Ana içeriğe geç
Sözlük

içim ile cümle

içim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Ey Tanrı, temiz bir yürek yarat, Yeniden kararlı bir ruh var et içimde.하나님이여 내 속에 정한 마음을 창조하시고 내 안에 정직한 영을 새롭게 하소서
Ey Tanrı, temiz bir yürek yarat, Yeniden kararlı bir ruh var et içimde.La mig høre fryd og glede, la de ben fryde sig som du har sønderknust!
Ey Tanrı, temiz bir yürek yarat, Yeniden kararlı bir ruh var et içimde.Låt mig förnimma fröjd och glädje, låt de ben som du har krossat få fröjda sig.
Ey Tanrı, temiz bir yürek yarat, Yeniden kararlı bir ruh var et içimde.Schaffe in mir, Gott, ein reines Herz und gib mir einen neuen, gewissen Geist.
Ey Tanrı, temiz bir yürek yarat, Yeniden kararlı bir ruh var et içimde.skab mig, o Gud, et rent Hjerte, giv en ny, en stadig Ånd i mit Indre;
Ey Tanrı, temiz bir yürek yarat, Yeniden kararlı bir ruh var et içimde.Srce čisto mi ustvari, o Bog, in trdnega duha ponovi v meni.
Ey Tanrı, temiz bir yürek yarat, Yeniden kararlı bir ruh var et içimde.Zideşte în mine o inimă curată, Dumnezeule, pune în mine un duh nou şi statornic!
Ey Tanrı, temiz bir yürek yarat, Yeniden kararlı bir ruh var et içimde.Καρδιαν καθαραν κτισον εν εμοι, Θεε και πνευμα ευθες ανανεωσον εντος μου.
Ey Tanrı, temiz bir yürek yarat, Yeniden kararlı bir ruh var et içimde.Сърце чисто сътвори в мене, Боже. И дух постоянен обновявай вътре в мене,
Ey Tanrı, temiz bir yürek yarat, Yeniden kararlı bir ruh var et içimde.לב טהור ברא לי אלהים ורוח נכון חדש בקרבי׃
Ey Tanrı, temiz bir yürek yarat, Yeniden kararlı bir ruh var et içimde.قلبا نقيا اخلق فيّ يا الله وروحا مستقيما جدّد في داخلي‎.
Ey Tanrı, temiz bir yürek yarat, Yeniden kararlı bir ruh var et içimde.神 阿 、 求 你 為 我 造 清 潔 的 心 、 使 我 裡 面 重 新 有 正 直 的 靈 。 〔 正 直 或 作 堅 定
Ey Tanrı, temiz bir yürek yarat, Yeniden kararlı bir ruh var et içimde.神阿 、 求 你 為 我 造 清潔 的 心 、 使我 裡面 重新 有 正直 的 靈 。 〔 正直 或 作 堅定
Fakat açıkça görülüyor ki,... ...içimdeki kötülük... ...yükselişte.Но скоро все увидят, зло во мне, оно растет.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.Ale na tom nezáleželo, protože teď tu bylo něco uvnitř, co hořelo, co mnohonásobně převážilo má zranění.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.Ale nezáležalo na tom, lebo teraz som mala v sebe plameň, ktorý horel, ktorý ďaleko presahoval moje bolesti.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.Ale to mnie miało znaczenia, bo w gdzieś w środku płonął płomień silniejszy niż urazy.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.Dar asta nu mai conta pentru că acum mă ardea ceva pe dinăuntru, ceva ce compensa pe departe toate necazurile.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.De ez nem számított, mert hajtott belülről valami, ami sokkal erősebb volt a sérüléseimnél.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.하지만 더이상 상관하지 않아요. 제 안에서 제가 입은 장애를 뛰어넘는 무언가가 끓어오르고 있거든요.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.Maar dat was niet belangrijk, want nu brandde er een vuur vanbinnen dat veel sterker was dan mijn kwetsuren.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.Mais ça n'avait pas d'importance, j'avais maintenant un feu intérieur bien plus important que mes blessures.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.Ma non importa, perché ora c'era qualcosa dentro che bruciava che ha superato mie ferite.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.Mas isso não importava, porque agora havia algo dentro de mim que ultrapassava todos os meus ferimentos.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.Men det gjorde ikke noget, fordi nu var der noget der brændte inden i mig der uden tvivl opvejede mine skader.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.Namun itu tidak masalah, karena kini ada sesuatu di dalam yang terbakar yang jauh melebihi cedera saya.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.Pero eso no importaba, porque ahora había algo interior que me quemaba dentro sobreponiéndose a mis lesiones.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.Αλλά δεν μ' ένοιαζε, επειδή τώρα υπήρχε κάτι μέσα μου που έκαιγε και ξεπερνούσε τα τραύματά μου.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.Но това нямаше значение, защото сега имаше нещо в мен, което гореше, и което надделяваше над моите травми.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.Но это было неважно, потому что у меня внутри что-то горело, и это было намного важней моих травм.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.ולפעמים גם אני חשבתי כך. אבל זה לא היה חשוב, כי עתה משהו בתוכי להט.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.لكن ذلك لم يكن يهم، لأنني الآن كان هناك شيء في داخلي يشتعل و كان حجمه بداخلي أكبر من كل إصاباتي.
Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı.私の傷を消し去ってくれたのです 小さなゴールに達成しては前進し
Felsefe Taşlarını düzenledim... içimdeki dostları da, ve bu güne hazırlandım.Järjestin Viisasten kiviä- -eli ystäviä sisälläni tähän päivään valmistautuen.
