içinden ile cümle
içinden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:Ale tylko jeden z tych 7599 powiedział to.
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:Dar doar unul din cei 7.599 a spus asta:
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:De a 7599-ből mindőssze egyetlen mondta ezt.
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:Maar slechts een van de 7.599 zei dit.
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:Mais un seul de ces 7 599 personnes a dit ceci.
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:Mas apenas uma destas 7.599 pessoas disse...isto.
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:Ma solo una delle 7.599 persone ha detto questo.
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:Pero sólo uno de ellos, de los 7.599, dijo esto:
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:Tapi hanya satu diantara mereka dari 7.599 berkata demikian.
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:Αλλά μόνο ένας από τους 7,599 έγραψε:
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:Але лише один із 7,599 запитав, "Для чого? Для чого ти це робиш?"
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:И само един от тези 7599 каза това:
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:И только один из них написал: "Зачем? Зачем ты это делаешь?"
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:אבל רק אחד מכל אותם 7,599 אמר את זה - ("למה? למה אתה עושה את זה?")
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:ولكن واحد فقط من ال 7599 قال هذا.
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:(笑) "なぜ? なぜこんな事をする?"
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,A minha mãe, na audiência, deu um salto:
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,Édesanyám, ott kinn a közönségben, felugrott,
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,그 때 어머니께서 청중 사이에서 뛰어올라 외치셨죠.
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,Mama, care sa afla în public, a sărit în sus,
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,Ma mère, dans le public, a sauté de joie :
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,Meine Mutter, die unter den Zuhörern war, sprang auf.
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,Mẹ tôi, ngồi giữa khán thính giả, bà đã nhảy lên,
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,Mia madre, tra il pubblico, saltò in piedi.
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,Mijn moeder, die in het publiek zat, sprong op,
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,Mi madre, en la audiencia, saltó,
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,Min mor, ute i publiken, hon hoppade upp,
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,Moja mama v hľadisku vyskočila
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,Moja matka, na widowni, podskoczyła:
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,Moje máma v publiku vyskočila vzhůru:
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,В этот момент моя мама выскочила из толпы со словами
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,Майка ми скочи и извика:
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,אמי, בקהל, קפצה ממקומה,
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,أمي، التي كانت من بين المستمعين، قفزت،
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,「あらまあ、ジョニーが話してる!」
Ardından oksijeni açığa çıkarmayan yaprak içinden malatı daha derin pompalıyorlar.Jabłczan trafia do komórek położonych w głębi liścia, które nie mają kontaktu z tlenem w atmosferze.
Ardından oksijeni açığa çıkarmayan yaprak içinden malatı daha derin pompalıyorlar.산소와 직접적 접촉이 없는 곳에서 반응을 진행한다는 것도 보았어요
Ardından oksijeni açığa çıkarmayan yaprak içinden malatı daha derin pompalıyorlar.Přemění ho na malát, ten přechází hlouběji do listu, kde není vystaven kyslíku.
Ardından oksijeni açığa çıkarmayan yaprak içinden malatı daha derin pompalıyorlar.Следва неговото изпомпване по-дълбоко в листото, където няма излагане на кислород.
Ardından oksijeni açığa çıkarmayan yaprak içinden malatı daha derin pompalıyorlar.לתוך העלה,איפה שזה לא חשוף לחמצן.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.Der var ingen bagdøre. Der var ingen vinduer store nok til at kravle igennem.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.Er waren geen achterdeurtjes. Geen ramen groot genoeg om erdoor te klimmen.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.Il n'y avait pas de porte de service. Il n'y avait pas de fenêtre suffisamment large pour passer à travers.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.Không có cửa hậu. Chẳng có cửa sổ đủ lớn mà chui lọt.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.뒷문도 없고 기어서라도 빠져 나갈만한 크기의 창문도 없었어요.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.Não havia portas das traseiras. Não havia janelas suficientemente grandes por onde trepar.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.Nebyl tam žádný zadní vchod. Nebyla tam žádná okna dostatečně velká na to, aby se jimi dalo prolézt.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.Nem voltak hátsó kijáratok. Az ablakok nem voltak elég nagyok ahhoz, hogy ki lehessen mászni rajtuk.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.Ni bilo stranskih vrat. Ni bilo dovolj velikih oken, skozi katera bi se dalo splezati.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.No había puertas traseras. No había ventanas suficientemente grandes como para trepar.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.Non c'erano porte sul retro. Non c'erano finestre abbastanza ampie da cui fuggire arrampicandosi.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.Nu erau uși prin spate. Nu erau ferestre suficient de mari prin care să te cațeri.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.Żadnych tylnych wyjść czy okien wystarczająco dużych, by przez nie przejść.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.Δεν υπήρχαν πίσω πόρτες. Δεν υπήρχαν αρκετά μεγάλα παράθυρα ώστε να σκαρφαλώσει κάποιος.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.Нямаше задни врати. Нямаше големи прозорци, по които да се изкатериш.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.Там не було задніх дверей. Не було вікон достатньо великих, щоб пролізти.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.Там не было запасного выхода. Там не было окон, через которые можно было выбраться.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.לא היו שם דלתות אחוריות. לא היו שם חלונות גדולים מספיק כדי לעבור דרכם.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.لم يكن هناك أبواب خلفية. ولم يكن هناك نوافذ كبيرة بما يكفي للقفز منها.
Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.抜け出せるほど大きな窓もありませんでした この人たちに逃げ道は全くないのです
İlgili Sayfalar