içine ile cümle

içine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yavrular kör ve çıplak olarak doğar; ilk birkaç gün ağız keselerinin içine alınabilir.Пташенята лупляться сліпими й голими, у перші дні їх годує в основному самка.
Aslında sinyal, Jedilar'ı tam bir tuzağın içine gönderiyordu.Асей отримує повідомлення, що джедаї ввійшли до підземелля.
Fakat, bu artışlara rağmen Batıkent'teki emlak fiyatları şehir içine göre oldukça düşük seviyededir.Незважаючи на ці ініціативи, житлові стандарти в Швеції були низькими.
Jesse: Ve işin içine edebiliyorsun, biliyorsun.Я: доступ до вашого профілю.
Köyün içine kadar asfalt yol bulunmaktadır.До селища прокладено асфальтову дорогу.
Ardından ateş geminin içine doğru ilerledi.Потім вогонь перекинувся на корабель.
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.Jedná se o rovinu obsahovou (co řekneme) a vztahovou (jak to řekneme).
İkincisinde ise dört hurûftan ibaret olan Velâyet te onun içine dâhildir.Vypráví se v něm o dobrodružství čtyř hrdinů (dvou dvojčatech).
Google Keep kullanıcılara kontrol listesi içine metin notları dönüştürmeni sağlar.Google Keep také dovoluje uživatelům převést textové poznámky na kontrolní seznamy.
Sonraki iki single "Telephone" ve "Alejandro", birçok ülkede ilk on sıralama içine girdi.Další dva singly „Telephone“ a „Alejandro“ se pohybovaly v několika zemích mezi prvními pěti.
Hangi kurumumuzun içine girmişlerse girmişler.Kterak jsme vstupovali.
1980'de copyright kanununun kapsamı bilgisayar programlarını içine aldı.V roce 1980, autorský zákon byl rozšířen na počítačové programy ve Spojených státech.
Kurt mağaranın içine saklanır ve on erkek çocuk doğurur.Vlčice se tam ukryla v jeskyni a posléze porodila 10 synů.
Sanduka mezarlar ise mezar çukurları içine büyük, yassı taşların yerleştirilmesiyle yapılmıştır.Kámen byl vyhrazen pouze pro náboženské stavby, k nimž patří i hrobky.
Merkezi yıldızdaki ışığı içine doğru çeker ve kızılötesi dalgaboylarında tekrar yayar.Absorbuje světlo centrální hvězdy a znovu jej vyzařuje na infračervených délkách.
İçine girdiğimde çok farklı bir dünya olduğunu gördüm.Když jsem z ní vystoupil, svět už byl úplně jiný.
Göz teması iki kişinin aynı anda birbirlerinin gözlerinin içine bakmasıdır.Binokulární vidění znamená vidění oběma očima zároveň.
Gözden çıkarma safhasında ise mağdur terk edilerek yeni arayışlara içine girilir.Když však vyjde z útrob, je zabit jedním z pochybovačů.
Daire içine alınan "6EQUJ5" kodu, sinyalin yoğunluk değişimini göstermektedir.Zakroužkovaný písmenný kód 6EQUJ5 (viz obrázek vpravo nahoře) popisuje tedy proměnnou intenzitu signálu.
Güneş haçı, çember içine alınmış bir haç sembolüdür.Sluneční kříž je symbol ve tvaru pravoúhlého kříže uprostřed kruhu.
Yarı mayalanmış darı tohumları, bambu bir fıçının içine doldurulur.Polofermentovaná semena jsou plněná do bambusového džbánku zvaného domru.
Jesse: Ve işin içine edebiliyorsun, biliyorsun.Víte, jak se dostanete do práce?.
Gömleğin içine beyaz bir iç çamaşır giyilirdi.Pod ni se nosí bílá plátěná košile.
Menzili uzatmak için kanatların içine yakıt tankları yerleştirilmiştir.Uvnitř křídel jsou umístěny palivové nádrže.
Tırnak içine alınan ifade tam bir cümle ise kendi noktalama işaretlerini korur.Kyj, kterou drží chráněné rameno, je však spíše mluvícím znamením.
Tehlikeyi sezdikleri durumlarda, kendilerini derhal kumun içine saklayabilirler.V případě hrozícího nebezpečí se dokážou bleskurychle zavrtat do písku.
Bu travmayla içine kapanan Tommy artık görmez, işitmez ve konuşmaz olur.Aby rodiče tento incident ututlali, řeknou Tommymu, že to neviděl, neslyšel a nikomu o tom neřekne.
Artık konuşmayan, içine kapanık birisi olur.Muž, který nemluví, promluvil.
