içki ile cümle

içki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yemekli ve içkilidir.نفقة الطعام والشراب.
Alkoliktir ve sürekli içki içer.ودائما ما يشعر بالبهجة عند الشرب.
O da babası gibi bir yerden sonra kendini içkiye verir.ويصنع منه شراب كحولي باسمه.
Tom otomatik satış makinesinden bir içki satın aldı.اشترى توم شرابا من آلة البيع الآلي.
Babam birkaç içki içtikten sonra beni arardı ve ben ne diyeceğimi bilemezdim.Meu pai me ligou depois de beber alguns drinques e eu não sabia o que dizer.
Bir adam içki içmiş sarhoş olmuştu.Nós dois tínhamos bebido um pouco.
New York State Liquor Authority ("New York Eyâleti İçki Müdürlüğü"; SLA) ile daha zor geçindiler.Eles tinham uma relação mais difícil com o New York State Liquor Authority (SLA).
17) içki içer.On Drinking (em inglês).
Sonunda öğle yemeğinde buluşan Barton, Mayhew ve Audrey yazarlık ve içki içmek hakkında konuşurlar.Quando eles finalmente se encontram para almoçar, Mayhew, Audrey, e Barton discutir a escrita, enquanto bebem.
Sonra bardağına içki koyar.Quem me voltará a encher a taça?
Aynı etkiyi yapması için daha fazla içkiye gereksinim duyulur.Quando é necessário aumentar a dose para obter-se o mesmo efeito.
İçki yasaklandı.É dado a bebidas.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.Kyle se desespera e volta a beber.
Changaa veya Chang'aa (tam anlamıyla "beni çabuk öldür") Kenya'da popüler alkollü içki.Changaa ou Chang'aa é uma bebida alcoólica ilegal e muito popular no Quénia.
Fakat Cassio'nun ayağa kalkamayacak kadar içkili olduğunu şaşırarak görür.Homer fica tão deprimido a ponto de não querer ficar bêbado.
Daha sonra çok içki içmeye başladı ve 1984 Mayıs ayında öldü.Bebeu muito e morreu em 1989.
Bugüne kadar üretilmiş en sert içkidir.É a bebida alcoólica mais consumida no mundo atualmente.
Shaw, vejetaryen olmasının yanında ayrıca içki ve sigaradan da hayatı boyunca kaçınmıştır.Absteve‐se totalmente do álcool e do cigarro durante toda a vida.
Kuzular kesilir, içkiler içilir.Começamos com festas, bebidas e tudo mais.
Alkollü içki servisi yapılmaz.Deve-se evitar bebidas alcoólicas.
Alkoliktir ve sürekli içki içer.Estão sempre com fome e bebem bastante.
Çözünmüş karbon dioksit ve karbonik asit, şişelerde mayalanmış içkilerde karbonatlama etkisi gösterir.O dióxido de carbono e o ácido carbônico produzirão a carbonação em bebidas fermentadas engarrafadas.
Bu meclislerin şaraplı içki alemi özelliği sürekli yinelenmiştir.Aliás, a produção de vinho de todo o concelho tem estado a concentrar-se nesta freguesia.
Sonra içeri içki almak için girer ve bu sırada Kim gelir, polis ekibi ise yoldadır.Por esse motivo Bebeto recua para o interior, porém, no caminho mata um policial.
Ganin, Alfyorov'a içki ardından içki içirir ve adamı çok kötü sarhoş eder.Ganin firmemente prega Alfyorov com álcool, pesadamente intoxicando ele.
Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha annesinin rahmindeyken Kutsal Ruh’la dolacak.Comei e bebei, amigos; bebei fartamente, ó amados.
Son aşamada ise istenilen miktarda su eklenmesiyle içkideki alkol oranı düşürülür.Pode estar relacionado a quantidade de bebida alcoólica que uma pessoa bebe.
1794 - Pennsylvania'da çiftçiler, alkollü içkilere getirilen vergilere karşı isyan başlattı.Em 1794, os fazendeiros produtores de whiskey do oeste da Pensilvânia recusaram-se a pagar estes impostos.
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.Het leidde tot een verergering van zijn drankprobleem.
İlk demlemenin ardından meyveler ikinci grup içkilerde gene haftalarca bekletilir.Gedurende de eerste nacht (de eerstebeurt) mag de dief beide kaarten bekijken.
Jeff evi tanıtıp gezdirirken Hayley, Jeff'in içkisine uyuşturucu koyar ve Jeff bayılır.Bij Jeff thuis luistert Hayley naar muziek, terwijl Jeff drinken voor haar inschenkt.
Dean, içki ve kadın düşkünüdür.Hij was een liefhebber van drank en vrouwen.
İçtiği içkisini arabaya koyup arabadan çıkar.Breng de fles naar huis en laat hem eruit.
İstanbul'da içki ve tütün kullanımını yasaklamıştır.Hij verbood tevens alcohol en tabak in Istanboel op straffe van executie.
Halkın çoğunluğu müslüman olmasından ötürü Endonezya'da alkollü içkiler yasaktır.Dit komt doordat bij de moslimmeerderheid alcoholische dranken verboden zijn.
Mojito, popüler bir yaz içkisi olarak kabul edilir.Blue Lagoon is een populair zomers drankje.
Daha sonra çok içki içmeye başladı ve 1984 Mayıs ayında öldü.Hij werd een zware drinker en werd in mei 1984 vermoord teruggevonden.
Bir gün yine içkili olarak getirildi.Hij raakte opnieuw aan de drank.
Bu sultanların kadınlara ve içkiye düşkünlükleri de dikkat çeker boyutta idi.Was te zien in Vrouw Zijn (EO) en Koffietijd.
İçkiler koyulduktan sonra az miktarda sprite ve mavi kokteyl renklendiricisi koyulur.Om het glas de kleur blauw te geven wordt een kleine hoeveelheid koper en kobalt toegevoegd.
Brendi, damıtılmış şaraptan üretilen yüksek dereceli (%40 ile %60 alkol yoğunluğuna sahip) alkollü içki.Cognac is een sterk alcoholische drank (40% of hoger) verkregen door het destilleren van witte wijn.
Genç Cato bile tam bir içkici olarak biliniyordu.Al gauw stond Johnny bekend als een zware drinker.
Ramazanda yemek yiyip, içki içenleri dövüp sonra Allah ıslah etsin ! diye bıraktığı rivayet edilir.Het sentiment van de kruistocht wordt weerspiegeld in het devies: Dood hen allen, God zal de zijnen herkennen.
Sonra bardağına içki koyar.Daarop biedt hij haar een kopje koffie aan.
Bir adam içki içmiş sarhoş olmuştu.Hij deed alsof hij dronken was.
Arapçada içkiye hamr isminin verilmesi de aklı örtmesi ve gizlemesi ile bağlantılanır.De naam is afgeleid van het Arabische Nihal, نهال, hetgeen 'drinkende kamelen' zou betekenen.
Fakat ülkenin pek çok yerinde marketlerde veya küçük dükkânlarda alkollü içki bulmak mümkündür.Toch vindt het bier soms in kleine hoeveelheden de weg naar winkels en cafés.
Bu meclislerin şaraplı içki alemi özelliği sürekli yinelenmiştir.Zo blijft het karakter van de wijnen fris.
Hoşlarına giden bu içkiyi üretmeye karar vermişlerdir.Hierdoor mochten ze de beker houden.
İkili, orada kaçak içki içerler ve birbirleri hakkında daha fazla şey öğrenirler.De twee spreken elkaar achteraf aan de bar weer en leren elkaar beter kennen.
17) içki içer.Als ik drink 7.
İçkinin içeriğini kimin yaptığı veya kimin isimlendirdiği konusu tam olarak net değildir.Het is onduidelijk wie de cocktail heeft uitgevonden of benoemd.
Mouth eskiye göre daha fazla içki içmektedir.Daar staat tegenover dat een alcoholist weer veel meer zal drinken.
Kuzular kesilir, içkiler içilir.Blikje, voor blikken die dranken bevatten.
Üzümün bir bölümü ise Gaziantep’teki içki fabrikalarında işlenir.Alle items worden achter glas bewaard in een gedeelte van de Kazoobie Kazoosfabriek.
Sake Japonların pirinç ve tahıl tozundan yapılan ulusal içkisidir.Jizake, Japanse sake die plaatselijk gebrouwen is van lokale rijst.
Alkolik içki müptelası olmuştu ve veremden müztarıptı.Het bleek dat hij een alcoholprobleem had en ook schulden maakte.
Bir içki ister misin?Wil je iets om te drinken?
Bir içki ister misin?Wil je iets te drinken?
Mike alkollü içkileri içmeyi bıraktı mı?Is Mike gestopt met het drinken van alcoholische dranken?
İlgili Sayfalar