gick sysslolös på gården och var alkoholist.
Yeni içkisini test etmek için, ilk önce beğenisini bulan mağaza sahibi Wade Morrison'a teklif etti.Han erbjöd affärsinnehavaren Wade Morrison att pröva den nya drycken, och den föll honom i smaken.
Sonra bardağına içki koyar.Ta denna bägare från mig.
Mojito, popüler bir yaz içkisi olarak kabul edilir.Spritzer är en populär sommardrink.
Yemekli ve içkilidir.Mat och dryck serveras.
Dönemin bazı figürlerinin de içki kullandıkları bilinmektedir.Det finns flera berättelser om hur drinken skapades.
Köylü erkekler çok canlı bir içki içme şarkısı söylemeye koyulurlar ("Biraya!").Menaderna tvingar honom att dricka "Kärleksdrycken" (som dock är en dödsdryck).
Yakın çevresinden içki diye söz ederdi.Som berusad av din närhet.
Alkoliktir ve sürekli içki içer.Han hålls med horor och dricker ständigt.
Bir adam içki içmiş sarhoş olmuştu.Andres undrar om han är full.
Ayrıca mataralara konulmak üzere de içki verildi.Den även dricker i flykten.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.Den dricker och kan till och med sova när den flyger.
Ve kanından tanrılar için bir içki yaratıldı.Till gudarna offrar man mat och dryck på deras altare.
Peru'da diğer sevilen içkiler Chicha, Chicha Morada ve Inca Kola'dır.Den vanliga drycken som serveras till cevichen är pisco sour, cerveza (öl) eller chicha morada.
Mouth eskiye göre daha fazla içki içmektedir.Brouček dricker ibland för mycket.
Bart, içki içmeye başlayınca Dean Martin'in "Hey, Brother, Pour the Wine" şarkısını söyler.Коли Мардж напивається, вона співає пісню Діна Мартіна «Hey, Brother, Pour the Wine» (укр.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.Він обіймає Елізабет і знову засинає.
Burada kitap satın alan herkese bir içki (schnaps) ısmarlanıyordu.Звідси право торгувати алкоголем мав кожен, хто сплачував акциз (податок із продажу).
Yeni içkisini test etmek için, ilk önce beğenisini bulan mağaza sahibi Wade Morrison'a teklif etti.Першим, хто скуштував новий напій був власник аптеки Вайд Соррісон, якому напій сподобався.
Sadece bara içki içmeye geliyorlar.Він іде в бар та починає пити алкогольні напої.
Yüksek alkollü bir içkidir.Пі́ско — міцний алкогольний напій.
Öngörüsünde, kendini içki içerken görür ve bunu eşinden saklamaya çalışır.Він також бачить, що знову почав уживати алкоголь, що й намагається приховати від дружини.
Kına gecesi yemekli ve içkilidir.Повсякденна й святкова їжа та напої.
Genç Cato bile tam bir içkici olarak biliniyordu.Зокрема, Кінг підсвідомо описував свій алкоголізм.
Beth babasını da kaybetmesinden dolayı çok sinirlidir ve ilk kez içki içmek istemektedir.Барт злиться, що вона псує навіть його день народження.
Kuzular kesilir, içkiler içilir.Корови обганяють одна одну, поспішають, щоб напитися.
Bir röportajında, arada sırada sigara içtiğini; nadiren de alkollü içki tükettiğini söylemiştir.У одному з інтерв'ю розповіла, що інколи курить «травку».
Elde kalan içkiler (Linje Aquavit) yine gemilerle Norveç'e geri getirildi.Після наступу союзників на Нормандію, підводні човни флотилії були перебазовані до Норвегії.
Onun yemek yeme adabı, içkiye düşkünlüğü ve yaşam şekli de aşırı tepki görüyordu.Її любов до розваг, їжі та вина була заразлива.
Hoşlarına giden bu içkiyi üretmeye karar vermişlerdir.З неї сочиться готовий напій.
Tom'un annesi çok fazla içki içtiği ve sigara içtiği için genç öldü.Мати Тома померла молодою, бо забагато пила та палила.
Çok fazla içki içtin.Ти забагато випив.
Çok fazla içki içtin.Ти забагато випила.
Berbat bir içki mahmurluğum var.У мене жахливе похмілля.
Tom hiç içki içmez.Том узагалі не п'є.
New York State Liquor Authority ("New York Eyâleti İçki Müdürlüğü"; SLA) ile daha zor geçindiler.S New York State Liquor Authority (SLA) už tolik štěstí neměli.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.Víno je konečně zmůže a odcházejí k spánku.
İlgili Sayfalar