içine ile cümle

içine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
En üst kategorilerde yer alan taksonlar, daha aşağıdaki taksonları içine alır.Systém metra v hlavním městě patří i k těm s nejnižšími sazbami jízdného.
Kesenin içine girdikten sonra her biri ilerleyen 100 gün boyunca bir meme ucuna bağlı kalır.Jakmile se do kapsy dostanou, zůstanou přisátá na bradavce dalších 100 dní.
1951 yılında KI'nın tamamı yeniden MGB içine dahil edildi.În 1951, întreg serviciul KI s-a reîntors la MGB.
1980'de copyright kanununun kapsamı bilgisayar programlarını içine aldı.În 1980 legea dreptului de autor a fost extinsă să includă și programele software.
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Aceste antibiotice sunt administrate adesea intravenos și utilizate în combinație.
Bu üç nükleon potansiyellerinin modelin içine dahil edilebileceği anlamına gelir.Aceasta înseamnă că trebuie incluse în model potențiale cu trei nucleoni.
Sonraki iki single "Telephone" ve "Alejandro", birçok ülkede ilk on sıralama içine girdi.Următoarele single-uri: „Telephone” și „Alejandro”, au ajuns în top 10 în numeroase țări.
Lockheed firması ise teleskobun içine yerleştirileceği uzay gemisini yapmakla görevlendirildi.Lockheed a primit sarcina de construi naveta spațială în care să fie transportat pe orbită telescopul spațial.
İçine birazcık tuz atılır.In fiecare din ele pun puțină sare.
O, karakterinin içine girmiş gibi görünüyor.Aspectul pe care îl are se potrivește cu personalitatea lui.
3-mesane içine giriş yeri.Accesat în 3 iun.
Hiçbir deha yoktur ki içine biraz delilik karışmamış olsun.Nu există niciun viciu social care poate să-i poată fi pus în cârcă...
Geminin içine alınan kazazedeler, esrarengiz Kaptan Nemo ve adamları ile tanışırlar.În interior , se întâlnesc căpitanul submarinului , căpitanul Nemo , și echipajul său credincios .
İçine şeker katılır.Zahărul conține ca.
Oysaki bereket var insanın içine harcanan her şeyde.Iubirea lui cuprinde pe tot ce e om în lume.
Osmanlı kaynakları ise daha geniş bir bölgeyi içine alarak toplam 9.100 ölüden bahsediyor.O sursă daneză contemporană vorbește despre un total de 9.300 de morți.
1189 yılında II. Guglielmo bir mirasçı bırakmadan ölmesiyle krallık bir kaos içine atılmıştır.Cu toate acestea, moartea sa fără moștenitori din 1189 a aruncat regatul într-o stare de haos.
Genellikle içine gömlek veya bluz giyilerek kullanılmaktadır.De obicei se îmbracă într-o fustă neagră și o bluză albastră.
Bu dönemde Çukurova Üniversitesi kampüsü içine bir güneş evi inşa etti.Mai târziu, universitatea ULB a construit pe întreg teritoriul Solboschului campusul universitar.
Sindirim yoluyla emilmezler, bu nedenle tümü kas içine şırınga edilerek verilir.Dar n-au putut nici să-l miște, așa încât s-au înspăimântat cu toții.
Sonra içine dipten uca bir telek yerleştirilir.În spate era prevăzută o cale acoperită (en).
Eva'yı evine gönderir ve Valter'i kendi atölyesi içine zorla sürükleyerek sokar.Atunci când vor să scape, el o împinge pe Eva în brațele tatălui său și îl ia pe Walther în prăvălia sa.
Kutunun içine koyulan kapana av basınca kapak kapanır.După prinderea prăzii în cioc, acesta se închide.
Zamanı dolduğunda bu yuvanın içine girer ve ölür.Eventual, sfârșește prin a muri acolo.
Ancak bazen bunun içine et konulduğu da olurdu.De asemenea, fii pregătit să mergi la închisoare, uneori.
Çoğu dindar olmayıp içine kapanıktı.Majoritatea credincioșilor n-au văzut vreodată biserica pe dinăuntru.
Müze içine ziyaretçiler uzun bir zaman tünelinden geçerek girmektedirler.De aceea, muzeul din Moscova dedicat scriitorului continuă să primească numeroși vizitatori.
Kesenin içine girdikten sonra her biri ilerleyen 100 gün boyunca bir meme ucuna bağlı kalır.Odată ajunși, fiecare va rămâne atașat la un mamelon pentru următoarele 100 de zile.
