Ana içeriğe geç
Sözlük

içgüdü ile cümle

içgüdü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İlk içgüdüm, kendimi iyileştirmeyi denemekti ve kısmen hayata geri dönmekti.My first instinct was just to try to heal myself and to come back to some sort of life.
İçgüdünün öğrenilmiş zekâdan çok farklı olduğu gözönüne alınmalıdır.It should be noted that instinct is quite different from learned intelligence.
Her nedense doğru olduğunu hissettiğimiz birçok içgüdüsel şey vardır her zaman."It's always a bunch of instinctive things that feel right, for whatever reason".
Üretici Düşünme şekli bir problemi içgüdü ile çözmeyle olur.Productive thinking is solving a problem with insight.
Hayvanların yönelimleri ve içgüdüleri her zaman davranışları incelenerek anlaşılmıştır.Animal preference and motivation is always inferred from behavior.
Korku ve yaşama içgüdüsüyle hayatta kalmaya çalışan askerler umutsuzca bir bekleyiş içindedir.Those who seek political asylum in Italy fear for their very survival.
Fakat önceleri sadece amigdalanın korku içgüdüsüyle ilgili olduğu düşünülürdü.Ultimately, he found solace in the instinct of self-preservation.
Freud'a göre libido içgüdüsel enerjidir.Freud defined libido as the instinct energy or force.
Çelik bıçaklarını sapladıkları halde 'hayvanı' (yabani içgüdülerini ya da ruhlarını) öldüremezler.Neither of them is able to defeat his opponent, and Iron Monkey escapes.
Bir erkeği böyle görünce, Annelik içgüdülerin..Seeing a guy like this, doesn't your motherly instincts...
İçgüdü ölü bir kelimedir, gürültüden ibarettir.Instinct is a dead word, a noise.
İçgüdüsel olarak, kaydettiklerini kontrol etmek istedim.My instinct was to check it and see if it had recorded something.
İçgüdüsel olarak ne olduğunu görmek için ışığı açmıştım.You know, my natural instinct was to turn around with the light, see what was going on.
İnsanlar kaldırımda fırladı: geçti sesleri, tepeden aşağı içgüdü tarafından geçti.People sprang off the pavement: It passed in shouts, it passed by instinct down the hill.
O bir çaba gidelim; onun içgüdüsü buna karşı idi.He let go by an effort; his instinct was all against it.
Sitelerin URL'leri her zaman web sayfalarının yapılarının içgüdüsel kanıtlarını sağlamazlar.Site URLs don't always provide the most intuitive indication of the site's structure.
Ayrıca okul, rekabeti destekliyordu. Bu da içgüdüsel olarak ihtilafa yol açıyordu.Also, schools promoted competition, that leads instinctively to dispute.
Gençler, ne yapmaları gerektiğini içgüdüsel olarak biliyorlar.Young people know, instinctively, what it is they need to do.
Ders anlatmak senin içgüdülerini çürütmüş Wiesler.That teaching is corrupting your instincts, Wiesler.
Böyle yaparız, hatırlayın, içgüdüsel olarak, zahmetsizce. Dilimizin aracılık ettiği bir şey değil.We do so, remember, intuitively, effortlessly.
Bunu ideolojik am budalası içgüdüleri yüzünden yapıyor.He does it because of ideological pussy-inflicted instincts.
Birer hayvan gibi olmaya nasıl geri dönüp iletişimimizin daha içgüdüsel hale geleceği hakkında.And would we revert back to being more like animals, more primal modes of communication?
Yine içgüdülerimi dinledim.My hunches again.
"İnsanoğlunun içgüdüleri yoktur", antropolog Ashley Montagu;"Man has no instincts," from the anthropologist Ashley Montagu;
Yani mimarinin gerçekliği içgüdüseldir.So the reality of architecture is visceral.
İçgüdülerine güven.But he turned out to be totally sweet.
Snow uzun bir süre herkesin göz ardı ettiği bu içgüdüsü ile çalıştı.And Snow labored for a long time with this great insight that everybody ignored.
Bir kere, genellikle anlık, içgüdüsel kazara ya da tesadüfidir.For one thing, it often happens spontaneously, intuitively, accidentally or incidentally.
Bu içgüdüseldir.It's natural instinct.
Bu içgüdüyü silip atmak nesiller sürüyor, bu DNA'yı, insanların ruhundan atmak.It takes generations to tear that intuition, that DNA, out of the soul of a people.
Kuşlar, uçmayı içgüdü yoluyla bilmiyorlarA bird does not know how to fly instinctively.
Bir noktada Homo Erectus, ateşe karşı hissettiği içgüdüsel korkunun üstesinden geldi.At some point, Homo Erectus resisted an instinctual fear of fire.
İçgüdüsel bir şey. Kültürel bir şey.And that in someways is a lot more intuitive.
İçgüdüsel olarak yapacağım ilk şey, bu iki terimi birleştirmektir.Well, here the first thing that my instinct is to do, is to merge these two terms.
Pelerinin sahibinin ihtişamını yansıtma içgüdüsüyle işlendiğini görüyoruz. .It must have been quite a sight to see.
Temel içgüdü ve arzularımızla ilgili olduğunu düşünüyorlar.Harris: Some truth about the human species.
Karanlık bir odaya girdiğimizde içgüdüsel olarak nereye uzanmamız gerektiğini biliriz.We know instinctively where to reach when we enter a dark room.
Daha probleme bakmadan önce içgüdüsel olarakBefore even looking at this problem, let's get an intuition.
Bu ise içgüdüsel kararlarının geldiği yer.This is where gut decisions come from.
Bu içgüdüsel bir histir, "Oh, onlar anladılar." Sorun şu ki:That's like that gut feeling, "Oh, they just get it."
İçgüdü gibi bir şey.It's like instinct.
Bu atıkları ile gizemli içgüdüleri tarafından yönetilenLed by mysterious instincts through that waste
Güçlü içgüdülerimiz adam o masum olabilir denizciler temin ederim.Strong intuitions of the man assure the mariners he can be no innocent.
Ebeveynler olarak içgüdümüz çocuklarımıza emir vermemizi söyler.Our instinct as parents is to order our kids around.
Matematiği içgüdüsel olarak hisseden insanlar istiyoruz.We want people who can feel the math instinctively.
Bir fikrin ayakta kalması için, bütün içgüdülerimizi reddedebiliriz, önemsiz bir fikir için.We can deny every instinct we have for survival for an idea, for a mere idea.
Dünyadaki bütün hayvanlarda bir içgüdü vardır, bilim adamları ona şartlanılmış bölge derler.All animals in the world have an instinct, scientists call it the territorial imperative.
Bu içgüdüler hem gerçek hem de sanal dünyalarda hayatta kalmak için gereklidir.These instincts are essential for survival in both real and virtual worlds.
Beynin sosyal içgüdülerine ince ayar yapar.It fine-tunes your brain's social instincts.
Ve işte kısaca duyguları birbirimize aktardığımız son derece içgüdüsel bir yol var.And so there's a very instinctive way in which we briefly transmit emotions to each other.
Saldırganlık, çocuk yetiştirme, seks... ...ve liderleri takip etme içgüdüsü.Aggression, child rearing, sex... ...the willingness to follow leaders blindly.
Öğrenmeye olan tutkumuz bizi hayatta tutan temel içgüdümüzdür.Our passion for learning is the tool for our survival.
İşlem yapmadan bundan %100 emin olunamaz ama bir içgüdü ile bunu söylemek mümkün.Although it's not 100% obvious, but you might be able to just get the intuition there.
İçgüdüleriniz, sizin güveninize layık olduklarını kanıtladılar mı?Have your instincts proven themselves to be worthy of your trust?
Fakat bence yine de size anlatmakla ilgili biraz içgüdüsel hareket edeceğim.But it'll give you a little bit of an intuition, I think, for what's going on around you.
İçgüdüleriniz de olabilir.It might be your intuition.
Bu doğal bir içgüdüdür.It is the natural instinct.
Kimileri bunun içgüdüsel olduğunu iddia edebilirler ve kısmen haklı da olurlar.Some would argue that this love is instinctual, and they may be partially right.
Kadınlar bunu içgüdüsel bilirler.Women instinctively know that.
Şimdi, insanların bu değiş tokuşlarla ilgili doğal bir içgüdüleri vardır.Now people have a natural intuition about these trade-offs.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod