içine ile cümle
içine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bunun yerine doğrudan formaldehitin içine koyduk.Onder plaats valt het formeel.
Al içine!!!: Blöfü görülen kişiye denir.Hear him!") om de aandacht te vestigen op de spreker.
Orada bir kutunun içine girer.Daar zit een doosje in.
İçine düştüğü ekonomik sıkıntılar onu öz vatanına, İstanbul'a dönmesini zorunlu kılmıştır.Gebrek aan geld dwong hem echter om weer naar zijn geboortestad Straatsburg terug te keren.
Yalnız bazı kimseler savunma için hisarın içine girmişlerdi.Het bestond toen waarschijnlijk slechts uit een verdedigingstoren (donjon).
Küçük teknelerle mağaranın içine girilebilir.Men kan met bootjes door de grot varen.
Daha sonra İslam inancına sahip herkesi içine alan bir anlama kavuşmuştur.Iedereen heeft echter een idee van wat met religie bedoeld wordt.
Bu fotoğraflarda ağız canlandırılarak, tıpkı Monty Python'ın animasyonları gibi resmin içine monte edilmiştir.De techniek die in deze animatie gebruikt wordt is te vergelijken met de "Monty Python" animaties.
Bu durum Güneş'in bir kırmızı dev olup Yeryüzünü de içine almasına kadar sürecektir.De zon is opgezwollen tot een Rode Reus en staat op het punt de Aarde te verzwelgen.
Kyzikos (Erdek), Pitane (Çandarlı), Kyme (Aliağa) gibi komşu kentlerle dayanışma içine girer.Kamadeva (Kaamdev), de god van de liefde en wederzijds bekoren.
Bir çerçeve hikâye ve bu çerçeve anlatının içine yerleştirilen yedi hikâyeden oluşur.De titel van het boek is afgeleid van een van die zeven verhalen.
İçine pis suların karışması tehlikelidir.In stromend water kan dat gevaarlijk zijn.
Stadyum 2003 yılında inşa edilmiştir ve içine 35.000 kişi sığar.Het stadion werd herbouwd in 2009 en vergroot tot 65.000 zitplaatsen.
Gerçeklerle halüsinasyonlar adeta birbirlerinin içine geçmiştir.Hallucinatie en werkelijkheid gaan dan door elkaar lopen.
Geminin içine alınan kazazedeler, esrarengiz Kaptan Nemo ve adamları ile tanışırlar.In de duikboot, de Nautilus, ontmoeten ze kapitein Nemo en zijn bemanning.
Evans küçükken suskun, utangaç ve içine kapanık bir çocuktu.Als kind was Itosu klein in gestalte, verlegen, en introvert.
Artık konuşmayan, içine kapanık birisi olur.In het uiterste geval spreekt iemand helemaal niet meer.
Böylece içine aldığı nesne ortaya çıkar.Hij ontdekt wat erin staat.
Yazılım Güncelleme servisi Mac App Store içine birleşik edildi.Software-update is verwerkt tot één geheel in de Mac App Store.
Bu Robbie'nin içine pek sinmedi.In de serie komt Robbie nauwelijks ter sprake.
Jesse: Ve işin içine edebiliyorsun, biliyorsun.Weten hoe iets in zijn werk gaat; dingen goed snappen.
Bir Cryptit'in içine hapsolmuştur.In de kist zit een cryptex.
Genital retraksiyon sendromu: Kişinin, penisinin vücudunun içine çekildiğine dair sanrıları vardır.Somatische waan, waarbij de patiënt ervan overtuigd is dat er iets mis is met de lichaamsfuncties.
Kilisenin içine 12. yüzyılda ikonlar çizilmiştir.Reeds in de 12e eeuw werd de kerk vermeld.
Tavanın içine 1 küçük kahve fincanı hamur konur.In de apsis is een café ingericht met een klein podium.
Köy belediye sınırları içine alınmıştır.Affoltern omvat de volgende gemeenten:
Tokyo Körfezi 249 km² civarında toprak dolgu alanını da içine alır.In de Baai van Tokio bevindt zich 249 km² ingepolderd land.
Belirli bir sosyal çevre içine girmiştir ve o an sadece bunun farkındadır.De kennis is al in hem in een sluimertoestand, maar hij is zich er alleen nog niet van bewust.
Suyun içine atılan 1 kilogram kütleli metalin tabana ulaşması, yaklaşık olarak 1 saat sürer.1 kg water neemt in de vloeistoffase ongeveer 1 dm³ in.
İçine ruhunu katmana gerek yok".Het moet jou niet gaan gebruiken".
Hepsi birbiri içine girmiştir.Dit deden zij allemaal op één persoon na.
Dörtlü yeniden evin içine girer.De derde is echter weer teruggegaan naar het huis.
