içki ile cümle
içki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Nasıl unuturum. Kutlamak için sana pasta ve içki aldım.So I've brought you a cake and a bottle
Bak biraz içki bulduk ve İngilizlerle bir içme müsabakası yapacağız!We found some schnaps and we have a drink competition with the British!
Gel hadi aslan lokantasında bir içki içelim.Let's go have a drink at the Lion Restaurant.
Isının biraz, İçki alın !Warm up by the fire, have a drink.
İçki içip, içini ısıt hadi !Have a drink to warm up first.
Bi içki al - Ben 18 yaţýndayýmGet a drink. I'm only 18.
Ama Beth içkiyi biraz fazla kaçırdı!Is that right
Kesinlikle, yani yudumlamıyordu içkiyi iyice kaybetti kendini ve çoraplarımı ortaya serdiShe gets trashed and unrolls my socks But I eat shrimps
- Odanızda su katılmamış içki de olacak.- You'll find a stiff drink there also.
Votka, içki budur!Vodka, that's the stuff!
Ve içki içmeyi hak eden birileri varsa; onlar koşulların kurbanlarıdır.And if anyone has a right to his liquor, it's a victim of circumstance.
İçki uzmanı, kontrat sihirbazı... Piyano çalıyor... İstediğin parçayı.He's a judge of liquor, wizard at contract... plays the piano... anything you want.
Hadi bir içki içelim..!Let's have a drink too
Xiaoyi Kardeş hadi içkinizi için.Let's drink to Brother Xiaoyi
Senin içki içmemen gerekiyor.You're not supposed to drink.
- Gidip bir içki içelim!- Let's go have a drink!
Genç adam, benimle bir içki içmeni isterim.Young man, I want you to have a drink with me.
Bence benimde kendimle içki içmem lazım.I think I need a drink myself.
Biliyorsunuz, sizin geçebilceğinize hissediyordum, bu yüzden biraz içki hazırladım.You know, I had a feeling that you guys would pass, so I prepared some libations.
İçki ister misiniz?You're not having any wine?
Bölümümde içkiye en dayanıklı kişi bendim.And in our faculty, I can drink the most.
Ben içki içmiyorum.- No, thanks. I don't drink.
İçki ısmarlasana.Order some drinks.
Herkese içki.Drinks for everyone.
Hapisten çıkmamın şerefine herkese benden içki.I'm buying everyone a drink[br]to celebrate getting out ofjail.
İçki ısmarlıyor!He's buying drinks!
Sana da içki ısmarlıyorum!I'll buy you a drink too!
Beni hapse gönderenlere içki ısmarlamak istiyorum.I want to buy a drink[br]for those who sent me to jail.
Para her halükarda içkiye gidecek.Se fecharmos as fábricas...
Bir içki ýsmarla biz de sosyalist olduđunu unutalým.Eu irei a este famoso comitê. Só para comer! E nada de batata com cebolas, beatas!
Sadece, içkili olduđunuz zaman tehlikeli.- Diga isso a Daens! - Não, digo a você! É o nosso filho!
- Josee... Yemeđim nerede? - Yine içki kokuyorsun!Dois francos de multa.
Lisedeyken içkileri babamdan öğrenmiştim.That's how I learned to drink from my dad in high school.
Sana içki ya da su kullanımı ve balık değil.You cannot drink or use the water and we can't fish.
Hamileyken az miktar içki sorun yaratır mı?Is a little drinking during pregnancy okay?
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Now therefore please beware and drink no wine nor strong drink, and don't eat any unclean thing:
Şarap insanı alaycı, içki gürültücü yapar, Onun etkisiyle yoldan sapan bilge değildir.Wine is a mocker, and beer is a brawler. Whoever is led astray by them is not wise.
İçkiyi çaresize, Şarabı kaygı çekene verin.Give strong drink to him who is ready to perish; and wine to the bitter in soul:
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.They will not drink wine with a song. Strong drink will be bitter to those who drink it.
İç avluya gireceği zaman hiçbir kâhin içki içmeyecek.Neither shall any of the priests drink wine, when they enter into the inner court.
Yahya geldiği zaman oruç tutup içkiden kaçındı, ona ‹cinli› diyorlar.For John came neither eating nor drinking, and they say, 'He has a demon.'
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.It is not for kings, O Lemuel, it is not for kings to drink wine; nor for princes strong drink:
Onlar için kaynar sudan bir içki ve inkarlarından dolayı da acı bir azab vardır!There will be scalding water to drink for them and painful punishment, for they had disbelieved.
Berrak, içenlere lezzet veren bir içki.Clear, delicious to drink,
Sonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır.Washing it down with boiling water.
Orada (koltuklara) yaslanarak bir çok meyva ve içki isterler.Where they will take their ease, calling for fruits in plenty, and for wine,
Sana içkiyi ve kumarı sorarlar.They ask you of (intoxicants,) wine and gambling.
Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.How evil the drink, and evil the resting-place!
Bembeyaz; içenlere lezzet (veren bir içki).Clear, delicious to drink,
Sonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış bir içkileri de vardır.Washing it down with boiling water.
Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir.Washing it down with boiling water.
Nankörlük ettiklerinden ötürü onlar için kaynar sudan bir içki ve korkunç bir azap vardır.There will be scalding water to drink for them and painful punishment, for they had disbelieved.
Sürahiler, ibrikler ve öz kaynağından içkilerle doldurulmuş kadehler eşliğinde.Cups and decanters, beakers full of sparkling wine,
O içkide ne sersemletme vardır ne de onunla sarhoş olurlar.Neither dulling the senses nor intoxicating,
Sonra zakkum yemeğinin üzerine onlar için, kaynar su karıştırılmış bir içki vardır.Washing it down with boiling water.
Ve içki dolu kase(ler).And flasks full and flowing.
Kendilerine mühürlü halis bir içki sunulur.They will be served the choicest wine, sealed
İçlerine kurularak orada birçok yemişle, bambaşka bir içki isteyeceklerdir.Where they will take their ease, calling for fruits in plenty, and for wine,
Onlara damgalı saf bir içki sunulur.They will be served the choicest wine, sealed
Bu içkiden ötürü baş ağrısı çekmezler, sarhoş da olmazlar.Unheady, uninebriating;
İlgili Sayfalar