Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Ahogy a jéghegy elolvad, én belélegzem az ősi atmoszféráját.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.A medida que se derrite un témpano, estoy respirando su atmósfera ancestral.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Když ledové kry tají, vdechuji jejich pradávnou atmosféru.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Keď sa topí ľadovec, nasávam jeho starodávnu atmosféru.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Khi một tảng băng tan chảy, Tôi hít vào cái không khí xưa cũ của nó.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Kiedy góra lodowa topi się wdycham jej antyczną atmosferę.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.하나의 방산이 녹는것은, 빙산이 품고있던 태고의 공기를 호흡하는 것입니다.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Ko se ledena gora topi, vdihavam njeno starodavno atmosfero.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Naarmate een ijsberg smelt, adem ik zijn oude sfeer in.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Når et isbjerg smelter, indånder jeg dens gamle atmosfære.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.När ett isberg smälter andas jag in dess uråldriga atmosfär.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Quando um icebergue derrete, eu estou a inspirar a sua atmosfera antiga.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Quando un iceberg si scioglie io respiro la sua atmosfera atavica.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Quand un iceberg fond, je respire son atmosphère d'années innombrables.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Saat gunung es mencair, saya bernafas dalam atmosfer masa lalu,
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Während ein Eisberg schmilzt, atme ich seine vorzeitliche Atmosphäre ein.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Καθώς λιώνει ένα παγόβουνο, αναπνέω την αρχαία του ατμόσφαιρα.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Докато айсберга се топи, аз дишам неговата древна атмосфера.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Когда тает айсберг, я вдыхаю его древнюю атмосферу.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.Коли тане айсберг - я вдихаю його давню атмосферу.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.כשקרחון נמס, אני נושמת את האטמוספרה העתיקה שלו.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.بذوبان كتلة الجليد المتحركة، أتنفس هواءها العتيق.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.私が吸っているのは 太古の空気なのです 氷山が解けるとき
Birden içimi boşaltıyormuş gibi hissettim.De repente he sentido como que me vaciaran por dentro.
Bir elimi alıp yana koyuyorum. esnetiyorum ve avuç içimle yere doğru itiyorum.Estira un brazo a tu lado, flexiona la mano y apreta la palma hacia el suelo.
Bir elimi alıp yana koyuyorum. esnetiyorum ve avuç içimle yere doğru itiyorum.Nehmt eine Hand an eure Seite, spannt an und drückt mit der Handfläche richtung Boden.
Bir elimi alıp yana koyuyorum. esnetiyorum ve avuç içimle yere doğru itiyorum.Quindi prendete la mano, mettetela di fianco con il palmo verso il suolo.
Bir elimi alıp yana koyuyorum. esnetiyorum ve avuç içimle yere doğru itiyorum.押し下げるようにしましょう。 左手を下方に向けて押しながら、
Birim başına karı veya bu miktardaki birim fiyatı belirlemek içim, yeni talep eğrimizi kullanalım.A żeby określić przychód z jednostki, czyli cenę przy tej ilości, jedziemy do nowej krzywej popytu.
Bir şehirde yaşıyoruz, korunan bir vahşi alanda değil. Ve içimdeki kapitalisti benimsedim.도시이지, 보존해야 할 황야가 아니죠. 저는 제 안의 자본주의자를 포용해요.
Bir şehirde yaşıyoruz, korunan bir vahşi alanda değil. Ve içimdeki kapitalisti benimsedim.אנחנו בעיר, לא בשמורת טבע. כבר קיבלתי את הקפיטליסטית שבתוכי,
Bir şehirde yaşıyoruz, korunan bir vahşi alanda değil. Ve içimdeki kapitalisti benimsedim.ما لدينا هي مدينة، وليس مكان في العراء. وقد قبلت الرأسمالية التي بداخلي
Bir şehirde yaşıyoruz, korunan bir vahşi alanda değil. Ve içimdeki kapitalisti benimsedim.大事にしています たぶん 皆さんも同じでしょう 必要ですよ
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.Az egyik a Világegyetem külső dolgait fedezi fel, a másik a saját belső lényét.
