Ana içeriğe geç
Sözlük

içgüdü ile cümle

içgüdü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hisler içgüdülerimize dayalıdır.So feeling is based on our intuition.
Bu içgüdüsel bir histir:That's like that gut feeling, "Oh, they just get it."
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.I think that means doodling is native to us and we simply are denying ourselves that instinct.
Rastgele bir ziyaretçi içgüdüsel olarak ne düşündüğünü yazacaktır.""Some random visitor will instinctively say what he thinks."
İyi bir forehand ve backhand'e ve mükemmel taktik içgüdülerine sahip.He has a good forehand and backhand, and excellent tactical instincts.
Geoana, "Dragnea bu önemli mevki için gereken bütün niteliklere ve doğru içgüdülere sahiptir.Dragnea "has all the qualities and all the correct instincts for this important position.
İçgüdüsel sürüklenme, bilişsel araştırmaların yorumlanışını etkileyebilen bir başka etkendir.Instinctive drift is another factor that can influence the interpretation of cognitive research.
"Savaşa izin verilmeli çünkü şiddet insanda içgüdüseldir.""Warfare must be allowed because human violence is instinctive."
Bunlar tipik olarak açlık, susuzluk ve seks dürtüsü veya libido gibi içgüdüseldir.These are typically instinctual, such as hunger, thirst, and the drive for sex, or libido.
İd aynı zamanda bilinçdışıdır ve içgüdüsel yeteneklerimizden kaynaklanır.The id is also the unconscious and stems from our instinctive abilities.
Hayvanlar içgüdüleri tarafından yönlendirilir.Tiere werden vom Instinkt geleitet.
İçgüdülerini kullan.Benutze deinen Instinkt!
Yeni doğan yavru 100 Gram olur ve içgüdüsel annenin karnına tutunur.Neugeborene Nachtaffen wiegen rund 100 Gramm und klammern sich zunächst instinktiv an den Bauch der Mutter.
Daha fazla içgüdüsel.Mehr als anstiften.
Bu konuda şaşmaz benim içgüdüm.C'est instinctif de ma part.
Her iki usulde de hayvanların içgüdüsel zekasından, yani reflekslerinden yararlanılır.L'intestin des animaux est doué d'une motricité propre, en grande partie réflexe.
Sanat, aşk gibi içgüdüsü yeterlidir.En el arte, como en el amor, el instinto es suficiente.
Hayvanlar içgüdülerine göre davranır.Los animales actúan según su instinto.
Kendi otobiyografi kitabında tanımladığı gibi, genç aktrisin içgüdüsel bir şekilde müziğe yatkınlığı vardı.Su autobiografía detalla cómo la joven actriz tenía un oído instintivo para recrear sonidos musicales.
Steven Pinker "Dil İçgüdüsü" adlı kitabıyla onun düşüncelerini yaygınlaştırdı.Esto fue popularizado por Steven Pinker en su libro El instinto del lenguaje.
İnsanlar içlerindeki bu içgüdüleri temel alarak yaşamalıdır.Es decir, en él se encuentran los instintos humanos.
Hayvanların yönelimleri ve içgüdüleri her zaman davranışları incelenerek anlaşılmıştır.La motivazione e la preferenza animale è sempre dedotta dal comportamento.
Kendi otobiyografi kitabında tanımladığı gibi, genç aktrisin içgüdüsel bir şekilde müziğe yatkınlığı vardı.Nella sua autobiografia il poeta racconta di come la musica suscitava nel suo animo grande commozione.
Bütün hayvan türleri yaşamak için içgüdüsel dürtüye sahiptir.У всех форм жизни есть инстинктивное стремление выжить.
Peki şu anda içgüdülerin sana ne yapmanı söylüyor?Что тебе подсказывает твоя интуиция на этот раз?
İçgüdüler aldatıcı da olabilir.Интуиция может и подвести.
İçgüdüler bazen yanıltır.Интуиция иногда подводит.
Temel İçgüdü; (İngilizce orijinal adı: Basic Instinct) 1992 yılı ABD yapımı film.Основной инстинкт: Основной инстинкт — американский триллер 1992 года.
Ona göre, içgüdüleri işte bu tanrıya karşı işlenen suçlardır.По его мнению, все эти идеи оспаривают власть Бога.
Hayvanların yönelimleri ve içgüdüleri her zaman davranışları incelenerek anlaşılmıştır.يتم دوماً استنباط تفضيلات الحيوانات ودوافعها من السلوك الذي تظهره.
İlk içgüdüm, kendimi iyileştirmeyi denemekti ve kısmen hayata geri dönmekti.Meu primeiro instinto foi de tentar me curar e voltar a ter algum tipo de vida.
