içine ile cümle
içine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Burada yaptığımız şey, resmi alıp 3 boyutlu model uzayı içine getirmektir.So here what we're trying to do is we bring the picture and project it into the 3-D model space.
İçine bir yengeç koyunPut a crab inside it.
Avrupa'nın ekonomik kalkınma programının içine çekilmesi gerekliydi.Europe had to be dragged into economic development.
Savaştan önce, Amerika içine kapalı bir ülkeydi.Before the war, America had been highly protectionist.
Güzelliğin içine girdiğinizde olaslıklar gerçekleşmeye başlar.When you go into beauty the probability wave collapses into one possibility.
Ve sonunda çöpçuler çöpün içine bölgesel bazı kimyasallar koydular.And finally, the midden workers put some kind of territorial chemical in the garbage.
Her nasılsa bu rezervin içine sızarlar.They somehow get into this reserve.
Burada gösterilen yuva girişinin dışına ve içine gelen karıncalardır.So the idea is that ants are coming in and out of the nest entrance.
Köşeler etrafında döndüler, binaların yanlarına asıldılar ve mimarinin içine karıştılar.They ran around corners, they went up sides of buildings, and they melded into the architecture.
Onlar köleliğin içine geldi çünkü birsi onlara bu soruyu sordu:They come into slavery because someone has asked them this question.
Bir kere şehrin içine doğru köklerini saldığında, bir daha yer değiştirmesi ender görülür.Once its roots into the city are established, they very rarely move.
Et ise farklı bir hikâye, çünkü, hayvanlar hâliyle şehirlerin içine kadar yürüyebiliyorlardı.Meat is a very different story because, of course, animals could walk into the city.
Diego'yu takım elbisesinin içine çalışırken kullandığı gömleği giymiş olarak görüyoruz.Diego is represented with this work shirt under a suit.
Gerçekten içine girin.You really go in.
Şimdi sizi bu voltanik bacanın içine götürmek istiyorum.Now I want to take you into the caldera.
Ve şimdi animasyon kullanarak Axial Seamount'un içine gireceğiz.And we're going to go down into the Axial Seamount using animation.
Ve onlar uçarak patlayan volkanın içine giriyorlar.And they fly into the erupting volcano.
Anladınız, düşünüyor, "Kendimi neyin içine sokuyorum?"You know, he's thinking, "What am I getting myself into?"
Suyun içine düşmemeye çalışıyoruz.And we're trying to not fall in the water.
Ve insanlar gerçekte kendi gövdelerinin içine hapsolmuşlardır, ama zihinleri korunmuştur.And people are, in fact, imprisoned within their own bodies, but they do have a mind.
Yuvarlak içine alınmış nokta etkilemeye çalıştığımız olan -- hükümet için popülist destektir.The circled node is the one we're trying to influence -- popular support for the government.
İşte burada integral işin içine girer.We will do a line integral over-- I mean, you could think of it two ways.
Kim bilir? ve bu bizi mitolojinin içine getirir.Who knows? And that brings us to the mythology of business.
Fakat sizi çok fazla beklenti içine sokmak istemem.But I don't want to create too many expectations.
Bir kez içine girdiđin zaman daha kolay.[PewDiePie breaks into song] Just the two of us...
Biz tamamen bunun içine dahil edilecektik.We'll totally be caught up in it.
Yani her iki kökü de, denklemin içine yerleştirdiğinizde, 0 çıkar.So either of these, when you substitute it into this expression, you get 0.
Bir düşünürseniz bu bütün kültürümüzün içine işlemişti, şehirlerimizin bile.And if you think, it's permeated our whole culture, even our cities.
Yani bunu ve bunu fark ediyor ve grubun içine dahil ediyor. .So he spots that one and that one, puts them back in the pile.
Alice'in kafa içine parlak bir fikir geldi.A bright idea came into Alice's head.
O sevgiyle kolunu Alice'in içine sıkışmış olarak Düşesi, ve onlar birlikte yürüdü.Duchess, as she tucked her arm affectionately into Alice's, and they walked off together.
Yani DNA'nın içindeki mesajları okumak ve içine mesajlar yazmak için yeni bir kod geliştirildi.So it's a new code for interpreting and writing messages in DNA.
Kutu içine aldığım bilgiler bize verildiği halde zamanı hesaplamak istiyoruz. -We want to figure out time given this set of inputs.
Şimdi, yaşadığım yerleri yuvarlak içine aldım.Now, I've circled the places where I've been.
Artık kanı vücudumun içine koyuyorlardı.They were actually putting blood inside my body.
Robot kadının gözlerinin içine bakıyormuş gibi görünüyordu.It seemed to be looking in her eyes.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.And he put it in the ark with the scrolls of the Torah.
Sinagogun içine girdi ve , "Tanrım, lütfen bana yardım eder misin?"He goes into the synagogue. "God, will you please help me?
Sayı doğrusunda göstermek istersek 40'ı yuvarlak içine alıyoruz.ki 40'ı içermediği bellli olsun. .And to show this on the number line, we do a circle around 40 to show that we're not including 40.
Bu 40'ı yuvarlak içine alma nedenimiz.That's why we put that open circle around it.
3'e eşit olabilir yani noktayı da içine alıyoruz. .It can be equal to 3, so we fill in the dot, or less than 3.
Belki onlar kaçmakta zorlandıkları koşulların içine doğmuş olabilirler.Maybe they were born into circumstances they found difficult to escape.
Bana kalırsa şiiri raflardan alıp hayatın içine sokmak iyi birşey.And my sense is, it's a good thing to get poetry off the shelves and more into public life.
Problemin hemen içine dalmıycam.I'm not just going to chug through the problem.
Bu arada: bankacılık krizi yüz milyondan fazla yoksulluk içine geri sürdüler.By the way: The banking crisis drove more than a hundred million people back into poverty.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.They were too phantasmal and extravagant to enter into any one's fate.
-görebiliyor musunuz?- bir hapın içine koyup size satarlardı. Beklemeksizin yaparlardı bunu.- can you see it? - put it in a pill and then sell it to you, they would do it in a heartbeat.
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz: "İlerleme"We talk about it in ironic terms with little quotes around it: "progress."
Yılan oynamış herkes yılanın kendi içine kıvrılamayacağını bilir.Since anyone who's played snake knows that a snake isn't allowed to run into itself.
fakat tokaları saçın içine saklamayı unutmayın. 4'ten fazla gerekmez büyük ihtimal.tokaları saçın altına saklamayı unutmuyoruz, muhtemelen 4'ten az kullanmazsınız.
Onların konunun içine girmesini ve tüm benlikleri ile öğrenmeyi hissetmelerini istedim.I wanted to have them be immersed and learn the feeling of learning through their bodies.
Ben bir süredir çatışmalar kazanıyorum, ve giderek daha çok çatışmanın içine giriyorum.And so I've been winning battles, so I'm going into battles, more battles.
Bunu yuvarlak içine alayım.So actually, let me circle that.
Ve harekete geçmeniz gereken ve işin içine girmeniz gereken dört usul.And four modalities where you need to take some action and get involved.
Önemli kısımları yuvarlak içine aldım ki onları burda görebilesiniz.It came out four days ago --
Kalbin içine girip, içeriden dokunabilir, ve kalp kapaklarının nasıl hareket ettiğini hissedebilir.He can go inside, push inside of the heart, and really feel how the valves are moving.
Bizim merkezimize geldi, onu uyuşturdular ve hemen tarayıcının içine koydular.So she came to the center, and they sedated her and then put her straight into the scanner.
Onun içine bakabilirim.I can look inside of it.
Diyelim ki, bu küp h kadar suyun içine daldırıldı.Let's say the cube is submerged h units or h meters into the water.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.They don't like it if you come in and want to saw them open and look inside.
İlgili Sayfalar