İçecek çok fazla şey aldığını düşünüyorum.I think you've had too much to drink.
Onların hepsi hamburgerler ve içecek bir şey sipariş etti.They all ordered hamburgers and something to drink.
İçecek bir şey bulabilip bulamayacağımı görmeye gideceğim.I'll go see if I can find us something to drink.
Tom ona içecek bir şey almamı istedi.Tom asked me to buy him something to drink.
Tom içecek bir şey istemediğini söyledi.Tom said he didn't want anything to drink.
Tom Mary'ye içecek bir şey teklif etmedi.Tom didn't offer Mary anything to drink.
Sana içecek bir şeyler alacağım.I'm going to get you something to drink.
Gidip sana içecek bir şey alacağım.I'll go and get you something to drink.
İçeceklerle hemen döneceğim.I'll be right back with refreshments.
İçecek bir şey alacağım.I'm going to get something to drink.
Sana içecek bir şey vereyim.Let me give you something to drink.
Tom Mary'ye içecek bir şey verdi.Tom gave Mary something to drink.
Tom yiyecek ve içeceklerle geldi.Tom arrived with food and drinks.
Keşke içecek bir şeyim olsa.I wish I had something to drink.
Bize birkaç içecek alacağım.I'll get us a couple of drinks.
Tom içecek bir şey istiyordu.Tom wanted something to drink.
Bize bir içecek alacağım.I'm going to get us a drink.
Tom Mary'ye bir içecek getirdi.Tom brought Mary a drink.
İçecekler ücretsizdir.The drinks are complimentary.
Beklerken çay ya da diğer bazı içeceklerden içelim.Let's drink tea or some other beverage while waiting.
Gerçekten içecek bir şey almak istiyorum.I'd really like to get something to drink.
Tom bize içecek bir şey teklif vermedi.Tom didn't offer us anything to drink.
Tom konuklarına biraz içecek getirdi.Tom brought his guests some drinks.
İçecek bir şeye ihtiyacın var mı?Do you need something to drink?
Tom'a içecek bir şey ver.Give Tom something to drink.
Tom'a içecek bir şey al.Get Tom something to drink.
Tom içecekleri hazırlıyor.Tom is preparing drinks.
Buyur, içecek bir şey al.Here, have a drink.
Çay dünyada popüler bir içecektir.Tea is a popular beverage throughout the world.
Enerji içeceklerini alkolle karıştırma.Don't mix energy drinks with alcohol.
Sen asla alkollü içecekler içmediğini söyledin!You said you never drank alcoholic drinks!
Tom kendine bir fincan sıcak çikolata yaptı ama onu içecek zamanı yoktu.Tom made himself a cup of hot chocolate, but didn't have time to drink it.
Gerçekten içecek çok fazla şeyimiz yoktu.We didn't really have very much to drink.
Ben sadece soğuk içecekler içmekten hoşlanırım.I only like to drink cold drinks.
Tom çok sayıda spor içecekleri içmekten diyabet hastası oldu.Tom got diabetes from drinking too many sports drinks.
İçecek bir şey al.Have something to drink.
Bu akşam verdiğimiz parti için yiyecek ve içecekler almak zorundayım.I have to buy food and drinks for the party we're giving this evening.
Tom bize bazı içecekler aldı.Tom bought us some drinks.
Tom bana içecek bir şey teklif etmedi.Tom didn't offer me anything to drink.
Tom'un zaten içecek çok şeyi vardı.Tom has had plenty to drink already.
Tom kendisi ve Mary için içecekler koydu.Tom poured drinks for himself and Mary.
İçecek çok şeyim vardı.I've had too much to drink.
Tom bir içecek isteyip istemediğimi sordu.Tom asked me if I wanted a drink.
İçecekler altıya kadar yarı fiyatına.The drinks are half price until six.
Bana bir içecek satın alabilir misiniz?Could you buy me a drink?
Tom'a yiyecek ya da içecek bir şey verdin mi?Have you given Tom anything to eat or drink?
Yiyecek ya da içecek bir şey ister misin?Do you want something to eat or drink?
Sana bir içecek ya da yiyecek bir şey alabilir miyim?Can I get you a drink or something to eat?
Tom'un içecek çok şeyi var.Tom has had too much to drink.
Tom içecek bir şeye ihtiyacı olduğunu söyledi.Tom said he needed something to drink.
Tom içeceklerle masaya geri döndü.Tom returned to the table with the drinks.
Tom'un içecek oldukça çok şeyi vardı.Tom has had quite a lot to drink.
Tom Mary'ye içecek sıcak bir şey verdi.Tom gave Mary something hot to drink.
Tom içeceklerden birini Mary'ye uzattı.Tom handed Mary one of the drinks.
Tom, Mary ve kendisi için içecek sipariş etti.Tom ordered drinks for Mary and himself.
İçecek bir şeyler alalım.Let's have something to drink.
İçecek daha fazla bir şey yok.There's nothing more to drink.
İçecek bir şey kalmadı.There's nothing left to drink.
İçecek başka hiçbir şey yok.There's nothing else to drink.
İçecek soğuk bir şey ister misin?Do you want something cold to drink?