Ana içeriğe geç
Sözlük

huzursuz ile cümle

huzursuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu onur kırıcı durum, Weimar Dönemi Almanya'sında politik huzursuzluğa sebep olmuştu.Trong thời Cộng hòa Weimar Model tránh xa hoạt động chính trị trong nước Đức lúc nhiễu nhương.
Yolcular huzursuzlaşır ve tartışmaya başlarlar.心が落ち着いた乗客たちは打ち解け合い、話をしはじめる。
Bu huzursuzluk çiftin, kedilerini West' in buzdolabında ölü bulduklarında daha da artar.Q2: どうすれば、象が二匹冷蔵庫に居たかわかるの?
Ancak ilk günden itibaren huzursuzluk baş gösterir.初日で了平が脱落する。
Ancak daha sonra da huzuru bulamamış ve ebediyete de huzursuz bir şekilde göç etmiştir.内心では自分にはないモノ(豊との友情、顔立ち、エリーの寵愛など)を持っていた啓治に嫉妬していた。
Aynı zamanda soylu aileler arasındaki politik huzursuzluk da devam ediyordu.しかしその後も諸公同士の内紛は続いた。
Sınıftaki huzursuz kızlar arasında kendini yetiştirmekte büyük zorluk çekmektedir.クラスで孤立していく真彩のことを心配している。
Guneym, Mısır'da ülkenin huzursuzluğu sırasında 27 Ocak tarihinde kayboldu.2011年1月27日,戈寧在2011年埃及反政府示威期間失蹤。
Ancak bu birleşme Norveç'in artan huzursuzluğundan dolayı 1905 yılında sona erdi.이 연합은 1905년 노르웨이의 요구에 의해 평화롭게 해제된다.
İnsanlar arasında huzursuzluk çıkarır.상대방에게 안정감을 준다.
Ancak daha sonra da huzuru bulamamış ve ebediyete de huzursuz bir şekilde göç etmiştir.그러나 그는 부러 벼슬을 구하지 않았으며 세상일에 초연한 듯한 기상을 보여주었다.
Bu durum sonradan huzursuzluğa ve sorunlara yolaçmıştı.אפליה זו גרמה להתמרמרות ומאוחר יותר לצרות.
Gemide kadın varlığına alışık olmayan mürettebatta huzursuzluk baş gösterir.מתח ניצת בקרב הצוות, אשר אינם רגילים להימצאותה של אישה על הספינה.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.הוא היה חסר מנוחה, עישן ללא הרף, ונראה יותר מדי מרוכז ברצונו להרשים.
Genel semptomlar, mide bulantısı, kusma, baş ağrısı ve huzursuzluktur.עייפות, סחרחורות, כאבי ראש ועילפון.
Depresyon büyük işsizlik ve yoksulluğa ve toplumsal huzursuzluğa yol açmaktadır.Депресията води до голяма безработица и бедност и до нарастващи обществени вълнения.
Bu yüzden, günün bu saatlerinde her zaman huzursuzdu.По тази причина той не почива по това време на деня.
Genel semptomlar, mide bulantısı, kusma, baş ağrısı ve huzursuzluktur.Обща отпадналост, главоболие и безсъние.
Benden önceki zamanlarda da, büyüklerimizden asla bir huzursuzluk bile yaşanmadığını duyuyordum.Но и тук прадедите ни не намерили жадуваното спокойствие.
Depresyon büyük işsizlik ve yoksulluğa ve toplumsal huzursuzluğa yol açmaktadır.Nezaposlenost je česti uzrok kriminala i društvenih nemira.
Bu durum da huzursuzluk yaratmaktaydı.To je stvaralo i vjersku nesnošljivost.
Ancak bu birleşme Norveç'in artan huzursuzluğundan dolayı 1905 yılında sona erdi.Unija s Norveškom je potrajala sve do 1905. god. kada je došlo do mirnog razrješenja na norveški zahtjev.
Meydana gelen huzursuzluk eldeki silahların teslim edilmesi ile hal edilmek istendi.Time je riješen problem držanja usijanog oružja u rukama.
Bu yüzden, günün bu saatlerinde her zaman huzursuzdu.Žao mi je dječaka kojem je u to vrijeme sve bilo lagodno.
Bu sırada Vizigotlar ve Romalılar arasında ilk huzursuzluklar ve çatışmalar başlar.Tu sa však začali prejavovať prvé spory medzi unitaristami a federalistami.
Bu kadar huzursuz bir otelde uzun süre oturulmasını şaşılacak bir şey değildi.Z vysneného miesta sa netešil príliš dlho.
Bu oluşan huzursuzluk ortamı yerini eski barışçıl ortama bırakmaya başlamıştır.Po potlačení tohto odporu nastal v oblasti relatívny pokoj.
Gürültü ve hız, sabırsızlığı, huzursuzluğu ve öfkeyi ifade eder.Prejavuje sa nepokojom, úzkosťou, nerovozitou a nespavosťou.
Kocası Matt yeni evi ile heyecanlıyken eşi Jennifer ve demanslı annesi Emma huzursuz hisseder.Medtem je možu Mattu hiša všeč, se njegova žena Jennifer in mati z demenco Emma počutita neprijetno.
Bu kadar huzursuz bir otelde uzun süre oturulmasını şaşılacak bir şey değildi.Težko bi si mislil, da v tako turobnem letu obstaja tudi veselje.
Aynı zamanda soylu aileler arasındaki politik huzursuzluk da devam ediyordu.Politične napetosti se pojavijo tudi med bratoma.
İç savaş Roma İmparatorluğu tarihinde döngüsel siyasi huzursuzluğun simgesi olmuştur.Obdobje državljanske vojne je postalo simbol cikličnih političnih nemirov v zgodovini Rimskega cesarstva.
Bu yüzden, günün bu saatlerinde her zaman huzursuzdu.Tad jis visada buvo neramus tuo dienos metu.
Grup içi huzursuzluklar had safhaya gelmiştir.Grupę ėmė varginti nesutarimai.
Depresyon büyük işsizlik ve yoksulluğa ve toplumsal huzursuzluğa yol açmaktadır.Krizė lėmė nedarbą, skurdą, socialinius neramumus.
Bu huzursuzluk, cinsiyet hoşnutsuzluğu olarak adlandırılır.Toks neprieštaringumas vadinamas sintaksiniu neprieštaringumu.
Birkaç ay geçmeden evliliği geçimsizliğe ve huzursuzluğa dönüştü.Abielu kujunes lühiajaliseks ja rahutuks.
Huzursuz ramirezi çok çabuk hastalanır.Igimänd allub haigustele väga aeglaselt.
Bu durum da huzursuzluk yaratmaktaydı.See tekitas mõistagi pingeid.
Bu konu grup içinde bir huzursuzluğa da neden olmuştu.See põhjustas väidetavalt komisjoni sees pahameeletormi.
Alice çok huzursuz hissetmeye başladı: emin olmak için, o henüz herhangi bir anlaşmazlık yoktuAlice bắt đầu cảm thấy rất khó chịu: để chắc chắn, cô đã không có bất kỳ tranh chấp
Alice çok huzursuz hissetmeye başladı: emin olmak için, o henüz herhangi bir anlaşmazlık yoktuAlice úgy érezte, nagyon kényelmetlenül: meg kell győződni arról, ő még nem volt vitás
Alice çok huzursuz hissetmeye başladı: emin olmak için, o henüz herhangi bir anlaşmazlık yoktu앨리스가 매우 불안해하기 시작했습니다 : 확인을 위해, 그녀는 아직 분쟁 없었죠
Alice çok huzursuz hissetmeye başladı: emin olmak için, o henüz herhangi bir anlaşmazlık yoktuאליס החלה להרגיש לא נוח מאוד: כדי להיות בטוח, היא לא עדיין היה כל סכסוך
Alice çok huzursuz hissetmeye başladı: emin olmak için, o henüz herhangi bir anlaşmazlık yoktuأليس بدأ يشعر بعدم الارتياح للغاية : كان عليها أن تتأكد ، وليس كما كان حتى الآن أي نزاع
Alice çok huzursuz hissetmeye başladı: emin olmak için, o henüz herhangi bir anlaşmazlık yoktu女王で、彼女は、それが任意の分を起こるかもしれないことを知っていた"しと、"彼女は、考え
Ama son zamanlarda çok huzursuzdu.Der har været så meget.
Ama son zamanlarda çok huzursuzdu.Det har varit så mycket.
Ama son zamanlarda çok huzursuzdu.Ha habido muchos disturbios últimamente.
Ama son zamanlarda çok huzursuzdu.Ostatnio było tu tak niespokojnie.
Ama son zamanlarda çok huzursuzdu.Tem andado tudo tão agitado, ultimamente!
Ama son zamanlarda çok huzursuzdu.Ultimamente c'è stato molto trambusto.
Ama son zamanlarda çok huzursuzdu.Viime aikoina on ollut levotonta.
Ama son zamanlarda çok huzursuzdu.Τελευταία υπήρχε μεγάλη ανησυχία.
Ama son zamanlarda çok huzursuzdu.В последнее время там было очень неспокойно.
Ama tekrarlamaya devam ediyorumk, , bütün bunlar Fransa'daki huzursuzluk sebbiyle meydana geldi.Aber ich wiederhole, das war alles im Umfeld von Unruhen in ganz Europa.
Ama tekrarlamaya devam ediyorumk, , bütün bunlar Fransa'daki huzursuzluk sebbiyle meydana geldi.Ale opět říkám, tohle se dělo v těžkých dobách neklidu v celé Francii.
Ama tekrarlamaya devam ediyorumk, , bütün bunlar Fransa'daki huzursuzluk sebbiyle meydana geldi.Ale powtarzam, to wszystko działo się w kontekście zamieszek w całej Francji.
Ama tekrarlamaya devam ediyorumk, , bütün bunlar Fransa'daki huzursuzluk sebbiyle meydana geldi.Dar continui sa repet, toate acestea erau in contextul tulburarilor in curs din intreaga Franta
Ama tekrarlamaya devam ediyorumk, , bütün bunlar Fransa'daki huzursuzluk sebbiyle meydana geldi.그렇지만 내가 계속 반복해 말하고 있는 것처럼 이 모든 것은 프랑스 도처에 존재하는 불안과 같은 맥락이었습니다
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod