içine ile cümle

içine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İçine pis suların karışması tehlikelidir.Плуването създава опасност от навлизане на вода в торбата.
Ayrıca, sıfırdan küçük olan değerleri de içine almaktadır.Morate li zaključiti i najmanju sitnicu?
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Ovi se antibiotici često primjenjuju intravenski i u kombinaciji.
600 milyon yıl önce galaksiler, birbirlerinin içine geçti (örnek olarak Fareler Galaksileri'ne bakınız).Prije 600 milijuna godina prošle su jedna kroz drugu, tako da su sličile na galaktike Miševa.
Kyzikos (Erdek), Pitane (Çandarlı), Kyme (Aliağa) gibi komşu kentlerle dayanışma içine girer.Na mjestu kv stoji samo k: kaki (kakvi), taki (takvi).
3-mesane içine giriş yeri.Real na ulazu u treće tisućljeće.
Taşların içine oyulmuştur.Još uvijek zatrpan je kamenjem.
Jesse: Ve işin içine edebiliyorsun, biliyorsun.Njegova kvaliteta je ovdje - možete ju vidjeti.
Al içine!!!: Blöfü görülen kişiye denir.Vrlo smo sretni jer on je biser kojeg cijela Europa želi!!!""
Evans küçükken suskun, utangaç ve içine kapanık bir çocuktu.Giovanni je kao dječak bio sramežljiv i vrlo osjetljivog zdravlja.
Saldırdıkları hücrenin zarını zayıflatıp su ve iyonların hücrenin içine difüze olmasını (girmesini) sağlarlar.Njime se vode zahvaćaju, pročišćavaju, dovode do mjesta potrošnje i raspodjeljuju.
O, karakterinin içine girmiş gibi görünüyor.Branila je njegov lik.
Hiçbir deha yoktur ki içine biraz delilik karışmamış olsun.I nitko u sastavu nije ustao da zaustavi to ludilo ...
Deri içine giren kıl yerel bir enflamasyona neden olabilir.Moguće je vidjeti njegove zavojite unutrašnjosti kroz kožu.
Kalabalığın arasına girmesi konusunda, "Çık ve kalabalığın içine gir, nasıl koktuklarına bir bak." demiştir.Nego ustani, uđi u grad i reći će ti se što ti je činiti."
Bu dönem ekonomik ve dini düzlemde Avrupa güçleriyle yoğun ilişkiler içine girildi.U vrijeme Sulejmana zasnovani su i uži odnosi s europskim silama.
Daha sonra bir toplu mezar kazılarak köylüler içine gömülmüştür.Teško oštećena grobljanska kapelica u Seljanima.
Daha sonra kasıtlı olarak kin duyduğu Holloway'ın içtiği içkisinin içine bu sıvıdan damlatır.Nakon toga stavlja jednu kap u alkoholno piće koje daje Hollowayu.
Daha sonrasında da ağ içine liseler ve bazı büyük şirketler de katıldı.Kasnije, mnoga druga sveučilišta, srednje škole i velike kompanije diljem svijeta priključile su se mreži.
Kontes portresinde eşinin aksine izleyicinin gözlerinin içine bakmaktadır.Njegova šurjakinja samo pogleda na drugu stranu u tišini.
İçine yarma konur.Ženka ih inkubira.
Ancak büyük bir aşk üçgeninin içine düşülmüştü.U otkupiteljskoj ljubavi zrcali se Trojstvo.
İnsanı düşündüren ve egzotik bir maceranın içine sürükleyen bir roman.Svijeta fantastike koji se odlikuje maštom i sugestivnim jezikom.
Akgöl'ü ve Paradeniz'i içine alan Göksu Deltası'nda, 300'den fazla kuş türü yaşar.Na zapadnom djelu poluotoka Pelješca, u području Lovišta, do sada je zabilježeno preko 100 vrsta ptica.
İniş-kalkışlar genellikle rüzgâr içine (karşı rüzgâr ile) yapılır.Na hornom toku (po osadu Potôčik) často vysychá.
İçine girdiğimde çok farklı bir dünya olduğunu gördüm.Keď som z nej vystúpil, svet už bol úplne iný.
(Çan çiçeğigiller)(Lobeliaceae Juss.'yi içine alır.)(1789) (zahŕňa Lobeliaceae Juss.)
Android TV başka TV'ler ve stand-alone dijital medya oynatıcılar içine de inşa edilebilir.Android TV môže byť zabudovaná do televíznych prijímačov a samostatných digitálnych prehrávačov.
Ve o sırada Sam'in içine kötü bir his doğar.Z tej doby pochádza tiež silné zaujatie džezom.
Merkezi yıldızdaki ışığı içine doğru çeker ve kızılötesi dalgaboylarında tekrar yayar.Absorbuje svetlo centrálnej hviezdy a znovu ho vyžaruje na infračervených vlnových dĺžkach.
Ayrıca seralar da bulunmakta ve yetiştirilen ürünler hem yurt içine hem de yurt dışına pazarlanmaktadır.Mesto tiež spracováva hovädzie mäso a tieto výrobky sa vyvážajú do celej Brazílie aj do zahraničia.
Eva'yı evine gönderir ve Valter'i kendi atölyesi içine zorla sürükleyerek sokar.Evu strčí do brány jej domu a Walthera vtiahne k sebe do dielne.
Zeynep içine kapanık birisidir.Patrí do čeľade cichlidovité.
Ailesi ve sevenleri büyük üzüntü içine girmişti.Jej matka a súrodenci sú z jej príchodu prekvapení.
1530'larda Hristiyan ritüeller, yerel adet ve geleneklerin içine nufuz etmeye başladı.1215) však bolo dohodnuté, že východní kresťania môžu zachovávať svoje obradové zvyky.
En lezzetliside içine ısırgan otu konularak yapılanıdır.Destiláty vyzreté v drevených sudoch sú najvyhľadávanejšie.
Kanın içine hatıraları emebilir.V moči je možné objaviť krv.
Sonra aynı adamı bir pencereden evin içine bakarken görür.Rovnakého muža vraj videl niekoľko minút predtým, ako sa z rovnakého okna rozhliada.
En üst kategorilerde yer alan taksonlar, daha aşağıdaki taksonları içine alır.Nižšie umiestnené tímy tak postúpili na vyššie pozície.
Kullandığı temel kavram, bir çeşit eterimsi madde olup her şeyi içine aldığı sanılan Qi'dir.Jeho najväčšia schopnosť je však akýsi radar, vďaka ktorému vidí a cíti predmety.
Tavşangiller familyası yaklaşık 50 türü içine alır.Čeľaď zahŕňa asi 50 druhov.
Kendi içine kapalı köy, gelenekleriyle yaşamaktadır.Kojšovčania žili tradičným dedinským životom, s vlastnými tradíciami a zvyklosťami.
Genellikle kın, kabza ve el siperi (suba) uzmanları da işin içine dahil olurdu.Na odborných prácach sa väčšinou podieľali kežmarskí, levočskí a spišskonovoveskí profesori.
Güneş haçı, çember içine alınmış bir haç sembolüdür.Astronomický symbol Zeme je kríž vnútri kruhu .
Adem'in yaşadığı bu sorunlar onu bir maceranın içine sürükler.Táto skúsenosť u neho vzbudila záujem o avantgardnú fotografiu.
Mehdi eğilip beni öptü ve sonra kucağına alıp beni cübbesi içine sardı.Meges postrehol Amfikla, ktorý sa na neho rútil, uhol sa a oštepom ho bodol do stehna.
Canlı yaratıkların her türünden geminin içine yükle.Všetko jeho imanie je v lodiach, ktoré sú na cestách.
"Slovak Cumhuriyeti" yazısı, devlet ambleminin etrafına bir daire içine yerleştirilmiştir.Okolo štátneho znaku je do kruhu umiestnený nápis (kruhopis) „Slovenská republika“.
Böylece Makedonya ilk kez Yunan dünyası içine girmiş oldu.Tako se je Rim prvič vmešal v grške zadeve.
İçine düştüğü ekonomik sıkıntılar onu öz vatanına, İstanbul'a dönmesini zorunlu kılmıştır.Pomanjkanje denarja ga je prisililo da se je vrnil v domovino.
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Ti antibiotiki se pogosto dajejo intravensko in v kombinaciji.
İçine girdiğimde çok farklı bir dünya olduğunu gördüm.Ko so vstopili vanjo, se jim je odprl povsem nov svet.
Bunun içine giren kişi atomlarına ayrılır.Kar upogne atome, ki vstopajo v njegov vpliv.
Hepsi birbiri içine girmiştir.Vsi so postali eno.
Bu durum Güneş'in bir kırmızı dev olup Yeryüzünü de içine almasına kadar sürecektir.Preden pa se bo to zgodilo, bo Sonce postalo rdeča velikanka, in požrlo Zemljo.
Ancak şehir hiçbir zaman sur içine alınmadı.Kljub temu Nora ni bila nikoli prestrašena.
Al içine!!!: Blöfü görülen kişiye denir.To niso Niet!!!, pri katerem so izvedli priredbo pesmi »Paranoja« skupine Niet.
Programa konuk olduğunda Ajdar gazı içine çekmemiştir ve programda komik bir durum ortaya çıkmıştır.Po oddaji se izkaže, da bombe sploh ni in da se je nekdo samo šalil.
Ökaryotik hücre içine yabancı DNA tanıtılması süreci ise transfeksiyon olarak bilinir.Vstavitev DNK v živalske celice se imenuje transfekcija.
Bu park Hadrian Duvarı'nı içine almakta ve İskoçya sınırlarına kadar erişmektedir.Park se razteza južno od škotske meje in vključuje Hadrijanov zid.
İlgili Sayfalar