Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››Et ici encore: Ils n`entreront pas dans mon repos!
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››här åter heter det: »De skola icke komma in i min vila.»
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››In tukaj zopet: „Ne pridejo v pokoj moj“.
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››ja tässä taas: "He eivät pääse minun lepooni".
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››또 다시 거기 저희가 내 안식에 들어오지 못하리라 하였으니
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››Lại một chỗ khác có chép rằng : Chúng_nó sẽ chẳng hề vào sự yên_nghỉ ta .
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››Lại một chỗ khác có chép rằng: Chúng nó sẽ chẳng hề vào sự yên nghỉ ta.
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››Og fremdeles på dette Sted: "Sandelig, de skulle ikke gå ind til min Hvile."
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››og på dette sted igjen: Sannelig, de skal ikke komme inn til min hvile.
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››Şi aici este zis iarăş: ,,Nu vor intra în odihna Mea!``
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››Toch kwamen de Israëlieten er niet, want God zei tenslotte: "Zij zullen nooit deel krijgen aan mijn rust." (B)
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››und hier an diesem Ort abermals: "Sie sollen nicht kommen zu meiner Ruhe."
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››Y otra vez dice aquí: "¡Jamás entrarán en mi reposo!
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››και εν τουτω παλιν Δεν θελουσιν εισελθει εις την καταπαυσιν μου.
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››И еще здесь: „не войдут в покой Мой".
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››І в сьому (місці) знов: "Чи коли ввійдуть у відпочинок мій."
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››ובמקום הזה אמר עוד אם יבאון אל מנוחתי׃
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››وفي هذا ايضا لن يدخلوا راحتي.
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››又 有 一 處 說 、 『 他 們 斷 不 可 進 入 我 的 安 息 。
Bu konuda yine diyor ki, ‹‹Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.››又 有 一 處說 、 『 他 們斷 不 可 進入 我 的 安息 。
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.A rozkladeš je dvěma řady, šest v řadu jednom, na stole čistém před Hospodinem.
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.đoạn sắp ra hai hàng sáu ổ trên cái bàn bằng vàng ròng trước mặt Ðức Giê-hô-va,
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.đoạn sắp ra hai hàng sáu ổ trên cái bàn bằng vàng_ròng trước mặt Ðức_Giê - hô-va ,
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.E pô-los-ás perante o Senhor, em duas fileiras, seis em cada fileira, sobre a mesa de ouro puro.
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.helyheztesd el azokat két rendben; hatot egy rendbe, a tiszta [arany] asztalra az Úr elé.
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.In polóži jih v dve vrsti, po šest na vrsto, na čisto mizo pred GOSPODOM.
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.Ja lado ne päälletysten kahteen pinoon, kuusi pinoonsa, aitokultaiselle pöydälle Herran eteen.
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.여호와 앞 순결한 상 위에 두 줄로 한 줄에 여섯씩 진설하고
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.Le disporrai su due pile, sei per pila, sulla tavola d'oro puro davanti al Signore
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.Los colocarás en dos hileras, seis en cada hilera, sobre la mesa de oro puro, delante de Jehovah
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.Och du skall lägga upp dem i två rader, sex i var rad, på det gyllene bordet inför HERRENS ansikte.
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.Og du skal legge dem i to rader, seks i hver rad, på bordet av rent gull for Herrens åsyn.
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.og lægge dem i to Rækker, seks i hver Række, på Guldbordet for HERRENs Åsyn;
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.Položíš ich vo dva rady, do jedného radu šesť, na čistý stôl pred Hospodinom.
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.Să le pui în două şiruri, cîte şase în fiecare şir, pe masa de aur curat, înaintea Domnului.
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.Tu les placeras en deux piles, six par pile, sur la table d`or pur devant l`Éternel.
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.Und sollst sie legen je sechs auf eine Schicht auf den feinen Tisch vor dem HERRN.
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.Και θελεις βαλει αυτους εις δυο σειρας, εξ κατα την σειραν, επι την τραπεζαν την καθαραν ενωπιον του Κυριου.
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.И да ги сложиш на два реда, по шест на всеки ред, върху чистозлатната трапеза пред Господа.
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.и положи их в два ряда, по шести в ряд, на чистом столе пред Господом;
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.ושמת אותם שתים מערכות שש המערכת על השלחן הטהר לפני יהוה׃
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.وتجعلها صفّين كل صفّ ستة على المائدة الطاهرة امام الرب.
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.要 把 餅 擺 列 兩 行 、 〔 行 或 作 摞 下 同 〕 每 行 六 個 、 在 耶 和 華 面 前 精 金 的 桌 子 上
Bunları RABbin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin.要 把 餅擺 列兩 行 、 〔 行 或 作摞 下同 〕 每 行 六 個 、 在 耶和華 面前 精金 的 桌子 上
"Bunu evliliğimin huzuru için yaptım.""am făcut-o spre binele căsătoriei".
"Bunu evliliğimin huzuru için yaptım.""Ich tat es für den Frieden in meiner Ehe."
"Bunu evliliğimin huzuru için yaptım.""Jag gjorde det för husfridens skull."
"Bunu evliliğimin huzuru için yaptım."" Je l'ai fait pour avoir la paix dans mon mariage. "
"Bunu evliliğimin huzuru için yaptım.""가정의 평화를 위해 그랬어." 라는 말입니다.
"Bunu evliliğimin huzuru için yaptım.""Lo hice por la paz en mi matrimonio".
"Bunu evliliğimin huzuru için yaptım."فعلت ذلك لأجد السلام في زواجي.
"Bunu evliliğimin huzuru için yaptım."男性が言う時
Bunu mükemmelleştirdim ve artık huzurluyum.Aperfeiçoei-a, e, agora, estou satisfeito.
Bunu mükemmelleştirdim ve artık huzurluyum.Jag har fulländat den och jag är nöjd.
Bunu mükemmelleştirdim ve artık huzurluyum.Jeg har fuldendt den, og jeg er tilfreds.
Bunu mükemmelleştirdim ve artık huzurluyum.La he perfeccionado y ahora estoy satisfecho.
Bunu mükemmelleştirdim ve artık huzurluyum.L'ho perfezionata, e sono soddisfatto così.
Bunu mükemmelleştirdim ve artık huzurluyum.Olen hionut sitä, ja nyt olen tyytyväinen.
Bunu mükemmelleştirdim ve artık huzurluyum.Opanowałem ją i odczuwam satysfakcję.
Bunu mükemmelleştirdim ve artık huzurluyum.Την τελειοποίησα και αυτό με ικανοποιεί.