Canlı yaratıkların her türünden geminin içine yükle.Je vyzvednut kosmickou lodí svích druhů.
Not: Bir Biçer-Döver rafinerinin içine dahildir.Pro účely čeření bývá součástí rafinerie vápenka na pálení vápence.
Henüz bilinmeyen bir şekilde DNA kafanın içine sıkı bir şekilde yerini alır.Pozor – velmi neochotně přijímají potravu ze dna.
Akershus, Norveç'in başkenti Oslo'yu içine alan bir eyalettir.Akershus je hrad v norském hlavním městě Oslu.
Enteroinvazif E. coli (EIEC) tipleri, doku hücrelerinin içine girip çoğalırlar.EIEC E. coli pronikají do buněk tlustého střeva, kde se množí.
Tavşangiller familyası yaklaşık 50 türü içine alır.Rod kožnatec zahrnuje asi 50 druhů.
Bunun sonunda Dünya sıralamasında ilk 100'ün içine girdi.V té době patřil do první stovky světového žebříčku.
Böylece içine aldığı nesne ortaya çıkar.Její typ se určí tím co se do ní vloží.
O, karakterinin içine girmiş gibi görünüyor.Jeho přezdívka vznikla nejspíše podle jeho malé postavy.
Prandelli "Başkanla konuşurken gözümün içine baktı.Paní Coolidgeová poznamenala: "Řekněte to prezidentovi, až půjde kolem."
Hastalığın tedavisi kendisini büyük miktarda borç içine soktu.Přisuzují se mu léčivé účinky na řadu onemocnění.
Örneğin Konsole bir Kpart bileşenidir ve Konqueror'un içine gömülmüştür.Například Konsole je k dispozici jako taková komponenta a je použita v aplikacích jako Konqueror nebo Kate.
Bugün tepenin kuzeydoğusunda bir hisarı içine alan kısım ayakta kalabilmiştir.Na severovýchodní straně ke skále přiléhala obdélná budova.
Birdenbire içine doğduğu gibi söyleme ve etme.Jak vznikl a vycházel Bezděz.
Tam bu sırada Hersek isyanı çıktı ve ülke büyük bir siyasi kriz içine girdi.V následku toho prezident Rúa rezignoval a země se propadla do politické krize.
Muharip Devletler Dönemi, demir işlemenin Çin'de başladığı zamânı da içine alır.Od jejich příchodu se datuje začátek doby železné v Kanaánu.
İçine şeker de eklenebilir.Lze přidat i mléko.
Mihrap taş duvar içine konulmuştur.Je obehnán kamennou zdí.
Bunu sağlamak için silah istasyonları gövdenin içine saklanmıştır.Ukryje si na strategických místech stanice pušky, kdyby je potřeboval.
Tatarcık artık içine kapanık bir kız olmuştur.Je to metafora k tomu, že dívek je přece dost.
Sonra onu ambulansın içine atıp arabaya bindi.Byl okamžitě vyproštěn ze svého vozu a naložen do sanitky.
1944 yılında peronlar kampın içine kadar uzatılır (ilk fotoğrafa bakınız).První výstup se podařil Italům roku 1954 (viz výše).
Bölge, Yeni Gine'nin kuzeydoğusu ve birçok yakın ada öbeğini içine almaktaydı.Jeho vliv se brzy rozšířil na celý severovýchod Nové Guineje a některé ostrovy při pobřeží.
Yurt içine, en çok Ankara'ya, yurt dışına ise en çok Almanya'ya göçler yaşanmıştır.Do zahraničí, hlavně Německa, cestoval vícekrát.
Kendilerini okulun içine hapsetmekten başka çareleri yoktur.Na ČVUT ale nezaložil vlastní školu.
Genellikle tamammen suyun içine girer.Většinou se rozpouští ve vodě.
Ius Naturale tabii kanunu içine alan ve herkes için geçerli olan kanunlar manzumesiydi.Tao viděl jako přirozený zákon, který je každý a všechno přinuceno dodržovat.
Son yıllarda seracılık ve arıcılık da üreticilerin ilgi alanları içine girmiştir.V následujících letech omezil odbavování osob a zboží i Egypt.
Böylece, içine alanın vücudunda ruhlar oluşur.Vyplňuje prostory v našem těle.
1959 yılında Karşıyaka Belediyesi sınırları içine alınmıştır.Teprve v roce 1959 byla hranice vyrovnána s hranici katastru.
Tavanın içine 1 küçük kahve fincanı hamur konur.V zadní části střechy se nachází malá restaurace "Käfer".
Deri içine giren kıl yerel bir enflamasyona neden olabilir.Na pokožce může vyvolat místní spáleniny.
İlgili Sayfalar