Al içine!!!: Blöfü görülen kişiye denir.Explicația numelui personajului este dată însuși de actor: "aga Mită Dandanache!!!
Pskov'daki Monakovo'da bir toplu mezarın içine gömüldü.Mormântul ei se află la Monakovo, Pskov.
Sonradan geç Rönesans mimarı stilinde içine ekler yapılmıştır.A fost renovată ulterior în stilul Renașterii.
Çünkü ilk olarak tüm maddeler kara delik içine çekilir.În această eră materia se va regăsi doar în găurile negre.
Jesse: Ve işin içine edebiliyorsun, biliyorsun.Driftwood: Da, te poți atașa de ea... vrei s-o auzi din nou?
Akershus, Norveç'in başkenti Oslo'yu içine alan bir eyalettir.Akershus este o provincie localizată în partea de SE a Norvegiei.
Bu dönem aktif biçimde siyasetin içine girdi.Se pare că ea ar fi fost activă pe plan politic.
Nişlerin içine yerleştirilmiş.Ați trecut-o în facturi?
Tom Mary'yi havuzun içine ittirdi.Tom a împins-o pe Maria în piscină.
1980'de copyright kanununun kapsamı bilgisayar programlarını içine aldı.Végül 1980-ban az Egyesült Államokban a szerzői jogi törvényeket kiterjesztették a számítógépprogramokra is.
Mısır, dünya ekonomisi içine girmişti.Ők kapcsolták be a kontinenst a világgazdaságba.
Al içine!!!: Blöfü görülen kişiye denir.Légy Te: ki beleszól a halott "Mikrofonba"!!!
İçine ruhunu katmana gerek yok".Ezt nem kell a szádba rágni.”
Wyoming, eyalet içine ihraç edilen ürünlerden %5 vergi toplamaktadır.Az állam minden Wyomingon kívül vásárolt termékre 5% fogyasztási adót számol fel.
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Ezeket az antibiotikumokat rendszerint kombinálva, intravénásan adják.
Doğal olarak, üstel zaman polinomsal zamanı içine alabilir.Ez akkor szokásos, ha csak egyszer értékeljük ki a polinomot.
Bölge, Yeni Gine'nin kuzeydoğusu ve birçok yakın ada öbeğini içine almaktaydı.Magába foglalta Új-Guinea szigetének északkeleti részét és több közeli szigetcsoportot.
Bir zamanlar leucogenysin içine eklenmiştir.Korábban a leucogenys része volt.
Bu üç nükleon potansiyellerinin modelin içine dahil edilebileceği anlamına gelir.Így (legalább) a háromnukleon-potenciálokat bele kell venni a modellbe.
İçine şeker de eklenebilir.Cukrot is tehetsz bele.”
Küçük teknelerle mağaranın içine girilebilir.Kisebb hajókkal Skradinig hajózható.
Yaramaz çocukları sırtında taşıdığı bir çuvalın içine atarak kaçan bir adam olarak tasvir edilir .Egy ismeretlen foglyot visznek akinek zsák van a fején.
(Şehrin içine gidiyoruz.)(Tiéd a város!)
Bunun yerine doğrudan formaldehitin içine koyduk.Helyére Tököli Attilát küldte be.
Henüz bilinmeyen bir şekilde DNA kafanın içine sıkı bir şekilde yerini alır.A DNS hatékonyan összecsomagolt állapotban található a fejen belül.
Fakat mahalle içine oldukça uzaktadır.A belvároshoz viszonylag közel található.
Bu travmayla içine kapanan Tommy artık görmez, işitmez ve konuşmaz olur.1997-ben jelent meg első albumuk Nem hall, nem lát, nem beszél címmel.
Konserlerde orkestra sahnedeki beyaz kubbeli yapıların içine yerleştirildi.A zenekar a fehér építményben került elhhelyezésre.
Bazen yanlışlıkla küçük teknelerin içine düşebilirler.Olykor előfordul, hogy kisebb csoportokban úszik a hajók orrvizén.
İçine yarma konur.Rovarok porozzák be.
Oldukça engebeli bir vadinin içine kurulmuştur.Egy viszonylag széles völgyben található.
Humatlı bileşikler demiri şelatlı kompleksler içine dahil etmektedir.A szagjelek a bonyolult társas kapcsolatokat tartják össze.
İlgili Sayfalar