içine ile cümle
içine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Daire içine alınan "6EQUJ5" kodu, sinyalin yoğunluk değişimini göstermektedir.Η ακολουθία των χαρακτήρων 6EQUJ5 περιγράφει την μεταλλαγή της έντασης του σήματος.
1944 yılında peronlar kampın içine kadar uzatılır (ilk fotoğrafa bakınız).Το 1944 τοποθετήθηκαν ράγες που οδηγούσαν κατευθείαν στο εσωτερικό του στρατοπέδου (βλ. φωτογραφία).
1980'de copyright kanununun kapsamı bilgisayar programlarını içine aldı.Το 1980 η νομοθεσία οριζόμενη ως πνευματική ιδιοκτησία, επεκτάθηκε και στα προγράμματα υπολογιστών.
Canlı yaratıkların her türünden geminin içine yükle.Βρισκόταν σε κάθε σώμα όλων των ζωντανών πλασμάτων επί της γης.
Şarkı bazı Avrupa ülkelerinde ilk on içine girdi, İtalya ve Macaristan'da bir numara oldu.Μπήκε στην δεκάδα σε διάφορες ευρωπάικες χώρες και νούμερο ένα σε Ιταλία και Ουγγαρία.
Sonraki iki milyar yıl sırasında, biriken madde galaktik disk içine yerleşmiştir.Κατά τα επόμενα δύο δισεκατομμύρια χρόνια, η συσσωρευμένη ύλη εγκαθίσταται σταδιακά σε ένα γαλαξιακό δίσκο.
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Αυτά τα αντιβιοτικά συχνά παρέχονται ως ενδοφλέβια και χρησιμοποιούνται συνδυαστικά.
Küçük tekneler mağaranın içine girer.Μικρά σκάφη λοιπόν πάντα κυκλοφορούν στον κόλπο.
Hangi kurumumuzun içine girmişlerse girmişler.Τούτ’ η γης που την πατούμε όλοι μέσα θε να μπούμε.
Bu dönem aktif biçimde siyasetin içine girdi.Παρέμεινε πολιτικά ενεργός κατά τη διάρκεια αυτής της περιόδου.
Evet pis camurun içine...").Ἑ. ἑρμηνείας ὕμνων)»…
Sonra aynı adamı bir pencereden evin içine bakarken görür.Παρακολουθεί τη ζωή στην πόλη μέσα από το παράθυρο.
Bölge, Yeni Gine'nin kuzeydoğusu ve birçok yakın ada öbeğini içine almaktaydı.Αποτελούνταν από το βορειοανατολικό τμήμα της Νέας Γουινέας και τις αρκετά κοντά νησιωτικές ομάδες.
Ancak şehir hiçbir zaman sur içine alınmadı.Ωστόσο η πόλη ποτέ δεν ανέκαμψε από αυτή την καταστροφή.
Ama yüzüğü yakalayamadan yüzük şu içine düşer.Άμα δεν έχει κανένα δαχτυλίδι, τότε δέχεται μία ζημιά.
Kuşlar, ağaç içine yaptıkları yuvalarına 4-6 yumurta yumurtlarlar.Τα θηλυκά γεννούν 4-6 αυγά σε τρύπες που σκάβουν σε μαλακό χώμα.
Bu aynı zamanda izleyiciyi de araştırmanın içine alır.Ταυτόχρονα όμως παρατηρούμε και τον εαυτό μας σε σχέση με το παρατηρούμενο.
Jesse: Ve işin içine edebiliyorsun, biliyorsun.Can You Feel It – περιλαμβάνει το προσωπικό στο τέλος.
Ardından mumya tabutların içine yerleştirilirdi.Μετά την ετοιμασία της, η μούμια τοποθετούνταν σε φέρετρο.
Bu sırada çocuğun öz babası da olayların içine karışır.Εκεί ετάφη ο γιος του και έπειτα ο ίδιος.
Büyük Yok Edici tarafından ısırıldı ve içine kötülük girdi.Οι υποτελείς του εξεγέρθηκαν και απεβίωσε στα χέρια τους.
En üst kategorilerde yer alan taksonlar, daha aşağıdaki taksonları içine alır.Οι αποφάσεις των ανώτερων δομών είναι υποχρεωτικές για τις κατώτερες δομές.
Tam bu sırada Hersek isyanı çıktı ve ülke büyük bir siyasi kriz içine girdi.Η εξέγερση έλαβε μεγάλες διαστάσεις και η χώρα εισήλθε σε εμφύλια σύρραξη.
Şarabın bu değerleri içine su katılarak düşürülmüştür.Μέσα σε αυτό αναμιγνύεται το κρασί με το νερό.
Daha önceki şablonlar PHP'nin içine doğrudan kodlanmakta idi.Παλιότερες παραλλαγές χρησιμοποιούσαν γραμμένο στο χέρι κώδικα σε PHP.
İçine bir çay kaşığı pul biber atılıp soğumaya bırakılır.Μοιράζουμε την κρέμα σε πήλινα σκεύη και την αφήνουμε να κρυώσει.
Bölgenin merkezi Ahar şehri olup Ahar Şehristanı'nı içine alır.Το υπόλοιπο του έτους περιλαμβάνει την ξηρή περίοδο της πόλης.
Nuh dedi: “Binin içine!Muads svar var: ”Koranen.
Ve "adanın gözlerinin içine baktım ve gördüğüm şey çok güzeldi" der.Han siger, at "han kiggede ind i øens øje, og det, han så, var smukt."
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Disse antibiotika indgives ofte intravenøst og anvendes ofte sammen.
Dumbledore'un ölümünden sonra Asa mezarının içine konmuştur.Efter Dumbledores død blev tryllestaven lagt med ham i hans grav.
Bölge, Yeni Gine'nin kuzeydoğusu ve birçok yakın ada öbeğini içine almaktaydı.Det bestod af den nordøstlige del af Ny Guinea, og flere nærliggende øgrupper.
Şarkılar söyleyerek denizcileri kandırır ve suyun içine çeker.Det siges, at hendes sang lokker sømænd i døden og får skibene til at kæntre.
Büyük Yok Edici tarafından ısırıldı ve içine kötülük girdi.Han blev forvist og døde i elendighed.
Diğer birçok madde gibi sigara içine niçin eklenildiğine ilişkin bir bilgi yoktur.Det er endnu ikke forstået, hvorfor universet indeholder mere stof end antistof.
O, karakterinin içine girmiş gibi görünüyor.Hun er begejstret for, hvor hendes karakter går.
Bundan sonra günümüzde de Denbighshire Kontluğu içine alinmıştır.Siden ejes i dag af eBay.
Masai Mara Tanzanya sınırları içerisinde yer alan Serengeti Ulusal Parkı'nı da içine alır.Mod syd, over grænsen til Tanzania, hænger Masai Mara sammen med Serengeti nationalpark.
Fakat mahalle içine oldukça uzaktadır.Og dette samfund ligger langt væk.
Aslında sinyal, Jedilar'ı tam bir tuzağın içine gönderiyordu.Teksten havde tegnet et billede af en jødisk-frimurer sammensværgelse.
1915 yılının baharında Ruslar, Galiçya içine çekilmişlerdi.De flygtede i vinteren 1945, da russerne trængte frem.
Bazı prenslikler ise birkaç şehri içine alabilir.Nogle kan ligge i flere kommuner.
MADIMAK AŞI: Madımak kaynayan suyun içine atılır.Skoletjenesten: Løft vandet med forbundne kar.
Jesse: Ve işin içine edebiliyorsun, biliyorsun.Eksempel: Er du glad for dit job?
Günümüzde büyük ölçüde kanal içine alınmış durumdadır.Kanalerne er i dag i stor grad tilgroede.
Göçebe: Melanie Stryder'in içine yerleştirilen ruh.Vandrer er hovedpersonen, en Sjæl der er indsat i Melanie Stryders krop.
Oysaki bereket var insanın içine harcanan her şeyde.Det er det onde, som findes i mennesker, der vil gå fortabt.
İncelemeler sırasında kulenin dışından içine doğru bir metre derinliğinde kazılmıştır.Som en del af undersøgelsen blev der gravet en 1 meter bred grøft fra ydersiden til indersiden af tårnet.
Sonra yumurta çırpılıp içine konur.Hun når ind og fanger den varm æg.
Önce Sicilya adasını içine aldı.Han landede først på Sicilien og erobrede øen ubesværet.
Fakat 2B evresinde konutlar, sokaklarla ayrılan ada-parseller içine yerleşmiş durumdadır.I dag kører buslinje 2A på gaden.
Hamur demetleri daha sonra bir piramit içine istiflenmiş halkalar şeklinde biçimlendirilir.Herefter lægges armeringsjern i stil med et hønsenet.
Evet pis camurun içine...")."Søren Bak ("The True Viking")".
Ölüler kişisel eşyaları, içine yiyecek ve içecek konan kaplarla birlikte gömülmektedir.De døde fik som regel personlige ejendele med og lerkar med mad og drikke.
Müze içine ziyaretçiler uzun bir zaman tünelinden geçerek girmektedirler.En række kendte personer har besøgt museet gennem tiden.
Bu dönem ekonomik ve dini düzlemde Avrupa güçleriyle yoğun ilişkiler içine girildi.Religiøse og dynastiske spændinger havde i mellemtiden skabt spændinger i hele Europa.
Sessiz ve içine kapanık bir kişiliğe sahip olan Anya karanlık bir geçmişe sahiptir.Det ensomt beliggende mørke hus gemmer på en frygtelig hemmelighed.
Geminin içine giriyoruz ve içerideki yaralı askerleri kurtarıyoruz.Fra rederne sørger ambulancer for at indsamle de sårede og transportere dem tilbage til 2.
Sayid sahil boyunca yürürken okyanustan gelen ve ormanın içine doğru giden bir kablo bulur.Sayid finder et mystisk kabel, der løber ud af havet og ind i junglen.
Nuh dedi: “Binin içine!Rizal svarte: «Ikke gjør noe slikt!
İlgili Sayfalar