içine ile cümle
içine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Neden o kadar azim, müşkül bir dava içine girdik?Po cóż było tak długo i bezskutecznie mnie prześladować?
Aynı gün olağanüstü hâl seçim tarihini de içine alacak şekilde üç ay daha uzatıldı.Tego samego dnia władze Mali przedłużyły stan wyjątkowy o 3 miesiące.
1929'da komşu Sterkrade ve Osterfeld şehirleri Oberhausen sınırları içine katıldı.W 1929 roku przyłączono miasta Osterfeld i Sterkrade.
Gündüzleri, kendilerinin ağaç kovukları içine yaptıkları yuvalarda geçirirler.Dochodzą one do obszernej, szczelinowej salki z pochylonym dnem.
Sonuçta Kızıl Ordu sevk ve idare konusunda ciddi bir sıkıntı içine düştü.Armia Czerwona zajęła Sulęcin i Rzepin.
Büyük mağara kapısı açılır; Ali Baba mağaranın içine girer ve cok geçmeden kapı kendiliğinden kapanır.Wrota otworzyły się przed nim i Ali Baba wszedł do środka.
Tüm bu akıntı, tek bir formül içine hapsedilerek ifade edilemez.Mam nadzieję że nie zostaniemy wszyscy wrzuceni do jednego worka.
Kendimi sanki koca bir et yığınının içine hapsolunmuş gibi hissediyordum.Zwierzę to charakteryzowało się jak na wieloguzkowca bardzo dużą masą ciała.
Satırlar (veya görsel ışınlar) düz bir çizgi içine çizilebilir.Przedmioty mogą być obserwowane w świetle przechodzącym (cień) lub odbitym.
Ailesi ve sevenleri büyük üzüntü içine girmişti.Jej ojciec i ukochany wpadli w czarną rozpacz.
O, karakterinin içine girmiş gibi görünüyor.Wtedy ukazuje się jej charakter.
Maedhros savaştan sonra pişman olup kendini Silmarille birlikte alevlerin içine atmıştır.Maedhros popełnił samobójstwo rzucając się w ognistą przepaść wraz z jednym z Silmarili.
Kilisenin içine ikonlar çizilmiştir.Wnętrze kościoła jest malowane.
Kilisenin içine 12. yüzyılda ikonlar çizilmiştir.W XVII wieku do kościoła zostały dobudowane dwie kaplice.
Ancak şehir hiçbir zaman sur içine alınmadı.Miasto nigdy nie było obmurowane.
Tehlikeyi sezdikleri durumlarda, kendilerini derhal kumun içine saklayabilirler.W razie niebezpieczeństwa mogli oni chronić się wewnątrz grodu.
Ama yüzüğü yakalayamadan yüzük şu içine düşer.Bez odkręcenia śrub pierścień wewnętrzny nie może się obracać.
Zamanı dolduğunda bu yuvanın içine girer ve ölür.Powstaje pytanie, czy on tam zasnął, czy umarł.
Weddell Denizi, Antarktika Kıtası'nın içine sokulan, Güney Okyanusu'nun bir parçasıdır.Morze Weddella – morze przybrzeżne będące częścią Oceanu Południowego, położone u wybrzeży Antarktydy.
Ve bu da Güneş'i 4,5 milyar kere içine almak demektir.Jej objętość jest 4,5 miliarda razy większa od objętości Słońca.
Adam kuyunun içine düşerken insan sesleri duymaya başlar.Gdy więc ten zaczyna spadać na dno studni, słyszy ludzkie głosy.
1941-1942 kışında, Wehrmacht Doğu Cephesi'nde bir çıkmazın içine düşmüştür.Zimą 1944–1945 w pobliżu Orzechówki przebiegała linia frontu.
Eritince de kurşun canavarın boğazından içine doğru akmış ve canavar oracıkta ölüvermiş.Strzeliła z łuku do potwora, przez co ten uciekł.
Deri içine (intradermal) uygulanır.Odbywa się swoisty sąd nad nim.
Günümüzde büyük ölçüde kanal içine alınmış durumdadır.Obecnie jest emitowany na kanale MiniMini.
Michael'ın düşük derecede içine kapanık ve korumacı olduğunu öğrendi.Michaels zapewnił, że był równie zaskoczony i umywa ręce.
Soğuk içilir ve içine buz atılabilir.Mogą być wtopione w lód i obmywane wodą.
Metafiziğin konusu olmayan konular metafizik içine dahil edilmişlerdir.W tek klasyfikacji fitochelatyny nie są wliczane do metalotionein.
Bu konuşmanın ertesinde şiddetli hava muhalefetinin içine girmişlerdir.W szczelinie tej jest silny przepływ powietrza.
Yeğeninin ölümü ile abisinin ve ailesinin içine daha çok girmeyi başarır.Więcej czasu spędza z córką i bratankiem.
Tom fişeği yakar, fıçının içine atar.Nitka pręcika owłosiona i zgrubiała w nasadzie.