Bu konuda şaşmaz benim içgüdüm.Falta-lhe o nosso verdadeiro instinto.
Pavlov, refleks kavramıyla içgüdüyü açıklamış, içgüdülerin karmaşık reflekslerden oluştuğunu savunmuştur.Pavlov queria elucidar como os reflexos condicionados eram adquiridos.
Hayvanların yönelimleri ve içgüdüleri her zaman davranışları incelenerek anlaşılmıştır.A preferência e motivação animal é sempre inferida a partir do comportamento.
İçgüdülerini kullan.Use os seus instintos.
"Bir şeyi anlayamıyorsanız, içgüdüsel olarak doğrudur."Jeśli nie będzie rozumiane przez intelekt, to przez uczucia".
Sukhánuraktih paramá jaeviivrttih: Canlıların en temel içgüdüsü mutluluk arayışıdır.Sukhánuraktih paramá jaeviivrttih: Głębokie pragnienie szczęścia jest najważniejszą skłonnością istot żywych.
3-4 yıl sonra içgüdüsü ile doğduğu yere döner.Zakwita po 3 -4 latach od wysiewu nasion.
Bunu bilinçle mi, içgüdüsüyle mi, can sıkıntısıyla mı yapardı?Co pociąga cię twórczo, na duchu albo emocjonalnie?
Biyofili hipotezi insan benliği ve diğer yaşayan sistemler arasında içgüdüsel bir bağ olduğunu öne sürer.Biophiliahypotesen föreslår att det finns ett instinktivt band mellan människan och andra levande system.
Hayvanların yönelimleri ve içgüdüleri her zaman davranışları incelenerek anlaşılmıştır.Уподобання та мотивації тварин завжди визначається на основі їх поведінки.
Daha fazla içgüdüsel.Більша стабільність.
İçgüdünün öğrenilmiş zekâdan çok farklı olduğu gözönüne alınmalıdır.Je třeba poznamenat, že instinkt je zcela odlišný od naučené inteligence.
Freud'a göre libido içgüdüsel enerjidir.V prvotních pracích Freud vnímal libido jako energii pudu.
Daha fazla içgüdüsel.O licărire a instinctului.
Sizin vardığınız fikirlere ve sonuçlara ben de varmış olmalıyım, ama içgüdüsel ve bilinçsiz olarak.Azok az ötletek és következtetések, amelyeket önök ezáltal kapnak, ösztönösek és tudattalanok.
Hayvanlar içgüdülerini takip eder.Az állatok az ösztöneiket követik.
3-4 yıl sonra içgüdüsü ile doğduğu yere döner.I løbet af de følgende tre til fire år ville de vende tilbage til de levendes land.
Sizin vardığınız fikirlere ve sonuçlara ben de varmış olmalıyım, ama içgüdüsel ve bilinçsiz olarak.De ideer og konklusjoner som du trekker nå, ligner på mine egne, men (de var) instinktivt, ubevisst.
Hayvanların yönelimleri ve içgüdüleri her zaman davranışları incelenerek anlaşılmıştır.動物の選好および動機は常に行動から推測されるものである。
Newfoundland, içgüdüleri sayesinde bir suda kurtarma köpeğidir.また、ニューファンドランドは当海流が作る海水中で水難救助を業としていた犬からスタートした。
İrade kavramı ile içgüdüsel bir anlatıyı ifade etmiştir.本能的なものと考える説がある。
"Bir şeyi anlayamıyorsanız, içgüdüsel olarak doğrudur."何か魂胆が無ければよいが」と内心恐怖に慄いた。
Hayvanların yönelimleri ve içgüdüleri her zaman davranışları incelenerek anlaşılmıştır.动物偏好和动机总是能从其行为中推断出来。
"Bir şeyi anlayamıyorsanız, içgüdüsel olarak doğrudur."一舉一動合乎誠,就無不明白了。
Şeytan, insanın içindeki hayvani duyguları, içgüdüleri ve dürtüleri temsil eder.但我們有時卻忘記了動物的本能與感情。
Newfoundland, içgüdüleri sayesinde bir suda kurtarma köpeğidir.어린 새끼 상태에서 도롱뇽은 물 속에서만 살 수 있는 몸 구조를 지닌다.
Žižek'e göre bu rolü üstlenenin, zevk ilkesi değil de ölüm içgüdüsü olduğunu belirtmek önemli.Bitno je da mudrac dominira užitkom, a ne obratno.
Bu konuda şaşmaz benim içgüdüm.Tento koncept je pre mňa nepochopiteľný...
3-4 yıl sonra içgüdüsü ile doğduğu yere döner.Lahko trajo od 4 do 9 let predno se izločijo iz telesa.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod