içki ile cümle
içki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sami'nin içki içiyor olmaması gerek.Sami shouldn't be drinking.
Sami içki içmekten hoşlanırdı.Sami liked to drink.
Sami'nin uzun yıllardır bir içki problemi vardı.Sami had a drinking problem for many years.
Sami zehirli kapsülleri Leyla'nın içkisine boşalttı.Sami emptied the poisonous capsules into Layla's drink.
Su veya çayla doldurduğunuz tüm içki şişelerini yerine koyabilir misiniz?Can you please replace all the liquor bottles that you've filled with water or tea?
Sami bir kutu içki getirdi.Sami brought a box of booze.
Sami içki içti ve sigara içti.Sami drank and smoked.
Babası öldükten sonra Tom ağır biçimde içki içmeye başladı.After his father's death, Tom started drinking heavily.
Bir daha asla içki içmeyeceğim.I will never drink again.
Sami içki içmiyordu bile.Sami wasn't even drinking.
Bizimle bir içki iç.Have a drink with us.
Belli ki içki içmek için fazla gençsin.You're obviously too young to drink.
Sana bir içki daha ısmarlayayım.Let me buy you another drink.
Sami, Leyla'nın içki içemeyeceğini biliyordu.Sami knew that Layla couldn't drink.
Sami hep içki içer.Sami always drinks.
İçkimizden bir yudum alabilir miyim?Could I have a sip of your drink?
Tom'un favori alkollü içkisi tekila.Tom's favorite alcoholic drink is tequila.
Sami ve Leyla inanılmaz derecede içkiliydi.Sami and Layla were incredibly drunk.
İçki içmek İslam'da haramdır.Drinking alcohol is forbidden in Islam.
Tom içki içti.Tom drank.
Tom içki kokuyordu.Tom smelled like he'd been drinking.
İçkilerin parasını ben öderim.I'll pay for the drinks.
Eve arabamla dönmek zorundayım, o yüzden içki içemem.I can't drink because I have to drive home.
Polislerin görev başında içki içmesi yasaktır.Policemen aren't allowed to drink on duty.
Tom ağzına içki koymaz.Tom is a teetotaller.
Tom görev sırasında içki içiyordu.Tom has been drinking on the job.
Dün gece içkiyi fazla kaçırdım.I drank way too much last night.
İçkiyi bırakıp davranışlarına çekidüzen vermeye karar verdi.He decided to stop drinking and reform his behavior.
Tom depresyondayken kendini içkiye verip ilaç manyağı olmuştu.Tom popped pills and drank heavily during his depression.
Daha önce hiç içki içmedim.I've never drunk alcohol before.
Partide içki su gibi aktı.During the party, alcohol flowed like water.
Bu içkiye ne diyorsunuz?What do you call this drink?
İçki olarak neler var sizde?What do you have to drink?
Genelde ne tür içki içiyorsunuz?What kind of alcohol do you usually drink?
Genelde ne kadar içki içiyorsunuz?How much alcohol do you usually drink?
Her gün içki içiyor musunuz?Do you drink alcohol every day?
Neden bir içki içmiyoruz?Why don't we get a drink?
Ben senin yaşındayken aşırı içki içerdim.I used to drink excessively when I was your age.
Leş gibi içki kokuyorsun be Tom. Uzak dur!Tom, you reek of alcohol. Go over there!
Doktor Tom'a içkiden uzak durmasını tavsiye etti.The doctor advised Tom to abstain from drinking.
Üç aydır içki içmedim.I haven't had a drink in three months.
Robert, Martha'ya bir içki uzattı.Robert handed Martha a drink.
"Bu albüm içki masasında dinlenir"."Bu albüm içki masasında dinlenir".
Babam birkaç içki içtikten sonra beni arardı ve ben ne diyeceğimi bilemezdim.My dad used to call me after he'd had a few drinks and I wouldn't know what to say.
İlişkisiz uluslararası içki Pepsi Max adını koruyacakdır.The unrelated international drink will retain the Pepsi Max name.
İçki yasaklandı.Alcohol was banned.
Sadece bara içki içmeye geliyorlar.They are just coming to the bar to have a drink.
İçki dört ülkede üretiliyor: Portekiz, Brezilya, Arjantin ve Japonya.The drink is produced in four countries: Portugal, Brazil, Argentina and Japan.
Pisco, bir brendi olup, Peru ve Şili'nin ulusal içkisidir.Pisco, a type of brandy, is the national drink of Peru.
Sonunda öğle yemeğinde buluşan Barton, Mayhew ve Audrey yazarlık ve içki içmek hakkında konuşurlar.When they finally meet for lunch, Mayhew, Audrey, and Barton discuss writing and drinking.
Zehirler, mağdurlara bir yemek ya da içki ile birlikte "ilaç" olarak verilmiştir.Candidate poisons were given to the victims, with a meal or drink, as "medication".
Genç Cato bile tam bir içkici olarak biliniyordu.Even Cato the Younger was known to be a heavy drinker.
Tutuklular ayrıca, alkollü içki içmeye ve İslam'da yasaklanmış domuz eti yemeye de zorlanıyor.Detainees are also forced to drink alcohol and eat pork, which are forbidden in Islam.
Sigarayı ve içkiyi bıraktı.She began to smoke and drink.
PepsiCo, 2016 yılının sonbaharında Pepsi Max'tan Pepsi Zero Sugar içki ismini değiştirdi.In Fall 2016, PepsiCo renamed the drink Pepsi Zero Sugar from Pepsi Max.
Bir adam içki içmiş sarhoş olmuştu.One of the soldiers was obviously drunk.
Bira Yapıcıları (Caste of Brewers): Tahillardan yapılan içkilerin yapımında uzman olan kişilerdir.They are magical beings that create the milk the fairies drink.
Öngörüsünde, kendini içki içerken görür ve bunu eşinden saklamaya çalışır.He also sees himself drinking, which he tries to hide this fact from his wife.
Poktanju (Korece: 폭탄주) ya da bomba içki, iki içeceğin karışımından oluşur.Poktanju (Korean: 폭탄주) or "bomb shot", is a mixed drink that is made by mixing two drinks.
İçki iki veya üç gün boyunca serin bir yerde muhafaza edilebilir.The product may be kept in a cool place for two or three days.
İlgili Sayfalar