içki ile cümle

içki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bir akşam ziyafeti ve eğlentisinden sonra Koro içkiden sızmış uyumakta olan Thespis'i uyandırır.After a night of partying, the Chorus wakes Thespis from a drunken sleep.
İçtiği içkisini arabaya koyup arabadan çıkar.Two men get her drunk and take her away by car.
Yüksek alkollü bir içkidir.A Night of Serious Drinking
Teselliyi içkide arar ve daha sonra şarkıcılık teklifi alır.He decides to ask Will out for a drink, but later cancels.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.He eats, drinks, and goes back to sleep.
Votka, Rusya'nın millî içkisidir.This is the vodka that would become Ruskova.
Köylüler köydeki barda bir içki içmelerini teklif ederler.The villagers suggest drinking at the tavern.
Günlerini resim yaparak ve içki içererek geçirdi.He spends his days wandering and drinking.
Bunun üzerine çok düşkün olduğu içkiyi kesip perhize başladı.In time she deserted him, and he began drinking heavily.
Daha sonra çok içki içmeye başladı ve 1984 Mayıs ayında öldü.He became a heavy drinker and in May 1984 was found murdered.
İçkiden hastalanan ve sigara öksürüğünden muzdarip Van Gogh 1888 Şubat ayında Arles'e yerleşti.Ill from drink and suffering from smoker's cough, in February 1888 Van Gogh sought refuge in Arles.
Holden bu sırada içki içmeye başlar.Nathan then begins drinking heavily.
Bu günde arak (içki) içilmesi doğru değildir. .To this day they do not drink wine, because they obey their forefather's command.
Sürgünler meskalinin efektlerini üretmek için çiğnenir ya da içkiler için suda ıslatılır.Buttons are chewed to produce the effects or soaked in water to drink.
Bölgede alkollü içkili ve dansöz eğlencelerinin yapıldığı değişik mekanlar vardır.Several wine festivals and wine tasting tours are held in this region.
Bir gün yine içkili olarak getirildi.Soon he returned to drinking.
Yönetmen Huston'ın kumar oynayıp içki içtiği ve bazen sette uyuduğu bildirildi.Director Huston gambled and drank, and occasionally fell asleep on the set.
Fakat Cassio'nun ayağa kalkamayacak kadar içkili olduğunu şaşırarak görür.Murcott is so pleased that he vows to stop drinking.
Son aşamada ise istenilen miktarda su eklenmesiyle içkideki alkol oranı düşürülür.It is recommended that people reduce the amount of alcohol they drink.
Shōchū (Japonca: 焼酎), bir damıtılmış Japon içkisidir.It is often added to shōchū, a Japanese distilled beverage.
Sökkvabekkr'da Sága ve tanrı Odin içki içip eğlenirler.Readers you see what drink and passion will do.
İddialara göre Oktar içkiye düşkündü.Various writers were very concerned about Bart getting drunk.
İçki köpürür köpürmez bir dikişte içilmesi özelliklerindendir.Glass selection is important when tasting whisky seriously.
David'in tavsiyesine karşı, Woody kazandığı parayı söyler ve bardaki herkese içki söyler.Over David's objections, Woody mentions winning the money and the barflies toast his good fortune.
Dean, içki ve kadın düşkünüdür.They all had a taste for alcohol and women.
Sonra onlara, zakkum ağacının üzerine içecekleri, kaynar su karıştırılmış içkiler verilir.In their stead a bit of nutmeg is grated over the top of the drink.
İstanbul'da içki ve tütün kullanımını yasaklamıştır.It is forbidden to import electronic cigarettes into Thailand.
Mojito, popüler bir yaz içkisi olarak kabul edilir.Notorious for being a refreshing summer drink.
Mani dininde keşişler için üç yasak vardır: Et ve balık yiyemez, içki içemezler.There he invited other men to enjoy the pleasures of dining and swimming in a world without women.
Mesela Konya'da içkili bir restoran işleten kadını.Take for example, a waiter in a restaurant.
(Köroğlu havasıyla) içki demleri düzenlenir.Drink-dai wa Betto Itadakimasu.
İçkili olan Roberto ona sataşarak onu bir şarkı söylemeye zorlar.Somewhat drunk, Roberto demands that she sing and she calmly agrees.
Allah Rasûlü,içki sebebiyle bu adamı dövdürmüştü.They made him belch when drinking, he complained.
Soju (소주), kelimenin tam anlamıyla "yanan içki" anlamına gelir.The word brännvin means "burn (distilled) wine".
İçkinin badem ve fındık aromasıyla, zengin, pürüzsüz ve tatlı bir tadı vardır.It gives rise to a drink with a refreshing, mild, sweet taste.
Shaw, vejetaryen olmasının yanında ayrıca içki ve sigaradan da hayatı boyunca kaçınmıştır.Kruyt avoided alcohol, cigarettes, even tea and coffee all his life.
Ama içtiği içkiden dolayı bir şey söyleyemez.At no point does he actually pour the drink.
İçki içmezler, oruç tutarlar ve cinsellikten uzak dururlar.It is not for entertainment, enjoyment, or background for drinking or sexual rites.
Turçinov içki veya sigara içmemektedir.Carruth does not drink or smoke.
Hem içki kabı hem de dini törenlerde libasyonu (adak sıvısını) dökmek için kullanılmışlardır.And I drink them for water to be nourished and to survive, in a way.
Chicago kumarhane ve içki üretim tesisleriyle dolduruldu.John is inside drinking beer and gambling.
Sürenin sonunda tekrar süzülen içki şeker, karamel, alkol ve su ile karıştırılır.When a year has passed, the liqueur is filtered again, then mixed with sugar, caramel, and alcohol.
Bir demecinde:"Gergindim, içki içiyordum ve olgun değildim.Logic stated that while growing up, he was a pothead and said, "I don't drink; I don't smoke weed.
Mey İçki Sanayii Tic.Funkee Monkee Cup Drinks.
Türkiye'de Kanyak, ve Yunanistan'da Metaxa da brendi sınıfında özgün içkilerdir.The Vampiro is popular in Mexico and is the national drink.
Alkolik içki müptelası olmuştu ve veremden müztarıptı.The driver was tested for blood alcohol and found to have none present.
Sucre bir yudum içki içip, dua ettikten sonra aynısını yapar.Crestwell gives him a drink and urges him on.
İki arkadaş Wadsworth Bar'da içki içip sarhoş olurlar.The two go drinking at the Florida Club.
J-Cub'ın içkisine zehiri sen mi koydun?Are you the one who poisoned J-Cub's drink at our party?
O yüzden, bilmiyorum ama, J-Cub'ın içkisine zehiri koyan kişi o olamaz.So I guess he, I don't know, he couldn't have been the person who put the poison and J-Cub's drink.
- Ver patrona içkisini.-Give the boss a drink. Very well.
Veya endişeli olduğnuz için partinin birinde içkiyi fazla kaçırmak gibi.Or when you drink a little too much at a party, just out of anxiety.
Bir akşamüstü içkisi için arkadaşlarla buluş.Meet some mates in the pub for an early evening drink.
Ben bir içki alacağım.I'm gonna grab a drink.
Eyleme içkin bir şey.It does something intrinsic to the act.
Yoksa Kant gibi, içkin doğruyu bulmak için sağduyumu mu kullandım?Or like Kant, did I use reason to figure out what was intrinsically right?"
Kaçak içki fıçısı gibisin.You look like a barrel of moonshine.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.She counted the times carefully and when she had finished she felt in better spirits.
Evet,kendine baţka bir içki doldururken..As you pour yourself another drink, yeah.
Bir içkiye ihtiyacım varI need a drink.
İlgili Sayfalar