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.Eine erforscht den Kosmos draußen, und die andere untersucht unsere innere Existenz.
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.Jedna to odkrywanie kosmosu na zewnątrz, a druga to odkrywanie naszego wnętrza.
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.하나는 바깥에 위치한 우주를 탐구하는 것, 그리고 다른 하나는 우리 내면을 탐구하는 것.
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.L'une est l'exploration du cosmos, de l'extérieur, et l'autre est l'exploration de son for interieur.
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.Một thứ tìm tòi vũ trụ từ bên ngoài, một thứ nữa thì từ bên trong.
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.Uma é explorar o cosmos no exterior, e a outra é explorar o nosso ser interior.
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.Una explora el cosmos desde el exterior y la otra explora nuestro ser interior.
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.Una explorează cosmosul din exterior, alta explorează interiorul ființelor noastre.
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.Una sta esplorando il cosmo che c'è là fuori, e l'altra sta esplorando il nostro essere interiore.
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.Yang satu menjelajahi antariksa di luar, dan yang satunya lagi menjelajahi bagian dalam diri kita.
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.Από τη μια η εξωτερική εξερεύνηση του σύμπαντος και από την άλλη η εσωτερική μας αναζήτηση.
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.Едната е проучването на космоса и външата страна, а другата е проучване на нашата вътрешна страна.
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.האחד חוקר ומגלה את היקום בחוץ, והשני חוקר ומגלה את העולם הפנימי.
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.واحد هو استكشاف الكون الخارجي، والآخر هو استكشاف ذواتنا الداخلية.
Bir tanesi dışarıdaki evreni araştırıyor, diğeri ise içimizdeki varoluşu.もう1つは 自己の内面を探るものですが どちらも ある種の静けさを必要とします
Biyolojimizle, bakterilerle, içimizde olanlarla uğraşmak, kan filan, zor ama baş edilebilir bir iş.우리가 생물학을 대할 때 일어나는 일을 보십시오. 박테리아나 피 속에 있는 유전자 등 그것들은 복잡하지만, 관리 가능합니다.
Biyolojimizle, bakterilerle, içimizde olanlarla uğraşmak, kan filan, zor ama baş edilebilir bir iş.אתם מבינים, כשעוסקים בביולוגיה שלנו, בקטריה, הגנים, דברים שכאן בפנים, הדם, זה מורכב, אבל ניתן להתמודדות.
Biyolojimizle, bakterilerle, içimizde olanlarla uğraşmak, kan filan, zor ama baş edilebilir bir iş.遺伝子 この内にあるもの 血液について問題にすると 複雑ではありますが
Bizim eve sorgulamaya geldiğinde neredeyse içime düşüyordu. gayet belliydi.Era interessato a me quando e' venuto a casa nostra a farci domande. Era ovvio.
Bizim eve sorgulamaya geldiğinde neredeyse içime düşüyordu. gayet belliydi.Er hat definitiv was von mir gewollt als er da war um uns zu befragen. Es war total auffällig.
Bizim eve sorgulamaya geldiğinde neredeyse içime düşüyordu. gayet belliydi.Il était à fond intéressé par moi quand il est venu nous questionner à la maison. C'était d'une évidence...
Bizim eve sorgulamaya geldiğinde neredeyse içime düşüyordu. gayet belliydi.Σε μένα ερχόταν όταν ήταν στο σπίτι για να μας ανακρίνει. Ήταν ολοφάνερο.
Bizim eve sorgulamaya geldiğinde neredeyse içime düşüyordu. gayet belliydi.Да ладно вам. Он на меня сразу запал, когда допрашивал нас. Все это видели.
Bizim eve sorgulamaya geldiğinde neredeyse içime düşüyordu. gayet belliydi.モロだったわよ どこが?
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.Kita bernapas itu masuk
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.들이마신 산소가 있게 됩니다