Felsefe Taşlarını düzenledim... içimdeki dostları da, ve bu güne hazırlandım.-och arrangerade De Vises Sten- -vännerna i mig, för att förbereda mig för den här dagen.
Felsefe Taşlarını düzenledim... içimdeki dostları da, ve bu güne hazırlandım.- og skabte De Vises Sten, - - vennerne inden i mig, for at forberede mig på denne dag.
Felsefe Taşlarını düzenledim... içimdeki dostları da, ve bu güne hazırlandım.Διευθετούσα τις Φιλοσοφικές Λίθους τους φίλους μέσα μου, προετοίμαζα αυτή τη μέρα.
GaEul! İçim rahatladı.GaEul! e o usurare
Gaziler, elinizi kaldırın ki sizi alkışlayabıleleım ve yaptıklarınız içim teşekkür edelim.(Aplauso)
Gaziler, elinizi kaldırın ki sizi alkışlayabıleleım ve yaptıklarınız içim teşekkür edelim.참석하신 참전 용사 여러분 손을 들어주십시오 이 자리에 모인 모두가 박수와 함께 감사의 마음을 전하고 싶습니다
Geberttim gülmekten. evet, harbiden. oradaki performansını görünce içimden bir parça geberdi harbiden.Eu arrasei. Sim, pois foi. Depois de ver a tua actuação, um pedaço de mim ficou arrasada.
Geberttim gülmekten. evet, harbiden. oradaki performansını görünce içimden bir parça geberdi harbiden.Ich war ein Erfolg. Ja klar. Nachdem ich dich gesehen habe, habe ich dich erfolgreich verdrängt.
Geberttim gülmekten. evet, harbiden. oradaki performansını görünce içimden bir parça geberdi harbiden.J'ai fait un massacre. Ça c'est sur! Après avoir vu ta prestation, une petite part en moi est morte!
Geberttim gülmekten. evet, harbiden. oradaki performansını görünce içimden bir parça geberdi harbiden.Li ho fatti morire dal ridere. Si e' vero. Dopo averti visto improvvisare, un piccolo pezzo di me e' morto.
Geberttim gülmekten. evet, harbiden. oradaki performansını görünce içimden bir parça geberdi harbiden.Σάρωσα. Ναι, όντως. Αφού σε είδα να παίζεις, ένα κομμάτι μου πέθανε.
Geberttim gülmekten. evet, harbiden. oradaki performansını görünce içimden bir parça geberdi harbiden.Зрители были в восторге. После твоего выступления на сцене мне понадобится реабилитация.
Geberttim gülmekten. evet, harbiden. oradaki performansını görünce içimden bir parça geberdi harbiden.どこがよ、死にそうになったわよ ダニエルズさん、すごいファンなの
Gerçek hayatımda kendi içimde olamadığım bir şekilde hareketin içinde olabiliyordum.Eu podia estar no movimento de um modo que eu não conseguia na minha vida real, em mim.
Gerçek hayatımda kendi içimde olamadığım bir şekilde hareketin içinde olabiliyordum.Ich konnte auf eine Art in der Bewegung sein, mit der ich in der realen Welt nicht in mir sein konnte.
Gerçek hayatımda kendi içimde olamadığım bir şekilde hareketin içinde olabiliyordum.Ik kon in de beweging zijn op een wijze die niet mogelijk was in mijn echte leven, in mezelf.
Gerçek hayatımda kendi içimde olamadığım bir şekilde hareketin içinde olabiliyordum.Jag kunde vara i rörelsen på ett sätt som jag inte kunde vara i mitt verkliga liv, i mig själv.
Gerçek hayatımda kendi içimde olamadığım bir şekilde hareketin içinde olabiliyordum.저는 제 실제의 인생속에서, 제 자신속에서 될 수 없었던 방식으로 순간에서 존재할 수 있었습니다.
Gerçek hayatımda kendi içimde olamadığım bir şekilde hareketin içinde olabiliyordum.Mogłam poruszać się tak, jak nie zdołałabym istnieć w prawdziwym życiu, w sobie.
Gerçek hayatımda kendi içimde olamadığım bir şekilde hareketin içinde olabiliyordum.Potevo muovermi come non potevo fare nella vita reale, in me stessa.
Gerçek hayatımda kendi içimde olamadığım bir şekilde hareketin içinde olabiliyordum.Puteam fi, în mişcare, într-un fel în care nu reuşeam să fiu în viaţa mea reală, în mine.
Gerçek hayatımda kendi içimde olamadığım bir şekilde hareketin içinde olabiliyordum.Tôi nhìn thấy một con người hoàn toàn khác so với tôi trong đời thực.
Gerçek hayatımda kendi içimde olamadığım bir şekilde hareketin içinde olabiliyordum.Úgy tudtam benne lenni a mozdulatban, ahogy képtelen voltam benne lenni a saját életemben.
Gerçek hayatımda kendi içimde olamadığım bir şekilde hareketin içinde olabiliyordum.Yo podía ser en movimiento de una manera que no podía en mi vida real, en mí misma.
Gerçek hayatımda kendi içimde olamadığım bir şekilde hareketin içinde olabiliyordum.Μπορούσα να είμαι στην κίνηση με έναν τρόπο που δεν μπορουσα να είμαι στην πραγματική ζωή μου, στον εαυτό μου.
Gerçek hayatımda kendi içimde olamadığım bir şekilde hareketin içinde olabiliyordum.Мені вдавалось вливатись в рухи так, як було не під силу в реальному житті, в собі самій.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod