Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.Lo stiamo respirando in
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.Noi inspirăm.
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.Nós estamos respirando.
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.Ten vdechujeme.
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.Вдихаємо.
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.Мы вдыхаем.
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.אנו שואפים אותו פנימה.
Biz yetişkinler neden içimizdeki o haylazlığı kaybediyoruz?Czemu my, dorośli, zatracamy tą figlarność?
Biz yetişkinler neden içimizdeki o haylazlığı kaybediyoruz?왜 어른이 된 우리들은 그런 장난스러움을 잃어버렸을까요?
Biz yetişkinler neden içimizdeki o haylazlığı kaybediyoruz?Perché noi adulti perdiamo questo senso di birbanteria?
Biz yetişkinler neden içimizdeki o haylazlığı kaybediyoruz?¿Por qué los adultos perdemos ese toque de travesura?
Biz yetişkinler neden içimizdeki o haylazlığı kaybediyoruz?Pourquoi les adultes perdent-ils cette espièglerie ?
Biz yetişkinler neden içimizdeki o haylazlığı kaybediyoruz?עלי פה איפה שהוא?
Biz yetişkinler neden içimizdeki o haylazlığı kaybediyoruz?لماذاعندما نكبر نفقد ذلك الشعور بتعمد الأذى؟
Bu benim içimi acıtıyor.Das bricht mein Herz.
Bu benim içimi acıtıyor.Esto me rompe el corazón.
Bu benim içimi acıtıyor.Láme mi to srdce.
Bu benim içimi acıtıyor.Это разбивает мне сердце.
Bu da içimdeki boşluğu ancak doldurabilir!Det kan fylde tomheden inden i mig.
Bu da içimdeki boşluğu ancak doldurabilir!Det kan fylla tomheten inuti mig.
Bu da içimdeki boşluğu ancak doldurabilir!E questo potrebbe riempire il vuoto che c'è dentro di me!
Bu da içimdeki boşluğu ancak doldurabilir!Isso talvez preencha o vazio dentro de mim!
Bu da içimdeki boşluğu ancak doldurabilir!Może wypełni to pustkę, która jest we mnie.
Bu da içimdeki boşluğu ancak doldurabilir!¡Quizá eso llene el vacío que siento!
Bu da içimdeki boşluğu ancak doldurabilir!Se voi täyttää tyhjyyden sisälläni.
Bu da içimdeki boşluğu ancak doldurabilir!Ίσως αυτό γεμίσει το κενό μέσα μου!
Bu da içimdeki boşluğu ancak doldurabilir!Это сможет заполнить пустоту внутри меня!
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.A to způsobuje mnoho vnitřních konfliktů, třeba že jedna moje část mě má ráda, druhá mě nenávidí.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Dat veroorzaakt innerlijke conflicten bij mij, een deel van mij houdt van mezelf, het andere deel haat mezelf.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.E isso causa um enorme conflito interior, tipo, parte de mim gosta de mim e parte de mim odeia-me.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.És ez sok belső konfliktushoz vezet, mint például, az egyik részem szeret, a másik pedig utál.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Esto me produce mucho conflicto interno, ya saben, como que una parte de mí me quiere, y otra me odia.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Joten se aiheuttaa paljon sisäisiä ristiriitoja, osa minusta pitää minusta, osa vihaa minua.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.그래서 저는 내부적인 갈등이 많습니다. 제 일부분은 저를 좋아하고 제 다른 일부는 저를 싫어하는 겁니다.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Questo mi provoca non pochi conflitti interni, ad esempio una parte di me mi apprezza, l'altra mi odia.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Şi se naşte un conflict interior, o parte din mine mă place, o parte mă urăşte.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Spôsobuje mi to veľa vnútorných konfliktov, napríklad jedna časť mňa ma má rada a druhá ma neznáša.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Thế nên, trong tôi có 1 vài xung đột, kiểu như một phần thì thích tôi, phần kia lại ghét tôi.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Wisst ihr, ich kriege deswegen innere Konflikte, als ob ein Teil von mir mich mag und der andere mich hasst.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Wytwarza to wewnętrzny konflikt. Moja jedna połowa mnie lubi, druga nienawidzi.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.И это ведет к внутренним проблемам, знаете, вот, как часть меня любит меня, а часть - ненавидит.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.זה יוצר הרבה קונפליקטים פנימיים, אתם יודעים, חלק ממני אוהב אותי, חלק ממני שונא אותי.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.وهذا يسبّب الكثير من الصراعات الداخلية ، كما تعلمون ، مثل كون جزء مني يحبّني ، وجزء مني يكرهني.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.内心の葛藤を引き起こします 核計画は必要と感じながら
Bu fikir şu an içimizde atıl duran milyarlarca fikri canlandırabilir.수많은 훌륭한 아이디어들을 일깨워줄 수 있는 매우 사소한 아이디어입니다.
Bu fikir şu an içimizde atıl duran milyarlarca fikri canlandırabilir.שיכול לשחרר מיליארד רעיונות גדולים שכרגע רדומים בתוכנו.
Bu fikir şu an içimizde atıl duran milyarlarca fikri canlandırabilir.ولكن بإمكانها ان تفتح المجال لمليارات الافكار الكبيرة والتي هي مأسورة في داخلنا
Bu fikir şu an içimizde atıl duran milyarlarca fikri canlandırabilir.何百万のより大きなアイディアを 解き放つことが出来ます その小さなアイディアとは
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.A confirmat ceva ce bănuiam, şi anume că publicul chiar vrea să-şi câştige pâinea.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Conferma la sensazione che avevo, che il pubblico vuole guadagnarsi il pane.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Confirma la sensación que tuve de que el público quiere ganarse el pan.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Confirmou a intuição que eu tinha sobre isto: é que a audiência quer realmente esforçar-se intelectualmente.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Det bekräftade något jag egentligen hade en idé om, detta att publiken faktiskt vill arbeta för maten.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Es bestätigte etwas, das ich schon lange im Gefühl hatte, und zwar, dass das Publikum etwas beisteuern möchte.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Ez megerősítette, amit nagyon gyanítottam, hogy a közönség valóban meg akar dolgozni a kenyeréért.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Het bevestigde iets dat ik al heel lang op aanvoelde, namelijk dat het publiek wil werken voor zijn eten.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.제가 정말 짐작했던 뭔가를 확인했는데, 그것은 관중이 실제로 그들의 끼니를 해결하고 싶어 하는 것입니다.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Nó xác nhận linh cảm của tôi trước đó, là khán giả thật sự muốn tự ăn chén cơm mình kiếm được.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Potvrdil mi něco, co jsem vážně tušil. A to, že diváci si na to chtějí přijít sami.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Potvrdilo to niečo, čo som tušil, že diváci vlastne chcú pracovať na svoje jedlo.