Şem’un-u Safa, onların huzura çağrılmasını rica etti.Ο σάχης Αμπάς της ζήτησε να αποκηρύξει την πίστη της.
Daima hakkın huzurundaymış gibi hareket edeceksin.Οἰκονομία ὅσον ἐνδέχεται αὐστηρὰ εἰς τὰ πάντα.
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Η παιδική της ηλικία δεν ήταν εύκολη και ανέμελη.
Bu vaiz MS 560’ ta doğal nedenlerle huzur içinde öldü.Το 159 π.Χ. ο βασιλιάς Ευμένης Β΄ απεβίωσε από φυσικά αίτια.
Öfkelerini kontrol altında tutarlardı, huzur yayan insanlardı.Τους αποκαλούσαμε ελεύθερους σκοπευτές και ήμασταν πολύ θυμωμένοι.
İmza töreni ciddi bir olaydı ve çok sayıda insanın huzurunda gerçekleştirildi.Οι αγώνες πρόκρισης σημείωσαν μεγάλη επιτυχία και τους παρακολούθησε πολύς κόσμος.
Sizlerin de sakin ve huzur içinde yaşamanız beni daima müsterih edecektir.Με ενότητα και αρμονία, Θα μείνουμε πάντα σε ειρήνη, σαν ένα.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Μαζί με την πληθυσμιακή συρρίκνωση επήλθε κοινωνική αναταραχή και ενδημικοί πόλεμοι.
Bütün erkekleriniz yılda üç kez ben Rab Yahve'nin huzuruna çıkacaklar."«Τρεις φορές το χρόνο θα γιορτάζετε το hag στο όνομά μου», διατάζει ο Ιεχωβά τους πιστούς του.(Έξοδος.
Parsifal Amfortas'a huzuruna çıkıp uzun serüvenini anlatmak istemektedir (Zu ihm, des tiefe Klagen.)Parsifal fortæller om sit ønske om at vende tilbage til Amfortas ("Zu ihm, des tiefe Klagen").
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.De første par år af hans regeringstid var forholdsvis fredelige.
Öfke yoktur, huzur vardır.Ohne Eifer, Ohne Zorn.
Orada huzurla bir süre yaşadı.Hun levede et stille liv.
Huzur Mah.Mare Tranquillitatis.
Akşam ışığında görünen kulübe huzurlu bir şekilde görünüyordu.Om natten var lejren blikstille.
Yine ilk albümde olduğu gibi; albüm huzurludan kaotik’e doğru bir seyir izler.Som på det første album, skifter stemningen på dette album ofte fra det fredfyldte til det kaotiske.
Huzurevinde çalışan Afrikalı-Amerikan çift Queenie (Henson) ve Tizzy (Ali) bebeği bulurlar.Barnet bliver fundet af parret Queenie (Taraji P. Henson) og Tizzy (Mahershalalhashbaz Ali), der leder stedet.
Ben dünyâda rahat ve huzûr içinde yaşadım.Du skulde bleven her i Verden rar og stor.
Forumlarda dini, siyasi, erotik ve huzuru bozan konulara izin verilmemektedir.I logerne må desuden ikke diskuteres forretning, politik eller religion.
Yaşadığı yer, betonlaşmış şehir mimarisinden uzak, ona huzur veren ve merakını uyandıran bir yerdi.Hypoteser lå uden for hans område, han ville kun give det pålidelige og sikre.
Ben huzuru bozmamakla mükellefim.I har set jeg opretholder ro og orden.
Divanda dava dinler ve hakimler, valinin huzurunda hüküm verirlerdi.Ved dom avgjøres blant annet rettskravet i en sak, lovvalgsspørsmål og anke over dom.
Hristiyanlar, Diokletian'ın saltanatının çoğunda huzur içinde yaşamışlardır.Kristne hadde levd i fred under det meste av styret til Diocletian.
Yeryüzündeki huzur ve refah meydana getirir."På jorden fred og glede."
Bu huzurlu bir gezi oldu” dedi.Det var en slags stille høytid av ham».
Fakat yapılmadığı takdirde mürettebatın huzuru kaçacaktır.Etter dette trenger mannskapet hvile.
İşim, benim huzurum.Mitt liv og mitt livsverk.
Şeritlerdeki üç renk dayanışma, barış ve huzur, cesaret ve kararlılık sembolize etmektedir.De tre fargene er ment å symbolisere henholdsvis solidaritet, fred og ro, og mot og besluttsomhet.
Halife Raşid gelen bu Selçuklu elçisini ona hakaret ederek huzurundan kovdu.Den opphissede folkemengden ga da utløp for sin avsky mot ham.
Fleetwood görevden alınır ve sorgu için Parlamento huzuruna çıkartılır.Deretter fratas Fleetwood sin kommando og beordres til parlamentet for å svare for sin oppførsel.
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Hennes liv var alt annet enn passivt.
BBC Radio 2 parçayı kesinlikle huzursuz edici bulduğu için yasakladı.BBC reagerte med irritasjon på denne dobbeltdeltagelsen.
Onun bu kararı vicdan huzuru içinde bulunduğunu ispat edecek nitelikteydi.Der ble han spurt om han ønsket den sanne visdom.
Hilâldeki yeşil renk, huzur ve mutluluğu temsil etmektedir.Den grønne fargen skal representere håp og tro.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Siste del av hans lange regjeringstid forløp relativt fredelig.
Huzur ve adalet tesis edilmelidir." dedi.Vi ønsker å se ro og fred gjenopprettet».
Dale, hayatının geri kalanını orada huzur içinde geçirmeyi planlamaktadır.Tilbake i Leipzig levde han resten av sitt liv i fred.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Selain berkurangnya populasi, terjadi pula ketegangan sosial dan peperangan endemik.
Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman ederler."Para penganut agama Bahá'í beriman kepada Tuhan Yang Esa.
Tablo van Gogh'un kendisi için aradığı huzur duygusunu iletir.Lukisan ini menampilkan esensi keheningan yang van Gogh rasakan sendiri.
Huzurlu bir şekilde öldü.Alipun meninggal dengan damai.
Bu vazife ile huzurunuza geldim.” dedi.Pergilah dan buanglah dosa-dosa tersebut”.
Burada herkes huzur içinde yatsın.Saya mengharapkan kalian semua tetap duduk dengan tenang.
Nevarki Galya'da huzursuzluklar henüz sona ermemişti.Bagaimanapun, pergolakan di Gallia tidak berakhir.
Bu huzurlu bir gezi oldu” dedi.Hidup itu merupakan suatu perjalanan.”
11) Yâd-daşt Anlamı; kendini daima Allah'ın huzurunda bilmektir.Dia adalah Yusya’ Bin Nun, dan Allah memberikan hikmah kenabian dan mukjizat yang nyata kepadanya.
Huzur ve sükun içinde uyuyunuz.Hidup di dalam kerukunan dan damai.
Onlar kendilerini Yüce ve Ulu Allah'ın huzuruna giriyor ve Görünmeyen'i görüyor saymalıdırlar.Seorang yang berzikir kepada Allah di tempat yang sunyi, sehingga kedua matanya mencucurkan air mata."
Tevrat'ta ise Yusuf Firavun'un huzuruna çıkarak yorumlar.Maka pergilah Yusuf dari depan Firaun, lalu dikelilinginya seluruh tanah Mesir.
Öfke yoktur, huzur vardır.Yang damai tidak ada kekerasan."
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Masa kecil hidupnya bahagia dan tidak kekurangan.
Huzur içindeyim.Untuk kenyamanan.
Fakir huzur-ı reşâdetpenâhiye çağrılırım.Adapun Distrik Malangbong diserahkan ke Kabupaten Sumedang.
Bu hareketler, saray içinde huzursuzuk doğurdu.Hal itu menimbulkan spekulasi di istana.
Burada herkes huzur içinde yatsın" yazmaktadır.Kemudian kata Laaju' ditulis menjadi Lajuk.
Tablo van Gogh'un kendisi için aradığı huzur duygusunu iletir.Bức tranh này truyền tải một cảm giác thanh thản mà Van Gogh tìm kiếm cho chính mình.
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Và cho dù là gì đi nữa, cuộc đời của một lỗ đen không hề yên tĩnh và thanh bình.
Sadece Hannibal'in Birinci Pön Savaşı sonrasında yapılan antlaşmayı çiğnemiş olması nedeniyle huzursuzdular.Họ đã bất mãn khi mà Hannibal đã phá vỡ các hiệp ước thiết lập sau Chiến tranh Punic lần thứ nhất.
Volturi gidince, Edward ve Bella kızları ile birlikte huzurlu bir şekilde yaşamlarına devam ederler...Sau khi nhà Volturi rút quân, Edward, Bella cùng con gái sống cuộc đời bất tử hạnh phúc mãi mãi.
İki çocuğu da huzurlu ve yeteneklidirler.Có hai con trai là Kiên và Thuận.