içinden ile cümle
içinden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ama bu doğru değil. Boşluk içinden köken alan, rastlantısal bir dalgalanma olabilirdiniz.Lehetnének önök is véletlenszerű ingadozások a semmiből.
Ama bu doğru değil. Boşluk içinden köken alan, rastlantısal bir dalgalanma olabilirdiniz.Може да бъдете случайно колебание в нищото.
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?Aber welchen Sinn können wir aus der Komplexität dieses Themas herauslesen?
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?Comment tirer un enseignement d'un sujet aussi complexe?
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?Dar cum putem înţelege complexităţile acestui subiect?
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?Es un asunto complicado. ¿Pero cómo podemos darle sentido a las complejidades de este tema?
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?Jak wytłumaczyć jego zawiłości?
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?이 복잡한 주제를 우리는 어떻게 하면 이해할 수 있을까요?
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?Maar hoe kunnen we dan duidelijkheid scheppen in de complexiteit van dit onderwerp?
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?Ma possiamo trovare un senso nella complessità di questo tema?
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?Nhưng làm sao chungd ta hiểu được sự phức tạo của đề tài này?
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?Tapi bagaimana kita meraba-raba kompleksitas hal ini?
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?Πώς μπορούμε να βγάλουμε κάποιο νόημα;
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?Але як ми можемо розібратися в її складнощах?
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?Но как да осмислим сложностите на тази тема?
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?Но как можно разобраться во всех сложностях этого вопроса?
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?אבל איך נוכל למצוא הגיון במורכבויות הנושא הזה?
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?لكن كيف يمكننا -من بين تلك التعقيدات- إستخلاص شئ منطقي؟
Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?社会の崩壊を分析するうちに 私は五項目の枠組みに到達しました
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.Aber es gibt eine Einheit die beginnt zu Tage zu treten.
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.De van egyfajta egység, ami elkezdett kialakulni.
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.Însă este un fel de unitate care începe să apară.
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.Jonkinlainen yhtenäisyys alkaa nousta esiin.
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.중요한 건 일종의 단일한 개체가 나타나기 시작했다는 겁니다.
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.Maar er is een soort eenheid die begint te ontstaan.
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.Ma c'è un'unità di qualche tipo che sta cominciando a emergere.
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.Mais il y a une unité d'une certaine forme qui commence à émerger.
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.Men det är en enhet av något slag som håller på att resa sig.
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.Pero hay una unidad de alguna clase que esta comenzando a emerger.
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.Powtarzam pownownie - nie mówię tu o świadomości.
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.Αλλά υπάρχει μια ενότητα κάποιου είδους που τώρα αρχίζει να αναδύεται.
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.Но започва да се очертава нещо като единство.
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.Но оно становится единым.
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.אך ישנה אחדות מסוג מסוים שמתחילה להתגלות
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.لكن هناك إتجاه ما بأنها بدأت في النشوء.
Ama bunun içinden zuhur eden bir tür "birlik" var.意識という話はやめましょう
Ama hepsi tek bir kesi içinden yapılıyor.Aber alles kommt durch einen einzigen Zugang.
Ama hepsi tek bir kesi içinden yapılıyor.A všechno se to děje jen skrze jeden jediný řez.
Ama hepsi tek bir kesi içinden yapılıyor.Dar totul vine printr-o singură incizie.
Ama hepsi tek bir kesi içinden yapılıyor.E isso vem tudo através de uma única incisão.
Ama hepsi tek bir kesi içinden yapılıyor.Et tout cela grâce à une seule incision.
Ama hepsi tek bir kesi içinden yapılıyor.이러한 일들이 절개 한 번으로 이뤄집니다.
Ama hepsi tek bir kesi içinden yapılıyor.Maar het komt allemaal binnen via één incisie.
Ama hepsi tek bir kesi içinden yapılıyor.Pero todo a través de una pequeña incisión.
Ama hepsi tek bir kesi içinden yapılıyor.To wszystko umieszczane jest przez jedno nacięcie.
Ama hepsi tek bir kesi içinden yapılıyor.Tutti gli strumenti entrano attraverso un'unica incisione.
Ama hepsi tek bir kesi içinden yapılıyor.Όμως, όλα εισέρχονται από μια και μόνο τομή.
Ama hepsi tek bir kesi içinden yapılıyor.И всё входит через один надрез.
Ama hepsi tek bir kesi içinden yapılıyor.Но всичко това влиза през един разрез.
Ama hepsi tek bir kesi içinden yapılıyor.אבל הכל נכנס דרך חתך אחד
Ama hepsi tek bir kesi içinden yapılıyor.ولكن كل شيء يأتي من خلال جرح واحد.
Ama hepsi tek bir kesi içinden yapılıyor.そんなに簡単じゃない
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.Ja zdecydowałem się fotografować inwazję z Bagdadu.
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.저는 미국 군대가 매우 잘 보호되고 있다는걸 알았고 거기서 바그다드 내부로 침투하는 과정을 취재하기로 마음먹었습니다.
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.הבנתי שחיילי ארה"ב יזכו לסיקור טוב מאד, ולכן החלטתי לסקר את הפלישה מתוך בגדד.
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.أدركت بأن القوات الأمريكية ستكون مغطاة بشكل جيد، لذا فقد قررت تغطية الغزو من داخل بغداد.
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.そこで私は侵攻をバグダッド内部から取材しようと決めました
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:그러나, 7599명중 단 한명이 이렇게 말했습니다.
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:Aber nur einer der 7,599 Menschen sagte dies:
Ancak 7,599'un içinden sadece bir tanesi bunu dedi:Ale jenom jeden z těch 7599 napsal tohle.
İlgili Sayfalar