Benjamin ... seni seviyoruz ... huzur içinde yat." şeklinde görünmektedir.Benjamin... szeretünk... nyugodj békében.”
Şeritlerdeki üç renk dayanışma, barış ve huzur, cesaret ve kararlılık sembolize etmektedir.A három szín az összetartást, a békét és nyugalmat, valamint a bátorságot és a határozottságot jelképezik.
Öfke yoktur, huzur vardır.Nincs érzelem, béke van.
Ve böylece huzur içinde ölür.A férfi békében hal meg.
Kendi huzurumuzu her ne pahasına olursa olsun koruyacağız.Azokat, akik védelmeznek minket minden áron.
Öldüğü zaman Kaliforniya'da, Santa Monica'da ki bir huzurevinde yaşıyordu.Halálakor a Kaliforniai Santa Monica-ban fekvő idősek otthonában élt.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Nem is csoda, hogy a császár uralkodásának első évei nyugalomban teltek.
Fakat Asteria ile Andrenico Tamerlano'nun huzurunda birbirlerine aşık olduklarını ilan ederler.Arról senki nem tud, hogy Andronico és Asteria szerelmesek egymásba.
Huzur sesli Zara.A béke hangja.
İki kadın kralın huzurundan birlikte ayrılırlar.Kezdő pozíciójuk a király mellett kétoldalt.
Çalışmıyorsam, huzurlu değilim."Ha valóban nem tudom, nyugodt vagyok.”
Yaptığı kuşlara "Kanatlarınıza huzur yazacağım.Díszmadaraknak a kedvtelésből tartott madarakat nevezzük.
Açları doyurdum, huzur ve güveni sağladım.A falu megőrizte a nyugalmat, békét és a csendet.
Onları bir araya getirip mahalledeki huzurun yerine gelmesini sağlar.Azért jöttem, hogy eléd helyezzem ezeket és elvigyem egy békítési szertartás alatt.
Huzurumuza gelüp ‘Herşey hazır ve mükemmeldir’ diye hep aldatıyorsun.Jelentette, hogy minden tökéletes és jól működik.”
Orada huzurla bir süre yaşadı.Ott több éven át bőségben és nyugodtan élt.
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Élete hátralévő része békés és magányos volt.
( İçindeki huzur kişinin felâketlere daha çabuk karşı gelmesini sağlar. )(Ahol békében nyugodhatnak csontjai?)
1955 yılı sonbaharında, şehirdeki gerginlik ve huzursuzluk iyice artmıştı.Az egyre emelkedő adók miatt már 1955 őszén elégedetlenségi hullám futott végig a város munkavállalói között.
Rejim güçleri bu saldırıları bölgede yaşanan huzursuzlukları dindirmek için gerçekleştirmiştir.A hatóságok azzal vádolták a fegyveres huligánokat, hogy megpróbálják destabilizálni az ország helyzetét.
Bu derslere Huzur Dersleri denirdi.Azt tanította, hogy a vallás tanításai hamisak.
Bu durum da huzursuzluk yaratmaktaydı.Ez határtalanul megnyugtatott bennünket.
Mezhep bakımından karışık olması köyün huzurunda bir değişikliğe uğratmamıştır.A rendszerváltásig szinte semmi fejlesztés nem érte el a falut.
Birçok kültürde festivaller tanrı veya tanrıların huzurunda duruştur.Számtalan falusi ünnepséget rendeznek egyik vagy másik isten tiszteletére.
Yusuf huzurundaki Mısırlıları odadan çıkardı.József Egyiptomba menekítette a gyermeket.
Fakir huzur-ı reşâdetpenâhiye çağrılırım.Az emléktáblára babérkoszorút illik helyezni.
Yine ilk albümde olduğu gibi; albüm huzurludan kaotik’e doğru bir seyir izler.Az előző albumhoz hasonlóan a hangulat a nyugodt és a kaotikus között változik.
Roma'da Papa I. İnnocentius tarafından huzura kabul edildi.Rómában Aesculapius néven tisztelték az i. e.
Dale, hayatının geri kalanını orada huzur içinde geçirmeyi planlamaktadır.Ezután Cally az élete hátralévő részét börtönben töltötte.
BBC Radio 2 parçayı kesinlikle huzursuz edici bulduğu için yasakladı.A BBC úgy döntött hogy a BBC 2W-t bezárja mert kevésbé hatékony volt.
Huzurlu bir şekilde öldü.Otthonában, békésen hunyt el.
Sayın milletvekili arkadaşım bir nebze temas etti, sizin huzurunuzdan seslenmek istiyorum.Gyűlést hívott össze Esztergomban, ahol híveivel fejedelemmé választatta magát.
Ailesi ölüm sebebini açıklamamıştır ve "huzur içinde öldü" açıklamasını yapmıştır.Mikor veje megmondta neki az igazat, szégyenében meghalt.”
White sonuçta hizmetten ayrılarak kalan günlerini huzur içinde geçirmeye karar verdi.Rommel úgy döntött, hogy most biztonságos néhány nap pihenőre vonulnia.
İnsanlar arasında huzursuzluk çıkarır.Türelmetlenséget hoz az emberekre.
Benjamin ... seni seviyoruz ... huzur içinde yat." şeklinde görünmektedir.Benjamin... me rakastamme sinua... lepää rauhassa."
Olay yerinden geçen yazar Edmund White: "herkes huzursuz, sinirli ve canlı.Ohikulkumatkalla ollut kirjailija Edmund White muisti, että ”Kaikki ovat levottomia, vihaisia ja uskaliaita.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Hän oli levoton, tupakoi lakkaamatta ja vaikutti liian innokkaalta tekemään hyvän vaikutelman.
Neşeli, huzurlu, şarkı söyleyerek ilerle, Geçmiş sadık bir şekilde sana bakıyor.Iloisina, rauhaa rakastavina, laulaen eteenpäin kulkevina, uskollisina esi-isillesi, jotka vartioivat sinua.
Orada huzurla bir süre yaşadı.Siellä hän ryhtyi elämään rauhallista elämää.
Huzur Mah.Hiljainen helvetti.
"Huzursuz ayaklar".Sara ja levottomat jalat.
Esenlik dileyin Yeruşalim'e: "Huzur bulsun seni sevenler!"Mutta Herra sanoi hänelle: "Rauha sinulle!
Ayrıca kız güzel ise evde bulunan huzurun kaçabileceğini düşünür.Nyt kyllä ymmärrän, mitä on karata kotoaan.
Volturi gidince, Edward ve Bella kızları ile birlikte huzurlu bir şekilde yaşamlarına devam ederler...Volturien lähtiessä Edward ja Bella ovat vapaita elämään elämäänsä rauhassa ja ikuisesti tyttärensä kanssa.
Ancak bu birleşme Norveç'in artan huzursuzluğundan dolayı 1905 yılında sona erdi.Unionia kesti vuoteen 1905, kunnes se raukesi rauhanomaisesti norjalaisten tahdosta.
Huzuru temsil eder ve sakinleştirir.Hän menee kotiin ja rauhoittuu.
Huzursuz ramirezi çok çabuk hastalanır.Rytkönen kuitenkin herää pahasti havoittuneena.
Bu oluşan huzursuzluk ortamı yerini eski barışçıl ortama bırakmaya başlamıştır.Jälkimmäisessä näkyy jo iloa lähestyvästä rauhasta.
Küçük çocuklar ve bebeklerde huzursuzluk görülebilir.Vauvat ja pienet lapset itkevät paljon.
Kendi huzurumuzu her ne pahasına olursa olsun koruyacağız.Olemme valmiit uhraamaan henkemme puolestasi joka hetki.
Akhisar, Huzur ve TOKİ Mahallerinin Toplam Nüfusu 20.987 Kişidir.Kaupungin ja intiaanireservaatin yhteenlaskettu asukasluku on noin 987.
Şorca anlamı rahatlık, huzur demektir.Pehmeä kujerrus tarkoittaa tyytyväisyyttä ja leikkimieltä.
Bu vazife ile huzurunuza geldim.” dedi.Έχεις έρθει για τον δροσίσεις με την παρουσία σου...".
Benjamin ... seni seviyoruz ... huzur içinde yat." şeklinde görünmektedir.Μπέντζαμιν ... σε αγαπάμε ... αναπαύσου σε ειρήνη».
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Ήταν ανήσυχος, κάπνιζε ασταμάτητα και φαινόταν να προσπαθεί να κάνει καλή εντύπωση.
Tablo van Gogh'un kendisi için aradığı huzur duygusunu iletir.Αυτό το έργο αποπνέει τη γαλήνη που επιζητούσε ο Βαν Γκογκ για τον εαυτό του.
Huzurlu bir şekilde öldü.Στη συνέχεια απεβίωσε ειρηνικά.
Ancak ilk günden itibaren huzursuzluk baş gösterir.Ενέπνεε από την πρώτη στιγμή τον σεβασμό.
Dale, hayatının geri kalanını orada huzur içinde geçirmeyi planlamaktadır.Ο Κάρολος παρέμεινε στην εξορία για το υπόλοιπο της ζωής του.