içine ile cümle
içine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kimononun içine, nagajuban denilen daha kısa bir kimono içlik olarak giyilir.Under den ytre kimonoen bæres som undertøy en kortere kimono som kalles nagajuban.
Silius kendini içine attığı tehlikeli durumu anlamıştı.Silius innså hvilken fare han hadde utsatt seg for.
Ius Naturale tabii kanunu içine alan ve herkes için geçerli olan kanunlar manzumesiydi.Ius naturale var naturens lov, den loven som var felles for alle levende.
O, karakterinin içine girmiş gibi görünüyor.Derfor har den en karakteristikk som vist i figuren.
Bundy lise yıllarında utangaç ve içine kapanık bir çocuk olarak kaldı.Bundy forble sjenert og innadvendt gjennom alle sine skoleår.
Sıra Osiris'e geldiğinde, kutuya girdi ve içine uzandı.Osiris sa seg enig, steg inn i kisten og la seg ned.
Sonraki iki milyar yıl sırasında, biriken madde galaktik disk içine yerleşmiştir.I løpet av de neste to milliarder år slår den akkumulerte massen seg ned i en galaktisk skive.
Valar, ışığı iki lambanın içine yerleştirdi.Valaene lagde to lamper for å lyse opp verden.
Yuvalarını yere yaparlar ve içine genellikle iki yumurta bırakırlar.Arten hekker i klipper og legger normalt to egg.
Ailesi ile birlikte bu kale yangınında kendini ve ailesini alevler içine atarak öldü.I ly av natten brente de ham og hans menn inne.
Önce Sicilya adasını içine aldı.Han landet først på Sicilia og erobret øya lett.
Müze içine ziyaretçiler uzun bir zaman tünelinden geçerek girmektedirler.I mange år kom besøkende inn i museet gjennom den opprinnelige hovedinngangen.
Masai Mara Tanzanya sınırları içerisinde yer alan Serengeti Ulusal Parkı'nı da içine alır.Masai Mara grenser til Serengeti nasjonalpark i Tanzania.
Sonra aynı adamı bir pencereden evin içine bakarken görür.Han har også erkjent å kikket på en nabokvinne gjennom vinduene til huset hennes.
Tüm ışıklar söndürülür ve oyuncular evin içine dağılırlar.Arenaen blir plombert og alle tilskuerne blir holdt inne i bygningen.
Tavşangiller familyası yaklaşık 50 türü içine alır.Familien omfatter rundt 200 arter i omkring femti slekter.
Ama yüzüğü yakalayamadan yüzük şu içine düşer.Om ikke vidjen skal brukes straks blir den bøyd til en ring.
Jorah'ın ikazlarına rağmen cenazenin içine kadar girer.Til tross for Juds advarsler, begraver Louis ham på kirkegården.
Daha önceki şablonlar PHP'nin içine doğrudan kodlanmakta idi.Artene har tidligere vært plassert i slekten Psiloptera.
Günümüzde büyük ölçüde kanal içine alınmış durumdadır.Kanalen er i dag i stor grad gjengrodd.
Yapının yeri Kabe'yi içine alan Mescid-i Haram'ın yanındadır.Oirbsen over landet, slik at fra ham (innsjøen) Loch Oirbsen (navngitt).
Buffy nihayet kendine gelir ve içine düştüğü durumun farkına varır.Firefly kommer ned og lurer på hva som har skjedd.
Küçük teknelerle mağaranın içine girilebilir.Småbåter kan gå helt inn.
Fotoğraflar, varsayılan olarak birkaç basit kontroller içine karmaşık düzenleme araçları veriyor.I sine bilder forsøker hun å antyde en slik kompleksitet med enkle virkemidler.
Bu taarruz eşzamanlı olarak Leningrad, Moskova ve güney Rusya'yı içine alacaktır.Den røde armé skulle angripe samtidig ved Leningrad, Moskva og i det sørlige Ukraina.
İniş-kalkışlar genellikle rüzgâr içine (karşı rüzgâr ile) yapılır.Injeksjonene gis subkutant (under huden), som regel i overarmene.
Bu sırada çocuğun öz babası da olayların içine karışır.Snart blir hans egen familie også dradd inn i det hele.
1935'ten itibaren Adenauer öncelikle Rhöndorf'ta içine kapanık bir biçimde yaşadı.I mai 1935 flyttet familien Adenauer inn i sitt nyinnkjøpte hus i Rhöndorf.
ABD, tarihinde ilk kez, ülke topraklarının kıta dışı bir devletin vurucu gücü içine girdiğine şahit olmuştu.Dette var første gang FN grep militært inn i et medlemsland uten dennes aksept.
1929'da komşu Sterkrade ve Osterfeld şehirleri Oberhausen sınırları içine katıldı.I 1929 ble de nærliggende byene Sterkrade og Osterfeld også innlemmet.
Bu kare hamurların içine, ezilen patetesler azar azar konulur.Innenfor ubehagelige tastetrykk, snakker man om hekkeløp.
Bir çerçeve hikâye ve bu çerçeve anlatının içine yerleştirilen yedi hikâyeden oluşur.Det finnes syv utførelser av malerier malt av henne med dette temaet.
Her şey bu çemberin içine bağlıdır ve çember durmadan eskir ve yenilenir.Ringes klokken for hardt vil denne bommen knuses og måtte erstattes.
Hamurun içine hamsili iç harçtan ilave edin ve hamuru kapatın.Tygg skallet og sug inn saften, men ikke svelg.
Bu kongrede Bolşevikler, partinin adını "komünist" kelimesini de içine alacak şekilde değiştirdiler.Pada kongres tersebut, Bolshevik mengubah nama partai tersebut dengan memasukkan kata "Komunis".
Bazen içine et ya da balık ilave edilir.Kadang diberi daging atau ikan.
Daha sonra içine bir miktar tuz katıp harmanlanır.Pada hari itu mereka akan makan makanan panas sampai mengeluarkan banyak keringat.
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Antibiotik ini sering diberikan secara intravena dan digunakan sebagai kombinasi.
Göz teması iki kişinin aynı anda birbirlerinin gözlerinin içine bakmasıdır.Kontak mata (eye contact) adalah kejadian ketika dua orang melihat mata satu sama lain pada saat yang sama.
Daha eski eserlerde cinsin tamamı genellikle Pithecellobium içine katılmaktadır.Dalam karya-karya yang lebih tua, genus keseluruhan biasanya termasuk ke dalam Pithecellobium.
Sonra hip hop dünyasının içine girdi.Lalu, aku masuk ke dunia Hip Hop.
1979 - Her iki gezegenin keşfinden bu yana; Plüton, ilk kez Neptün'nün yörüngesinin içine girdi.1979 - Pluto bergerak di dalam orbit Neptunus untuk pertama kalinya sejak keduanya ditemukan.
Kamo'nun çetesi bombaları bir kanepenin içine doldurarak Tiflis'e sokmayı başardı.Kelompok Kamo menyeludupkan bom-bom ke Tiflis dengan menyembunyikannya di dalam sebuah sofa.
Sonraki iki milyar yıl sırasında, biriken madde galaktik disk içine yerleşmiştir.Selama dua miliar tahun berikutnya, akumulasi materi mengendap menjadi piringan galaksi.
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.Kita selalu akan menjadi mahkluk yang terbatas dan bergantung kepada-Nya, di akhirat pun demikian.
Sonraki iki single "Telephone" ve "Alejandro", birçok ülkede ilk on sıralama içine girdi.Singel berikutnya, "Telephone" dan "Alejandro", adalah sepuluh hits di banyak negara.
O, karakterinin içine girmiş gibi görünüyor.Tapi...itu melekat dengan karakternya.
Hepsi birbiri içine girmiştir.Rasanya seperti semua milik bersama.
Bu sıralarda fitness eğitmeni Carlos Leon ile romantik bir yakınlaşma içine girdi.Pada masa ini, Madonna terlibat hubungan percintaan dengan pelatih fitness Carlos Leon.
Halkın içine girebilmek ve halkın kendisini benimsemesi için kendini Mısır dinine verdi.Ia datang untuk memberikan keselamatan kepada manusia dan mendamaikan manusia dengan Allah.
Bu karamsarlığın içine batmayı seviyorum.Tanaman ini acapkali suka menggerombol.
Ailesi ve sevenleri büyük üzüntü içine girmişti.Suami dan anak-anaknya sangat berduka dengan dalam untuknya.
İçine tohumlar konduktan sonra avuç içinde yuvarlanarak şekil verilir.Di dalamnya terdapat biji yang berbentuk bulat telur memanjang.
Son aşamada ise tatlandırmak için içine biraz bal konulur.”"Sempat Tertunda, Akhirnya Bupati Deyai Dilantik".
Bu durum Güneş'in bir kırmızı dev olup Yeryüzünü de içine almasına kadar sürecektir.Namun, Matahari akan berubah menjadi raksasa merah dan memusnahkan Bumi jauh sebelum hal tersebut terjadi.
Gündüzleri, kendilerinin ağaç kovukları içine yaptıkları yuvalarda geçirirler.Maka sampailah mereka di Hutan belantara yang kemudian hari menjadi Kampung Balegede.
Kanın içine hatıraları emebilir.Sekiranya dikhawatikan darahnya tertetes didalamnya.
Ayrıca kuru fasulyenin içine de eklenebilir.Bisa pula ditambahkan buah beri kering.
Selam verip cemaatin içine giren bir kişiyi herkes ayakta karşılamak zorundadır.Untuk semua orang yang datang ke tempat bahagia ini – selamat datang.
Fakat mahalle içine oldukça uzaktadır.Cukup jauh memang dari desanya.
İlgili Sayfalar