Sonra aynı adamı bir pencereden evin içine bakarken görür.Daarna kroop hij verder het huis in waar hij zich verschool achter een raam.
Örnek olarak kömür parçalarını alarak ateşin içine yerleştirmeye yarayan ateş-maşaları verilebilir.De blikschaar wordt bijvoorbeeld door de brandweer gebruikt om auto's open te knippen.
Birdenbire içine doğduğu gibi söyleme ve etme.Aanbid geen afgod zoals het oorspronkelijk verafgood wordt.
Fakat, bu artışlara rağmen Batıkent'teki emlak fiyatları şehir içine göre oldukça düşük seviyededir.Desondanks is de verstedelijkingsgraad in deze provincie naar westerse maatstaven laag.
Karanlığın değil, sonsuz bir beyazlığın içine çekilmiştir; kendini bir “süt denizinde gibi” hisseder.Toch beweert de man dat hij niets ziet behalve wit, alsof hij "in een melkzee is ondergedompeld".
Dönen felek şaşkınlık içine düştü.De Zuidelijken trokken zich in verwarring terug.
1935'ten itibaren Adenauer öncelikle Rhöndorf'ta içine kapanık bir biçimde yaşadı.Vanaf 1935 betrok hij met zijn gezin een woning in Rhöndorf.
Tüm ışıklar söndürülür ve oyuncular evin içine dağılırlar.Plots flitst het licht aan en worden alle aanwezigen wakker.
Hov kendi insanlarının içine taşınmış olur.Zelf trekt hij dan in bij zijn minnares.
Karşıyaka Mezarlığı'nın bir kısmını içine alır.De steen dan maar ergens op het kerkhof plaatsen?
Bunların içine yer yer küçük kaya ve blok parçaları da karışmış olabilir.Kleine delen van het gesteente kunnen loslaten, maar de ook blokken als geheel kunnen erdoor splijten.
Son yıllarda seracılık ve arıcılık da üreticilerin ilgi alanları içine girmiştir.Gedurende vele jaren waren het recept en de productie in handen van de staat.
Su kaynadıktan sonra içine hamurlar atılır.Na het trekken (oogsten) wordt het vlas gedroogd.
Su ve salça ilave edildikten sonra tandırda köz haline gelmiş ateşin içine gömülerek pişirilir.Na de slacht en na het uitsnijden van de ham wordt deze bedekt met stro dat aangestoken wordt.
Fakat kitap sayfalarından çıkan herkese karşılık, biri kitabın içine kaçmaktadır.Alles wat hij meemaakt (ze meemaken) wordt opgeschreven in een dik schrift en beoordeeld.
Eleme kriteri: 1,95'i geçen (Q) veya en iyi 12 sporcu içine girenler (q) finale yükselir.Kwalificatie eis: 1,96m (Q) of bij de beste twaalf van de kwalificatie (q).
Eğer varsa içine kıyma ya da et ilave edilir ama bu şart değildir.Er mogen kruiden of kruidenextracten worden toegevoegd, maar dit hoeft niet.
Art arda gelen hükümet değişiklikleri de ülkeyi tam bir siyasi bunalım içine soktu.Dit leidde tot grote veranderingen en volgens de regering tot een ware noodtoestand.
Bu gruplar Arafat'ın nüfuz alanı dışında hareket ediyor ve el-Fetih ile çekişme içine giriyordu.De Grenslandhallen werden uitgebreid met de Ethias Arena en Plopsa Indoor Hasselt.
Madenin içine temiz hava pompalanıyor.Vervolgens wordt lucht in de fles gepompt.
Tavşangiller familyası yaklaşık 50 türü içine alır.De onderfamilie omvat zo'n 500 soorten.
Leprikon kuyunun içine düşer.Ze valt op de leeuwenkooi.
Yerin içine 10 cm kadar girebilirler.Ze kunnen tot 10 cm in doorsnee worden.
Bu karamsarlığın içine batmayı seviyorum.De lepelaar foerageert hier graag.
Artık konuşmayan, içine kapanık birisi olur.A kto tego nie wypowie, ten nie będzie grał.
Lockheed firması ise teleskobun içine yerleştirileceği uzay gemisini yapmakla görevlendirildi.Lockheed został upoważniony do skonstruowania statku kosmicznego, w którym będzie ulokowany teleskop.
Anne'ın nedimesi olduktan kısa bir süre sonra onu avucunun içine aldı.Wkrótce Tom powiedział jej co zrobiła jej matka.
Süperpozisyon durumu bir 'gözlemci' (dedektör) ile etkileşim içine girilinceye kadar devam eder.Zjawisko to trwa tak długo, dopóki „obserwator” (detektor) nie wejdzie w interakcję z nim.
İlgili Sayfalar