Orada huzurla bir süre yaşadı.捨復令心寂靜而住。
Elçi huzura kabul edilmeden önce reisülküttab ile görüşür; siyasi görüşmelerini ve isteğini ona bildirirdi.使者回到關羽軍隊後,士卒紛紛向使者詢問家中狀況,當他們得知家門無恙,所受的招待良好的時候,變得全無鬥心。
Burada herkes huzur içinde yatsın.参加者全員平安。
Her bölümde, kötülük içindeki insan, "Akıl"ın huzuruna çıkartılır ve doğru yolu bulur.一切世間善清淨法,皆以慧明為其前導而得生長;以慚與愧,為其後助而不損減。
Türkiye Huzur Partisi'ne geçti.土耳其 發生和平示威。
Şorca anlamı rahatlık, huzur demektir.安宁可以指: 安定、宁静。
Kısa bir süre sonra yakalanan haydut mahkeme huzuruna çıkartılır.不久後真搶匪李師科被逮捕。
İnsanların huzûr ve sükûn içinde yaşamaları için lüzumlu emniyet tedbirleri aldı.方中,人主时为微行以辟恶鬼,恶鬼辟,真人至。
Sünnet odasında padişah huzuruna çıkıp onunla görüştü.当天倪德未婚妻到太仓去看他。
Huzur içindeyim.討厭安靜。
Dale, hayatının geri kalanını orada huzur içinde geçirmeyi planlamaktadır.它于和平时期余下的生涯中一直待在那里。
Sâdece huzûrunda beklerim, onu görmekle şereflenir, bereketlenirim” dedi.내가 구처(區處)하기까지 기다리시요.'라고 하였다.
Orada huzurla bir süre yaşadı.여기서 잠시 평온하게 살았다.
Elçi huzura kabul edilmeden önce reisülküttab ile görüşür; siyasi görüşmelerini ve isteğini ona bildirirdi.이들 징집병들은 출정하기에 앞서 모두 고해성사를 보고 미사에 참례하였으며, 영성체를 하였다.
Huzur Mah.평화일보.
Ancak bu birleşme Norveç'in artan huzursuzluğundan dolayı 1905 yılında sona erdi.이 연합은 1905년 노르웨이의 요구에 의해 평화롭게 해제된다.
Huzur içindeyim.평안하게 쉰다.
Lintukoto'nun modern anlamı daha çok, "cennetvârî, mutluluk getiren, sıcak ve huzurlu yer" anlamındadır.근현대 핀란드에서 "린투코토"라는 말은 행복하고 따뜻하며 평화로운 상상 속의 낙원을 가리키는 말로도 사용된다.
İnsanlar arasında huzursuzluk çıkarır.상대방에게 안정감을 준다.
Orada sadrazam ve Alemdar'ı huzuruna çağırıp onlarla görüştü.그는 티안주(天竺)를 정복하였고 장군을 임명하여 그곳을 감독하고 이끌게 하였다.
"İyi niyetli olanlara huzurlu olsun".그는 참회자들에게 “안심하세요.
RAB, "Aşağı inip Harun'u getir" dedi, "Ama kâhinlerle halk huzuruma gelmek için sınırı geçmesinler.“여기 머루와 다래를 드시고 가시옵소서”하였더니 “경의 충성이 가상하다”며 홀연히 사라졌다.
Ancak daha sonra da huzuru bulamamış ve ebediyete de huzursuz bir şekilde göç etmiştir.그러나 그는 부러 벼슬을 구하지 않았으며 세상일에 초연한 듯한 기상을 보여주었다.
Burada herkes huzur içinde yatsın.באנו כולנו הנה בשלום.
Son insan yaşamaktan bıkmış, risk almayan, yalnızca huzur ve güvenliğini düşünen kişi olarak tanımlanmıştır.האדם האחרון עייף מחייו, אינו לוקח סיכונים ותר אחר שלווה וביטחון בלבד.
O ve kardeşi Ross (Bob Odenkirk), Woody’i bir huzur evine koymayı düşünürler.דייוויד ואחיו, רוס (בוב אודנקירק), שוקלים להכניס את וודי לבית אבות.
Neşeli, huzurlu, şarkı söyleyerek ilerle, Geçmiş sadık bir şekilde sana bakıyor.התקדמי בשירה, מאושרת ושלווה, נאמנה לאבותייך הצופים בך.
