Ana içeriğe geç
Sözlük

huzursuz ile cümle

huzursuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şair, istasyonları ve pazarları anlatarak memleketteki karışıklık ve huzursuzluğu ifade eder.Le sculture e le installazioni di Malam evidenziano la disuguaglianza e la sofferenza nel mondo.
Her iki imparatorun bahşişleriyle ortam sakinleşti ama huzursuzluk geçmedi.Con la presenza di entrambi i co-imperatori, la situazione si stabilizzò, ma l'inquietudine rimase.
1955 yılı sonbaharında, şehirdeki gerginlik ve huzursuzluk iyice artmıştı.Летом 1955 года напряжённость в Марокко ещё более усиливалась.
Her iki imparatorun bahşişleriyle ortam sakinleşti ama huzursuzluk geçmedi.Для обоих императоров ситуация на время успокоилась, но проблемы остались.
Kendisini huzursuz eden insanları hiç sevmez.Ему не нравятся любые тревожащие его незнакомцы.
"Huzursuz ayaklar".Синдром беспокойных ног.
Bu yüzden, günün bu saatlerinde her zaman huzursuzdu.В остальное время они оставались спокойными.
Kale huzursuz ve keşif için bir doyumsuz iştahı vardır Belle yasak West Wing içine sızar.Агенты находят перепуганную, но невредимую Лизу в углу кухни.
Ancak daha sonra da huzuru bulamamış ve ebediyete de huzursuz bir şekilde göç etmiştir.(فلا رقأت الدمعة، ولا هدأت الرنة)؛رقأت الدمعة:أي سكنت أو إنقطعت بعد جريانها وجفت.
Yeniçerilerin içerisinde de huzursuzluk belirmişti.وقد لوحظ فروقات بين النسخيتن.
Bu durum da huzursuzluk yaratmaktaydı.لكن هذا أدى إلى الشعور بالقلق.
Olay yerinden geçen yazar Edmund White: "herkes huzursuz, sinirli ve canlı.O autor Edmund White, que estava passando, lembrou: "Todo mundo está inquieto, irritado e animado.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Ele Estava inquieto, fumava sem parar e parecia estar tentando dar uma boa impressão.
Bu, Homer'ı huzursuz yapar ve Bart'ın eşcinsel olduğu korkusuna kapılır.Isto deixa Homer bastante inquieto, e ele começa a temer que Bart também seja gay.
Ancak daha sonra da huzuru bulamamış ve ebediyete de huzursuz bir şekilde göç etmiştir.Todavia, nada lhe restava: confiscaram-lhe os bens e fecharam a botica.
Her iki imparatorun bahşişleriyle ortam sakinleşti ama huzursuzluk geçmedi.Com ambos os imperadores presentes, a siuação acalmou, mas a dificuldade permaneceu.
Bu konu grup içinde bir huzursuzluğa da neden olmuştu.Parecia que havia um distúrbio dentro de nós.
Nevarki Galya'da huzursuzluklar henüz sona ermemişti.Contudo, a expansão da Giovanni Galli em Portugal não acabou aqui.
Bu durum da huzursuzluk yaratmaktaydı.O trabalho também provocou hostilidade.
Uzun zamandır maaşlarını alamayan Yeniçerilerin içerisinde de huzursuzluk belirmişti.Além disso, ao que parece houve períodos em que os soldados ficaram sem receber salário.
Yahudiler, gizlice ölü bir bedenin mahalleye sokulup huzursuzluk çıkarma çabasını engelledi.Uma tentativa de passar clandestinamente um corpo ao quarteirão foi impedida pelos judeus.
Bu oluşan huzursuzluk ortamı yerini eski barışçıl ortama bırakmaya başlamıştır.Estes eventos acabaram por colocar a já tensa paz em risco.
Sadece Hannibal'in Birinci Pön Savaşı sonrasında yapılan antlaşmayı çiğnemiş olması nedeniyle huzursuzdular.Zij waren ontstemd dat Hannibal het verdrag had geschonden dat na de Eerste Punische Oorlog gesloten was.
Zira bu askerler arasında büyük huzursuzluk bulunmaktadır.Dit leidt tot grote hilariteit onder de agenten.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Był niespokojny, palił bez ustanku i wydawało się, że na siłę chce zrobić dobre wrażenie.
Filmde kötü karakter huzursuzluk tanrıçası Eris'tir.Nad kobietami widoczna jest sylwetka bogini niezgody Eris.
Kendisini huzursuz eden insanları hiç sevmez.Nie lubi jak ktoś go denerwuje.
DP meclis grubunda ekonomik gelişmeler nedeniyle huzursuzluk giderek artıyordu.Natomiast społeczność arabska pozostała z rosnącym uczuciem porażki.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Han var rastlös, rökte oavbrutet och verkade för angelägen om att göra ett gott intryck.
Kale huzursuz ve keşif için bir doyumsuz iştahı vardır Belle yasak West Wing içine sızar.Belle, som är rastlös på slottet och har en omättlig upptäckarlust, smyger in i den förbjudna västra flygeln.
Osmanlı toplumu yeniden huzursuz bir ortama sürüklendi.Gänget har nämligen väckt henne ur en trygg vila.
Aldarion üç yıl gecikmesini, Orta Dünya'da giderek büyüyen bir huzursuzlukla açıkladı.Med placering i Tallinn följde han på nära håll det allt mer oroande världsläget.
Kendisini huzursuz eden insanları hiç sevmez.Він не любить кожного незнайомця, що турбує його.
Bu yüzden, günün bu saatlerinde her zaman huzursuzdu.Přes den musel být vždy klid.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Opět přišel mír a s ním i nudný měšťanský život.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Nu avea stare, fuma încontinuu și părea mult prea preocupat cu a face o impresie bună.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Depopularea a fost însoțitǎ de tulburări sociale și de război endemice.
Cihangir Şahın saltanatının son yılları, huzursuzluk içerisinde geçti.Astfel, ultimele luni de război au rămas pentru Papp destul de liniștite.
Toplumsal huzursuzluğu yok etmek önemlidir.Este important să se elimine tulburările sociale.
1955 yılı sonbaharında, şehirdeki gerginlik ve huzursuzluk iyice artmıştı.Az egyre emelkedő adók miatt már 1955 őszén elégedetlenségi hullám futott végig a város munkavállalói között.
Rejim güçleri bu saldırıları bölgede yaşanan huzursuzlukları dindirmek için gerçekleştirmiştir.A hatóságok azzal vádolták a fegyveres huligánokat, hogy megpróbálják destabilizálni az ország helyzetét.
Bu durum da huzursuzluk yaratmaktaydı.Ez határtalanul megnyugtatott bennünket.
BBC Radio 2 parçayı kesinlikle huzursuz edici bulduğu için yasakladı.A BBC úgy döntött hogy a BBC 2W-t bezárja mert kevésbé hatékony volt.
İnsanlar arasında huzursuzluk çıkarır.Türelmetlenséget hoz az emberekre.
Olay yerinden geçen yazar Edmund White: "herkes huzursuz, sinirli ve canlı.Ohikulkumatkalla ollut kirjailija Edmund White muisti, että ”Kaikki ovat levottomia, vihaisia ja uskaliaita.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Hän oli levoton, tupakoi lakkaamatta ja vaikutti liian innokkaalta tekemään hyvän vaikutelman.
"Huzursuz ayaklar".Sara ja levottomat jalat.
Ancak bu birleşme Norveç'in artan huzursuzluğundan dolayı 1905 yılında sona erdi.Unionia kesti vuoteen 1905, kunnes se raukesi rauhanomaisesti norjalaisten tahdosta.
Huzursuz ramirezi çok çabuk hastalanır.Rytkönen kuitenkin herää pahasti havoittuneena.
Bu oluşan huzursuzluk ortamı yerini eski barışçıl ortama bırakmaya başlamıştır.Jälkimmäisessä näkyy jo iloa lähestyvästä rauhasta.
Küçük çocuklar ve bebeklerde huzursuzluk görülebilir.Vauvat ja pienet lapset itkevät paljon.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Ήταν ανήσυχος, κάπνιζε ασταμάτητα και φαινόταν να προσπαθεί να κάνει καλή εντύπωση.
Ancak ilk günden itibaren huzursuzluk baş gösterir.Ενέπνεε από την πρώτη στιγμή τον σεβασμό.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Μαζί με την πληθυσμιακή συρρίκνωση επήλθε κοινωνική αναταραχή και ενδημικοί πόλεμοι.
BBC Radio 2 parçayı kesinlikle huzursuz edici bulduğu için yasakladı.BBC reagerte med irritasjon på denne dobbeltdeltagelsen.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Selain berkurangnya populasi, terjadi pula ketegangan sosial dan peperangan endemik.
Nevarki Galya'da huzursuzluklar henüz sona ermemişti.Bagaimanapun, pergolakan di Gallia tidak berakhir.
Bu hareketler, saray içinde huzursuzuk doğurdu.Hal itu menimbulkan spekulasi di istana.
Sadece Hannibal'in Birinci Pön Savaşı sonrasında yapılan antlaşmayı çiğnemiş olması nedeniyle huzursuzdular.Họ đã bất mãn khi mà Hannibal đã phá vỡ các hiệp ước thiết lập sau Chiến tranh Punic lần thứ nhất.
Her iki imparatorun bahşişleriyle ortam sakinleşti ama huzursuzluk geçmedi.Với cả hai hoàng đế hiện tại, tình hình đã có phần lắng dịu nhưng sự lo lắng vẫn còn để lại.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod