Her iki imparatorun bahşişleriyle ortam sakinleşti ama huzursuzluk geçmedi.Với cả hai hoàng đế hiện tại, tình hình đã có phần lắng dịu nhưng sự lo lắng vẫn còn để lại.
İmza töreni ciddi bir olaydı ve çok sayıda insanın huzurunda gerçekleştirildi.Buổi lễ chính thức được diễn ra trước sự chứng kiến của nhiều người.
"Ayşe Hatun Önal Ganeşa'nın huzurunda".“MU đón năm mới bằng đại thắng trước Wigan”.
1930'da hâla yetmişlerinde görünürken, büyükannesi huzurevinde yaşayan Daisy (Fanning) ile tanışır.Tại lễ Tạ ơn năm 1930, Benjamin gặp một bé gái 6 tuổi tên là Daisy, bà của Daisy sống trong viện dưỡng lão.
En son yer aldığı film 2013 yılında çekilen "Huzur İçinde Yatsın" (Počivali u miru) adlı filmdir.Năm 2013 sự nghiệp diễn xuất của cô tiếp tục với bộ phim Got to believe (Hãy tin em thêm lần nữa).
IV. Filip 72 Tapınakçı’yı itiraflarını tekrarlamaları için onun huzuruna gönderdi.Năm Bản Thủy thứ 2 (năm 72 TCN), Hán Tuyên Đế phái cử Thường Huệ đi sứ Ô Tôn.
Bu onur kırıcı durum, Weimar Dönemi Almanya'sında politik huzursuzluğa sebep olmuştu.Trong thời Cộng hòa Weimar Model tránh xa hoạt động chính trị trong nước Đức lúc nhiễu nhương.
Onları bir araya getirip mahalledeki huzurun yerine gelmesini sağlar.Chỉ nên để cho nó thoải mái quanh khu vực gần nhà.
Sürahi ise bu bölümlerde huzur evindedir.Phòng này thường đặt ở khu vực yên tĩnh trong nhà.
İşim, benim huzurum.Và đó là cương lĩnh của tôi.
Kendi huzurumuzu her ne pahasına olursa olsun koruyacağız.Chúng ta phải giáng cho nó đòn chí mạng bằng mọi giá.
Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır.Cả hai làm việc cùng nhau như là những người đưa đò và sống trong bình yên và an phận.
Orada huzurla bir süre yaşadı.ここでしばらく平穏に暮らした。
Yolcular huzursuzlaşır ve tartışmaya başlarlar.心が落ち着いた乗客たちは打ち解け合い、話をしはじめる。
Huzurlu bir şekilde öldü.彼女は穏やかに死んだ。
Burada herkes huzur içinde yatsın.そうすればみんな平穏でいられる。
Elçi huzura kabul edilmeden önce reisülküttab ile görüşür; siyasi görüşmelerini ve isteğini ona bildirirdi.徐度らは元定の窮状を知って、使者を派遣し講和を申し入れて騙し討ちしようと図った。
(Arya: "Peace and I are strangers grown (Huzur ve ben birbirimizin yabancısı olduk artık)".また、神・仏や僧などを敬い拝む意味の敬礼(きょうらい)もある。
Bu huzursuzluk çiftin, kedilerini West' in buzdolabında ölü bulduklarında daha da artar.Q2: どうすれば、象が二匹冷蔵庫に居たかわかるの?
Göreyim sizi, sözünüz padişahın huzurunda yalan çıkmasın.それこそ陛下の御前で嘘をつくようなものです。
Konuşmaktan imtina etmenin kendisine iç huzuru getirdiğine inanıyordu.話すのを控えることで、心の平穏が得られると信じたのである。
Gelen yabancı elçiler de, bu vesile ile sadrazamla görüşürler ve daha sonra padişahın huzuruna çıkarlardı.中山忠親の送った見舞いの使者に対しても「年来の素懐、障りなく遂げおはんぬ。
Anne, siz sevdiklerimi muhafaza edin ve Allah'ın inayetiyle onların huzurunu temin edin.御老母様隨分隨分御機嫌よく御渡り遊され候(さう)らえと、相述(あひのべ)る。
Huzur Sokağı Dizisi.平和大通り。
Yüce Ruh ona huzur versin!大宇宙は彼らを許したか!
Türkiye'deki huzurun hemen geri gelmesini temenni ediyorum."即時大阪に帰るように」と警告した。
Öfke yoktur, huzur vardır.安らぎもなく、逃げ場もない。
Ve böylece huzur içinde ölür.それ故、自分は安心して死ぬ。
Yeminlerini yerine getirmedikleri sürece ruhları hiçbir zaman huzura ermesin istedi.脱魂状態にある間、彼女の目は決して瞬きしなかった。
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.統治期間のうち、最初の数年は順調だった。
Görünüşte bu sakin ve huzurlu kasaba “El Deseo” bazı yabancılar yüzünden değişir.^ 天界・地界・人間界は『Wish』からの登場だが、異界は『こばと。
Onun dönemi nispeten huzurlu geçen bir zaman dilimi oldu.時代がかった口調で喋る。
Kendi huzurumuzu her ne pahasına olursa olsun koruyacağız.我々は、もちろん我々の安全を守らなくてはならない。
Fakat, Suffolk'taki günleri daha sakin ve huzurluydu.西方のヴァリノールにおいては、平穏と安寧が続く時代であった。
Ancak ilk günden itibaren huzursuzluk baş gösterir.初日で了平が脱落する。
Yeraltı (Elisium) dünyasında huzur içinde bulunan "Mutlu Ruhlar" şarkı söyleyip dans etmektedirler.低音域で奏される東洋風舞曲と「喜びの主題」を中心に熱狂的な音楽が展開される。
Burada herkes huzur içinde yatsın" yazmaktadır.息子は安らかに眠れる」と、それぞれ語った。
Böylece tanrılar yine eski huzuruna kavuştular.神社も旧地に復祀。
Huzurevine giden Bart, büyükbabasının da yaşlı bir zorbanın tacizine maruz kaldığını görür.性の目覚めは、祖父がAVを見ていたのを見て。
Bu nedenle her şeyden önce, burada, huzurunuzda yüce Türk milletine en derin şükranlarımı sunuyorum.このような大切な時期であるにもかかわらず、多大なご尽力をいただいている関係者の皆様に対して深くお礼を申し上げます。
Yaptığı kuşlara "Kanatlarınıza huzur yazacağım.鳥類の翼主に準えて翼手と呼ばれる。
Ey benim mezarımı bulan kimse her kim olursan ol benim lahitimi açma ve benim huzurumu bozma.^ 凡て労する者、重荷を負ふ者、われに来たれ、我汝らを休ません。
Yeryüzündeki huzur ve refah meydana getirir.愛と平和が地球を救う!
Herkes çalışırken garip garip şakalarıyla herkesin huzurunu bozabilir.神出鬼没で奇妙な笑い声と共にどこにでも現れる。
Ancak daha sonra da huzuru bulamamış ve ebediyete de huzursuz bir şekilde göç etmiştir.内心では自分にはないモノ(豊との友情、顔立ち、エリーの寵愛など)を持っていた啓治に嫉妬していた。
Fakat yapılmadığı takdirde mürettebatın huzuru kaçacaktır.ただし、乗務員室の撤去は実施されていない。
Ben huzuru bozmamakla mükellefim.静けさを破るものを許さない。
Futbol hayatımın son dönemini Yurt dışında oynayarak ve huzur içinde sürdürmek istiyorum.ラグビーは対抗戦の歴史であり、海外に遠征したり海外から招待したりして試合を行ってきた。
Aynı zamanda soylu aileler arasındaki politik huzursuzluk da devam ediyordu.しかしその後も諸公同士の内紛は続いた。
Dale, hayatının geri kalanını orada huzur içinde geçirmeyi planlamaktadır.ヨハンは残りの人生をほとんど馬上で過ごすことになった。
Affedilme talebiyle Timur'un huzuruna geldiler.立太子に合わせて、天下に大赦を行った。
Sınıftaki huzursuz kızlar arasında kendini yetiştirmekte büyük zorluk çekmektedir.クラスで孤立していく真彩のことを心配している。
Sarayda padişah huzurunda ayin ve mukabele icrâ edilir.彼は華やかで手の込んだ宮廷の環境を維持した。
Saklama gerekçesini ise yakın çevresine "yılbaşı öncesinde halkın huzurunu kaçırmamak" olarak açıklamıştı.しかし彼は、「ベトナムの現状はまだ平和からは程遠い」として受賞を辞退した。
Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman ederler."要信仰主,且以靠他的工作才會得救」。
Ben dünyâda rahat ve huzûr içinde yaşadım.在獄中安靜地斷氣了。
Guneym, Mısır'da ülkenin huzursuzluğu sırasında 27 Ocak tarihinde kayboldu.2011年1月27日,戈寧在2011年埃及反政府示威期間失蹤。
Onlar kendilerini Yüce ve Ulu Allah'ın huzuruna giriyor ve Görünmeyen'i görüyor saymalıdırlar.是指穆斯林在禮拜的時候恍如看到真主,儘管他們看不見,但他們毫不存疑地相信真主正在看著他們。
İki çocuğu da huzurlu ve yeteneklidirler.且遗二女幼,可悯也。
Kendisine huzur bahşedilmişti.他要求讓自己一個人靜靜。