Huzur sesli Zara.קול הדממה.
Bu durum sonradan huzursuzluğa ve sorunlara yolaçmıştı.אפליה זו גרמה להתמרמרות ומאוחר יותר לצרות.
Gemide kadın varlığına alışık olmayan mürettebatta huzursuzluk baş gösterir.מתח ניצת בקרב הצוות, אשר אינם רגילים להימצאותה של אישה על הספינה.
Huzur içindeyim.מתגורר ברעננה.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.הוא היה חסר מנוחה, עישן ללא הרף, ונראה יותר מדי מרוכז ברצונו להרשים.
Şehir eyaletteki diğer şehirlerle kıyaslandığında oldukça ileri ve huzurlu bir merkezdir.מרכז העיר נחשב לאזור משגשג ופורח יחסית ליתר חלקי העיר.
Sizlerin de sakin ve huzur içinde yaşamanız beni daima müsterih edecektir.מטרותיו היו תמיד לחיות בשלום ובשלווה ולעסוק בשלו.
Bir kişinin huzuru bütün insanlığın huzuru anlamına gelmektedir.באנו לשלום בשם כל המין האנושי.
Orada huzurla bir süre yaşadı.הוא מתגורר ברעננה.
Huzur ve adalet tesis edilmelidir." dedi.היו לי העונג והזכות להיות שופטת"".
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.היא תיארה את ילדותה כנוחה, אך לא מאושרת.
Hilâldeki yeşil renk, huzur ve mutluluğu temsil etmektedir.הצבע הלבן מסמל שלום, תבונה ושמחה.
Genel semptomlar, mide bulantısı, kusma, baş ağrısı ve huzursuzluktur.עייפות, סחרחורות, כאבי ראש ועילפון.
Öfke yoktur, huzur vardır."אין מכאובים, אין שמחות, אין כעס, אין עלבון.
Depresyon büyük işsizlik ve yoksulluğa ve toplumsal huzursuzluğa yol açmaktadır.Депресията води до голяма безработица и бедност и до нарастващи обществени вълнения.
Öfke yoktur, huzur vardır.Няма страст, има мир.
Ve böylece huzur içinde ölür.Живей сякаш ще умреш утре.
Bir huzurevine terkedilmiş yaşlı ve hasta insanların dramını konu alır.Отговорността за старите, болни и бедстващи хора също се пада на него.
Bu yüzden, günün bu saatlerinde her zaman huzursuzdu.По тази причина той не почива по това време на деня.
Kendisine huzur bahşedilmişti.Той е намерил покой.
Muhafızlara onu kendi huzuruna getirmeleri emrini verir.Тя казва на стражата да го доведе при нея.
Araplar geldiği zaman bir 3 yüzyıl rahat ve huzura kavuşurlar.3 века манастирът живее в хубост и спокойствие.
İşim, benim huzurum.Моят живот и моята съдба.
Huzuru temsil eder ve sakinleştirir.Символ е на тишината и спокойствието.
Şeritlerdeki üç renk dayanışma, barış ve huzur, cesaret ve kararlılık sembolize etmektedir.Цветовете символизират сплотеност, мир, спокойствие, смелост и решителност.
Aynı zamanda yine aynı mitolojide, evdeki huzur, bereket ve bolluk tanrıçası anlamına da gelmektedir.Със същото име, в митологията, откриваме и божеството Лета.
Genel semptomlar, mide bulantısı, kusma, baş ağrısı ve huzursuzluktur.Обща отпадналост, главоболие и безсъние.
Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır.Те са от различни националности и живеят заедно, щастливо и в мир.
Benden önceki zamanlarda da, büyüklerimizden asla bir huzursuzluk bile yaşanmadığını duyuyordum.Но и тук прадедите ни не намерили жадуваното спокойствие.
Çocuğun durumu hakkında şahitler ve şeyhin huzurunda teminat alınır.На него са посветени деянията и завещаниято на неговите деца.
Her iki kültürde huzur ve barış içinde yaşamıştır.Smatrao je da dvije kulture mogu živjeti u miru i poštovanju.
Öfke yoktur, huzur vardır.Gdje nema emocija, tu je mir.
Ana madde: Tiberius Tiberius'un yönetiminin ilk yılları huzurlu ve nispeten tehlikesizdi.Podrobniji članak o temi: Tiberije Prve godine Tiberijeva carevanja bile su mirne.