Ana içeriğe geç
Sözlük

huzur ile cümle

huzur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ben huzuru bozmamakla mükellefim.O Bože, ne daj da poludim!...
Orada sadrazam ve Alemdar'ı huzuruna çağırıp onlarla görüştü.Na volovskoj zaprezi (otud naziv Butoe - volovi) došli su u zemlju Ilira i zagospodarili njome.
Depresyon büyük işsizlik ve yoksulluğa ve toplumsal huzursuzluğa yol açmaktadır.Nezaposlenost je česti uzrok kriminala i društvenih nemira.
Bu huzurlu bir gezi oldu” dedi.Ovako je taj dio vraćen mirnim putem.”
Akşam ışığında görünen kulübe huzurlu bir şekilde görünüyordu."Nebo, na prvi pogled, se činilo bistrim.
Orada huzurla bir süre yaşadı.Nakon toga je nastavio mirnijim životom.
Bu durum da huzursuzluk yaratmaktaydı.To je stvaralo i vjersku nesnošljivost.
Birinci ve ikinci rütbelerin sahiplerine nişanları, padişahın huzurunda takılırdı.Nositelji 1. i 2. stupnja imali su pravo na naslov "Vitez".
Ancak bu birleşme Norveç'in artan huzursuzluğundan dolayı 1905 yılında sona erdi.Unija s Norveškom je potrajala sve do 1905. god. kada je došlo do mirnog razrješenja na norveški zahtjev.
Ayrıca bir forum ve ortasında da bir Huzur tapınağı inşa ettirmişti.Između ostaloga, naručio je gradnju Koloseuma i izgradio forum s hramom Mira u središtu.
Fakir huzur-ı reşâdetpenâhiye çağrılırım.Imenovan je na mjesto doglavnika.
Meydana gelen huzursuzluk eldeki silahların teslim edilmesi ile hal edilmek istendi.Time je riješen problem držanja usijanog oružja u rukama.
Bu yüzden, günün bu saatlerinde her zaman huzursuzdu.Žao mi je dječaka kojem je u to vrijeme sve bilo lagodno.
Dale, hayatının geri kalanını orada huzur içinde geçirmeyi planlamaktadır.Pobijeđen, Mula odlazi natrag na Kalgan te ostatak života provodi u miru.
Huzurundan bir ateş ırmağı çıkıp akıyordu.Iz nje je poletio uski svijetli mlaz vatre.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Prvé roky jeho vlády bolo pokojné.
Volturi gidince, Edward ve Bella kızları ile birlikte huzurlu bir şekilde yaşamlarına devam ederler...Hneď ako Volturiovci odídu, Edward a Bella žijú svoj pokojný život v mieri so svojou dcérou.
Bir kişinin huzuru bütün insanlığın huzuru anlamına gelmektedir.Prišli sme v mieri v mene celého ľudstva.
Melek ona şöyle karşılık verdi: “Ben Tanrı’nın huzurunda duran Cebrail’im.Šerif mu prorokuje: "Uvidím ťa v pekle.".
Bu sırada Vizigotlar ve Romalılar arasında ilk huzursuzluklar ve çatışmalar başlar.Tu sa však začali prejavovať prvé spory medzi unitaristami a federalistami.
Kendisine huzur bahşedilmişti.Ponúknu mu prímerie.
Yıllar sonra uykusunda huzur içinde öldü.Tu po mnohých rokoch našla pokoj.
Kendi huzurumuzu her ne pahasına olursa olsun koruyacağız.Musíte chrániť rukojemníka za každú cenu.
Fakat benim üzerimde bir de memleketi emniyet ve huzur içinde tutmak mesuliyeti var.Miestni ľudia žijú v ústraní a veľmi pokojným životom.
Bu kadar huzursuz bir otelde uzun süre oturulmasını şaşılacak bir şey değildi.Z vysneného miesta sa netešil príliš dlho.
Kırmızı; savaşçı yürekliliği, Beyaz; Ahlakı ve saflığı, Sarı; Barışı ve huzuru simgeler.Červená znamená statočnosť, biela čistotu a čestnosť, modrá mier a pevnosť.
Bu oluşan huzursuzluk ortamı yerini eski barışçıl ortama bırakmaya başlamıştır.Po potlačení tohto odporu nastal v oblasti relatívny pokoj.
Sayın milletvekili arkadaşım bir nebze temas etti, sizin huzurunuzdan seslenmek istiyorum.Moji priatelia v jednom priestore mávali mojim priateľom v inom, vďaka tomu, že som ich spojil.
Gürültü ve hız, sabırsızlığı, huzursuzluğu ve öfkeyi ifade eder.Prejavuje sa nepokojom, úzkosťou, nerovozitou a nespavosťou.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Prva leta njegove vladavine so bila mirna.
Neşeli, huzurlu, şarkı söyleyerek ilerle, Geçmiş sadık bir şekilde sana bakıyor.Vesela, mirna, v pesmi napreduj, zvesta očetom, ki te opazujejo.
Dijital Dünya'nın güvende ve huzurlu olduğu düşünülür.Čarovniški svet je rešen in miren.
Kocası Matt yeni evi ile heyecanlıyken eşi Jennifer ve demanslı annesi Emma huzursuz hisseder.Medtem je možu Mattu hiša všeč, se njegova žena Jennifer in mati z demenco Emma počutita neprijetno.
Bu kadar huzursuz bir otelde uzun süre oturulmasını şaşılacak bir şey değildi.Težko bi si mislil, da v tako turobnem letu obstaja tudi veselje.
Aynı zamanda soylu aileler arasındaki politik huzursuzluk da devam ediyordu.Politične napetosti se pojavijo tudi med bratoma.
Yüce Ruh ona huzur versin!Večna luč naj mu sveti.
İç savaş Roma İmparatorluğu tarihinde döngüsel siyasi huzursuzluğun simgesi olmuştur.Obdobje državljanske vojne je postalo simbol cikličnih političnih nemirov v zgodovini Rimskega cesarstva.
Sayın milletvekili arkadaşım bir nebze temas etti, sizin huzurunuzdan seslenmek istiyorum.Tam mu je neki skladatelj predstavil svojo kantato in ga prosil za oceno.
Huzurlu, rahat ve zenginlik dolu yer.Med vadbo se počutimo sproščene in polne energije.
Phocas yakalanıp Herakleios huzuruna getirilmiştir.Lugalzagesi je bil ujet in odveden v Nipur.
Yaklaşımı genel olarak huzur ve sıcaklık duygusu taşır.Na splošno se škornji nosijo za toploto in udobje.
Basın huzurunda maddeler okunacaktır.Tiskovna forma se dotakne tiskovnega materiala.
Yaşadığı yer, betonlaşmış şehir mimarisinden uzak, ona huzur veren ve merakını uyandıran bir yerdi.Dobro se je počutil le zunaj glavnega mesta, na lovu, kjer se je upal sprostiti.
Ulusun gururu tüm ülke üzerinde parlıyor: Halkın huzuru, adaleti ve özgürlüğü için.Gre za vse, za prihodnost njihovih otrok, za sveto stvar, za pravico in svobodo.
İşim, benim huzurum.Življenje moje – mojega dela sad.
Şehzadeler arasındaki huzurluğun ortaya çıktığı dönemde Şah Kulu önderliğindeki Kızılbaşlar isyan etti.Trdi, da so se nepravilnosti na uradu med vodenjem Draga Čeparja ponavljale.
Bu yüzden, günün bu saatlerinde her zaman huzursuzdu.Tad jis visada buvo neramus tuo dienos metu.
Yeryüzündeki huzur ve refah meydana getirir.Žemėje stojo ramybė ir laimė.
Şehir eyaletteki diğer şehirlerle kıyaslandığında oldukça ileri ve huzurlu bir merkezdir.Palyginus su miestu senamiestyje yra nepaprastai gražu ir ramu.
Orada huzurla bir süre yaşadı.Namie buvo santykina ramybė.
Huzur içindeyim.Kelias į Mirną.
Huzur ve sevinci tanıyacak, Mükemmel bir mutluluk içerisinde yaşayabilmemiz için.Ir džiaugsmo ir liūdesio mums pakanka, Kai mokomės būti drauge.
Grup içi huzursuzluklar had safhaya gelmiştir.Grupę ėmė varginti nesutarimai.
Depresyon büyük işsizlik ve yoksulluğa ve toplumsal huzursuzluğa yol açmaktadır.Krizė lėmė nedarbą, skurdą, socialinius neramumus.
Bu huzursuzluk, cinsiyet hoşnutsuzluğu olarak adlandırılır.Toks neprieštaringumas vadinamas sintaksiniu neprieštaringumu.
Huzur Sokağı Dizisi.Paz gatvių.
Ancak içkiyi bıraktıktan sonra tekrar geri dönen ikilinin hayatları eskisi gibi huzurlu olmayacaktır.Grasė ir dviejų vaikų ramus gyvenimas jau nebebus toks saugus.
Huzur sesli Zara.Balsas tylus švilpimas.
Volturi gidince, Edward ve Bella kızları ile birlikte huzurlu bir şekilde yaşamlarına devam ederler...Volturi lahkub ja Bella ning Edward saavad koos oma tütrega elada õnnelikult ja igavesti.
Birkaç ay geçmeden evliliği geçimsizliğe ve huzursuzluğa dönüştü.Abielu kujunes lühiajaliseks ja rahutuks.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod