Kendisine huzur bahşedilmişti.Він уже збентежив твій спокій.
Yeryüzündeki huzur ve refah meydana getirir.На планеті настає мир і злагода.
Huzurlu bir şekilde öldü.Вона померла в розквіті сил.
Size Selamlar, atalarımızın arazisi, Sem, onları güçlü yapan Huzurlu ve neşeli.Мені сумно, але я бажаю нашим братам демократії і щастя.
Kendisini huzursuz eden insanları hiç sevmez.Він не любить кожного незнайомця, що турбує його.
Bütün erkekleriniz yılda üç kez ben Rab Yahve'nin huzuruna çıkacaklar."Щороку ті орди трьома шляхами йшли на наші землі за ясиром (невільниками).
Huzur içindeyim.Повний спокій.
Yalnızca derin mağaraların karanlık yeraltı göllerinde huzur buldu.Можна знайти тільки в темних вологих печерах.
İşim, benim huzurum.Моє життя — моє мистецтво.
Ben dünyâda rahat ve huzûr içinde yaşadım.У країні запанував спокій і порядок.
Calais Antlaşması, her iki ülkeye de huzur getirmedi.Катувеллауни не дали спокою й королівству атребатів.
Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi.Після демобілізації «за станом здоров'я» 1916-го одружився.
Sayın milletvekili arkadaşım bir nebze temas etti, sizin huzurunuzdan seslenmek istiyorum.Ворог послав парламентерів з пропозицією до обложених здатися в полон.
Yaptığı kuşlara "Kanatlarınıza huzur yazacağım.Керівництву станції він зауважує, що «крила — для птахів».
Açları doyurdum, huzur ve güveni sağladım.Трегубовим, почав проповідувати тихе та мирне життя.
O sırada pencereden onları gören padişah her ikisini de huzuruna çağırarak meseleyi sormuş.Через це потрапила в поле зору чекістів, які двічі викликали її на допит.
Odo Paris Kontu destek sağlamak için şahsen Kral Şişman Karl huzuruna çıktı.Цього разу її руки домагався особисто король Карл.
Seydi Baba da, "Geldim ama beni huzuruna kabul etmedi" diye söylemiş.Батько теж прийшов, але нічого не казав».
Firavun Yusuf'u huzuruna çağırttı ve rüyasını yorumlamasını emretti.Faraon však neuposlechl a namísto toho ještě přitížil židům.
Benjamin ... seni seviyoruz ... huzur içinde yat." şeklinde görünmektedir.Benjamine... máme tě rádi... snad odpočíváš v pokoji.''
Onlar kendilerini Yüce ve Ulu Allah'ın huzuruna giriyor ve Görünmeyen'i görüyor saymalıdırlar.Nevěřící lidé se vysmívali Noeho zvěsti a Bůh viděl, že lidé jsou zcela zkažení.
Bu yüzden, günün bu saatlerinde her zaman huzursuzdu.Přes den musel být vždy klid.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Několik prvních roků jeho vlády bylo klidných.
Yıllar sonra uykusunda huzur içinde öldü.Několik dní poté v poklidu zemřel.
Kral çok korkan Cranmer'i huzuruna çağırır ve onu desteklediğini söyler.Král povolává nervózního Cranmera a vyjadřuje mu svou podporu.
Ve böylece huzur içinde ölür.Poté umře s klidem v srdci.
Ardından huzura kavuştukları gösteriliyor.Zdá se, že dochází k jejich usmíření.
İşim, benim huzurum.Můj život je mé náboženství.
Huzurlu bir şekilde öldü.Poté v klidu zemřel.
Bu nedenle her şeyden önce, burada, huzurunuzda yüce Türk milletine en derin şükranlarımı sunuyorum.Za to bych rád jeho jménem všem slušným lidem poděkoval.
Halkın rahat ve huzur içerisinde yaşamasını sağlamak.Zajišťuje činnost organismu v klidu a bezpečí.
Fleetwood görevden alınır ve sorgu için Parlamento huzuruna çıkartılır.Fleetwood byl zbaven pravomocí a musel se dostavit na schůzi parlamentu vysvětlit své jednání.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Opět přišel mír a s ním i nudný měšťanský život.
Öfke yoktur, huzur vardır.Není zde ticho ani mlčení.
Kendisine huzur bahşedilmişti.Jeho duše došla klidu.
Köy rahat ve huzurlu bir atmosferde bir arada yaşama sahiptir.Nade všechno ostatní si přejí mírumilovné a klidné prostředí.
Timur'un huzuruna çıktı ve birçok hediye takdim etti.Složil pro ni řadu skladeb, dával jí dárky.
Orada huzurla bir süre yaşadı.Toto období jejího života bylo klidné.
Ülke huzurlu ve istikrarlıydı.Zůstal jsem klidný a vyrovnaný.
Huzur içindeyim.Žije klidně.
Katedral Fransa Kralı IX. Louis'nin huzurunda 1260 yılında kutsanmıştır.Katedrála byla slavnostně vysvěcena 24. října 1260 za přítomnosti francouzského krále Ludvíka IX.
Şeritlerdeki üç renk dayanışma, barış ve huzur, cesaret ve kararlılık sembolize etmektedir.Za tři základní je považován pocit bezpečí, klid a trpělivost.
İki çocuğu da huzurlu ve yeteneklidirler.Obě děti se ukázaly být zcela mimořádně nadané.
Ana madde: Tiberius Tiberius'un yönetiminin ilk yılları huzurlu ve nispeten tehlikesizdi.Počátek života borovanské klášterní komunity byl velmi klidný a beze sporů.
Huzur Mah.JZD Mír Milavče.
Kur'an'da Yusuf'un annesiyle babasının huzuruna çıkarıp kucaklaştığından ve tahta çıkartığından bahsedilir.Citově však byl Sova vázán více k matce Josefě, rozené Skalické.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Nu avea stare, fuma încontinuu și părea mult prea preocupat cu a face o impresie bună.
Titüs önce Sesto'yu huzuruna çağırır ve bu komplonun ayrıntılarını ondan öğrenemeye çalışır.Decide mai întâi să trimită după Sesto, încercând să afle mai multe detalii despre complot.
Konuşmaktan imtina etmenin kendisine iç huzuru getirdiğine inanıyordu.El credea că abstinența de la vorbire îi aducea pacea interioară.
Firavun Yusuf'u huzuruna çağırttı ve rüyasını yorumlamasını emretti.Când au ajuns la curtea lui Faraon, Iosif i-a recunoscut, dar nu li s-a descoperit.
Huzur ve sükun içinde uyuyunuz.Dormi în senină pace.
İvan'ın korku dolu çehresi ile oğlunun, huzurlu yüzü bir tezat oluşturmaktadır.Chipul îngrozit a lui Ivan este în contrast cu expresia calmă și resemnată a fiului său.
Huzur içindeyim.Odihnească-se în pace
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Depopularea a fost însoțitǎ de tulburări sociale și de război endemice.
Cihangir Şahın saltanatının son yılları, huzursuzluk içerisinde geçti.Astfel, ultimele luni de război au rămas pentru Papp destul de liniștite.
Phocas yakalanıp Herakleios huzuruna getirilmiştir.Anca este prinsă și adusă la ceilalți.
Burada herkes huzur içinde yatsın" yazmaktadır.E posibil și ca toți să fie în viață, visând".
Melek ona şöyle karşılık verdi: “Ben Tanrı’nın huzurunda duran Cebrail’im.Îngerul i-a răspuns atunci: "Rostește (adică: predică!) în numele Domnului care te-a făcut!
Tutuklu, bir hakim huzuruna çıkarıldı.Deținutul a fost adus în fața unui judecător.
Toplumsal huzursuzluğu yok etmek önemlidir.Este important să se elimine tulburările sociale.