İçimde başka bir adam herhangi yoktu Eğer olsa olmuştur konuşma bu yüzdenlain sesama dalam saya tidak punya Percakapan yang Anda telah meskipun jadi
İçimde başka bir adam herhangi yoktu Eğer olsa olmuştur konuşma bu yüzdenTako predsednik Posebej so napetosti
İçimde başka bir adam herhangi yoktu Eğer olsa olmuştur konuşma bu yüzdenעוד בחור שבתוכי לא היה לי כל שיחה שהיית אם כי כך
İçimde başka bir adam herhangi yoktu Eğer olsa olmuştur konuşma bu yüzdenلم زميل آخر داخل يكن لدي أي المحادثة التي كنت قد تعرضت على الرغم من هكذا
İçimde başka bir adam herhangi yoktu Eğer olsa olmuştur konuşma bu yüzdenそう 彼らは特に緊張はアール社長
- İçimde bir his var.- Apenas um pressentimento.
İçimde bir his var. Bana karşı çok nazik.Ltu adalah perasaan, dia sangat baik padaku
İçimde bir his var. Bana karşı çok nazik.إنه شعور إنه لطيف جدا معى
İçimde bir his var.C'est le feeling.
İçimde bir his var.Chỉ là cảm giác thôi.
İçimde bir his var.Es el sentimiento.
İçimde bir his var.Es el sentimiento.
- İçimde bir his var.- Es un presentimiento.
- İçimde bir his var.- Hanya firasat.
İçimde bir his var.Ho questa sensazione.
İçimde bir his var.- Így érzem...
- İçimde bir his var.- Просто передчуття.
- İçimde bir his var.كيف؟- .لدي شعورٌ فحسب؟
-İçimde bir parasit var. FREDRIK ve LEE'NİN DÜĞÜNÜ -Bu sen misin?Hai un parassita? <i>Il matrimonio di Frederik e Lee.</i>
-İçimde bir parasit var. FREDRIK ve LEE'NİN DÜĞÜNÜ- Ja, du har en parasit.
-İçimde bir parasit var.Hai un parassita?
-İçimde bir parasit var.-Oikea loinen.
-İçimde bir parasit var.-Tôi có 1 ký sinh trùng.
-İçimde bir parasit var.ΒΙΕΝΤΙΑΝ, ΛΑΟΣ
-İçimde bir parasit var.(فيينتيان) ، (لاوس)
-İçimde bir parasit var.フレドリク&リーの結婚式
İçimde birşey pekişiyordu.Algo en mí se endureció.
İçimde birşey pekişiyordu.Algo firmou-se dentro de mim.
İçimde birşey pekişiyordu.Ceva s-a crispat în mine.
İçimde birşey pekişiyordu.Có chút gì cứng lại trong tôi.
İçimde birşey pekişiyordu.Coś się we mnie usztywniło.
İçimde birşey pekişiyordu.Etwas versteifte sich in mir.
İçimde birşey pekişiyordu.Iets binnenin me ging steigeren.
İçimde birşey pekişiyordu.그 때 제 안의 무언가가 경직되는 것을 느꼈습니다.
İçimde birşey pekişiyordu.Něco ve mně strnulo.
İçimde birşey pekişiyordu.Nekaj je otrpnilo v meni.
İçimde birşey pekişiyordu.Niečo vo mne stuhlo.
İçimde birşey pekişiyordu.Qualcosa dentro di me si ribellava.
İçimde birşey pekişiyordu.Quelque chose s'est durci en moi.
İçimde birşey pekişiyordu.Saya merasa kaku di dalam.
İçimde birşey pekişiyordu.Valami megkeményített.
İçimde birşey pekişiyordu.Κάτι δυνάμωσε μέσα μου.
İçimde birşey pekişiyordu.Моє серце немов затверділо.
İçimde birşey pekişiyordu.Нещо ми засядаше.
İçimde birşey pekişiyordu.Что-то застыло внутри меня.
İçimde birşey pekişiyordu.משהו התקשח בתוכי.
İçimde birşey pekişiyordu.شيء يتردد في داخلي.
İçimde birşey pekişiyordu.私は心の中で静かに誓いました
İçimde doldurulamaz bir boşluk var, ...asla ısınmayan bir ürperti... ...asla tükenmeyecek bir keder.Este un gol în mine ce nu poate fi umplut, un fior ce nu poate fi calmat, o durere ce nu va înceta vreodată.
İçimde fakirliği zenginliğe, sıkıntıyı refaha dönüştürecek şeyler var.Am în mine ceva ce poate transforma sărăcia în bogăţie, greutatea în prosperitate.
İçimde fakirliği zenginliğe, sıkıntıyı refaha dönüştürecek şeyler var.Birtokában vagyok annak, amely a szegénységet gazdagsággá, a nyomort jólétre fordítja.
İçimde fakirliği zenginliğe, sıkıntıyı refaha dönüştürecek şeyler var.Ho in me la capacità di convertire la povertà in ricchezza, l'avversità in prosperità.
İçimde fakirliği zenginliğe, sıkıntıyı refaha dönüştürecek şeyler var.Ik heb dat in mij dat armoede in rijkdom kan veranderen, tegenspoed in voorspoed.
İçimde fakirliği zenginliğe, sıkıntıyı refaha dönüştürecek şeyler var.Jag har inom mig förmågan att omvandla fattighet till rikedom, motgång till framgång.
İçimde fakirliği zenginliğe, sıkıntıyı refaha dönüştürecek şeyler var.J'ai en moi ce qui peut transformer la pauvreté en richesse, l'adversité en prospérité.
İçimde fakirliği zenginliğe, sıkıntıyı refaha dönüştürecek şeyler var.Jeg har det i mig, der kan vende fattigdom til rigdom, modgang til velstand.
İçimde fakirliği zenginliğe, sıkıntıyı refaha dönüştürecek şeyler var.가난을 부유함으로, 역경을 성공으로 바꿀 수 있다.
İçimde fakirliği zenginliğe, sıkıntıyı refaha dönüştürecek şeyler var.Mám schopnosť premeniť chudobu na bohatstvo, nešťastie na blahobyt.
İçimde fakirliği zenginliğe, sıkıntıyı refaha dönüştürecek şeyler var.Mám v sobě nástroj, který umí změnit chudobu na bohatství, utrpení na prosperitu.
İçimde fakirliği zenginliğe, sıkıntıyı refaha dönüştürecek şeyler var.Minussa on se, mikä muuttaa velat saataviksi ja vastoinkäymiset menestykseksi.