Jesse: Ve işin içine edebiliyorsun, biliyorsun.Członek kolektywu Wiesz O Co Chodzi.
İçine neon lamba koyarak ışıklı bir kasa elde ederiz.W kasetonach w żelbetowym stropie ukryto oświetlenie.
İçine düştüğü ekonomik sıkıntılar onu öz vatanına, İstanbul'a dönmesini zorunlu kılmıştır.Kłopoty finansowe zmusiły go do powrotu do pirackiego życia.
Dörtlü yeniden evin içine girer.Trzeci akt przenosi akcję z powrotem do wnętrza domu.
Bölgenin merkezi Ahar şehri olup Ahar Şehristanı'nı içine alır.Dyrekcja Lasów Państwowych przekazała ten teren w wieczyste użytkowanie miastu.
Son yıllarda seracılık ve arıcılık da üreticilerin ilgi alanları içine girmiştir.W ostatnich dziesięcioleciach dar i wspólnoty darów stały się także przedmiotem zainteresowania ekonomii.
Bir Cryptit'in içine hapsolmuştur.Przygotował się do uwięzienia Kryszny.
Genişletilmiş anlamında Uraga Kanalı'nı da içine almaktadır.Zatoka Tokijska w szerszym znaczeniu obejmuje również kanał Uraga.
Oysaki bereket var insanın içine harcanan her şeyde.Wygląda świetnie we wszystkim, co na siebie wrzuci.
Bunun için, pusu kurulmuş ormanın içine Osmanlı ordusunu çekti.W zamian, wysłała je do Bezkresnego Lasu.
Prusyayla işbirliği içine girerek mali destek aldı.Do wsi napływali koloniści, korzystając z pomocy finansowej państwa pruskiego.
Kitabı okumaya başladıkları anda kitabın içine girerler.Gdy skończył czytać zapadł w sen.
Ormanlarda yaşarlar ve kovuklar içine yuva yaparlar.Wyprowadza się do lasu i buduje tam szałas.
En üst kategorilerde yer alan taksonlar, daha aşağıdaki taksonları içine alır.Taksony pokrewne są grupowane w taksony wyższego poziomu.
Bir süre içine kapanık ve fazla utangaç kaldı.Jest zamknięta w sobie i nieśmiała.
Bu yolu kentin içine bağlayan karayolu A55'dır.Przez miasto przechodzi droga A96 łącząca te miasta.
Evet pis camurun içine...").W Białej Podlaskiej (pol.).
Bu travmayla içine kapanan Tommy artık görmez, işitmez ve konuşmaz olur.Nazajutrz Nick powraca do szkoły, ale nikt go nie widzi i nie słyszy.
Kulak makarnası (Kulak makarnası içine et konularak katlanmış yufkanın haşlanmasıyla yapılır.)Pożądane są sięgające do kącików warg, przylegające, niepożądane uszy osadzone z tyłu głowy.
Daha sonraları etrafındaki küçük yerleşim bölgelerini de içine alacak şekilde büyümüştür.Wokół niego powinny działać mniejsze grupy powstańców.
Bu da Falstaff'i korkutup çamaşır sepetinde çamaşırlar içine saklanmasına neden olur.Tymczasem kosz, w którym ukrył się Falstaff, służący wrzucają do strumienia, gdzie pierze się bieliznę.
Sonra plazmid, transformasyon olarak adlandırılan bir yöntemle bakterilerin içine sokulur.Do wprowadzania plazmidów do wnętrza komórki bakteryjnej przydatna jest metoda zwana transformacją.
Bu dönemde art arda hem şiirleri hem yazıları yayımlanmış ve dergi çıkarma düşüncesi içine girmiştir.Napisane w tym okresie wiersze i opowiadania drukowane były w Naszej Niwie.
Veya katlanmış dipol olarak isimlendirildiğinde döngü kolaylıkça çizgi içine çökebilir.Ta, jeśli jest gotowa do kopulacji, pozwala mu wślizgnąć się pod odwłok.
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Dessa antibiotika administreras ofta intravenöst och används i kombination.
Navier-Stokes denklemleri daha sonra Euler denklemleri içine basitleştirmek.Navier-Stokes ekvationer förenklas därmed till Eulers ekvationer.
Eğer oyuncunun Shepard'ı sonunda ölürse, oyun-profilini Mass Effect 3 içine aktaramayacaktır.Om Shepard dör i slutet av Mass Effect 2 kan karaktären inte importeras till Mass Effect 3.
Yavrular kör ve çıplak olarak doğar; ilk birkaç gün ağız keselerinin içine alınabilir.Ungarna är i början nakna och blinda, därför vistas de sina första dagar i bon.
Kamo'nun çetesi bombaları bir kanepenin içine doldurarak Tiflis'e sokmayı başardı.Kamos gäng smugglade in bomberna i Tiflis inuti en soffa.
İlgili Sayfalar