Ana içeriğe geç
Sözlük

huzur ile cümle

huzur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ana madde: Tiberius Tiberius'un yönetiminin ilk yılları huzurlu ve nispeten tehlikesizdi.Первые годы правления Тиберия были мирными и относительно благополучными.
Tanrı Anum'un huzuruna çağrılır.Божий завет с Аврамом.
Onlar kendilerini Yüce ve Ulu Allah'ın huzuruna giriyor ve Görünmeyen'i görüyor saymalıdırlar.هوش در دم‎ — ум в дыхании) — ощущение близости Аллаха; «Назар дар-кадам» (перс.
Son insan yaşamaktan bıkmış, risk almayan, yalnızca huzur ve güvenliğini düşünen kişi olarak tanımlanmıştır.Последний человек устал от жизни, отвергает риск и ищет только лишь комфорт и безопасность.
Köy rahat ve huzurlu bir atmosferde bir arada yaşama sahiptir.Деревни живут в мире и покое.
Öfke yoktur, huzur vardır.Ни войны, ни мира.
Burada herkes huzur içinde yatsın.А теперь — всем пора спать.
11) Yâd-daşt Anlamı; kendini daima Allah'ın huzurunda bilmektir.Слуга удивился, что тот знает Юнуса (Ионы).
Gelen yabancı elçiler de, bu vesile ile sadrazamla görüşürler ve daha sonra padişahın huzuruna çıkarlardı.Призраки Па жаждут отомстить Пророкам, которые изгнали их из червоточины, и вернуть себе власть над ней.
Bu vazife ile huzurunuza geldim.” dedi.Вы по своей воле приехали“.
Şeritlerdeki üç renk dayanışma, barış ve huzur, cesaret ve kararlılık sembolize etmektedir.Три цвета полос флага символизируют солидарность, мир и стабильность, смелость и решительность.
Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar.«Спокойствие» — роман Ахмеда Хамди Танпынара.
Bu nedenle her şeyden önce, burada, huzurunuzda yüce Türk milletine en derin şükranlarımı sunuyorum.За всё это следует вам, верховный вождь, глубокая благодарность от всех нас.
1955 yılı sonbaharında, şehirdeki gerginlik ve huzursuzluk iyice artmıştı.Летом 1955 года напряжённость в Марокко ещё более усиливалась.
(Arya: "Peace and I are strangers grown (Huzur ve ben birbirimizin yabancısı olduk artık)".Адам (мир ему) и Хавва (неопр.).
Ben dünyâda rahat ve huzûr içinde yaşadım.В стране воцарилось спокойствие и порядок.
Her iki imparatorun bahşişleriyle ortam sakinleşti ama huzursuzluk geçmedi.Для обоих императоров ситуация на время успокоилась, но проблемы остались.
Kendisini huzursuz eden insanları hiç sevmez.Ему не нравятся любые тревожащие его незнакомцы.
"Huzursuz ayaklar".Синдром беспокойных ног.
Türkiye'deki huzurun hemen geri gelmesini temenni ediyorum."Я хочу вернуться во дворец в кратчайшие сроки».
Muhafızlara onu kendi huzuruna getirmeleri emrini verir.Опекуны приказали ему немедленно вернуться домой.
Tevrat'ta ise Yusuf Firavun'un huzuruna çıkarak yorumlar.Фараон имеет сон и Иосифа просят объяснить их.
Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman ederler."Но, чтобы утвердить в людях Своих веру, Господь может сотворить знамение».
Huzur sesli Zara.Голос — тихий свист.
Kendisine huzur bahşedilmişti.Ей бы нужно было дать мир.
Bu yüzden, günün bu saatlerinde her zaman huzursuzdu.В остальное время они оставались спокойными.
Yeni devlet sadece bir yıl huzur bulabildi.Новое государство просуществовало всего месяц.
Huzur ve sevinci tanıyacak, Mükemmel bir mutluluk içerisinde yaşayabilmemiz için.Они разорвут сеть страстей и им будет принадлежать изобилие радости и счастья за праведную жизнь их.
Eşi Uinen ise Aulë'nin önerisi üzerine Ossë'yi durdurup Ulmo'nun huzuruna getirdi.С помощью своей жены Урсы убил Азулона и подделал завещание.
İnsanların huzûr ve sükûn içinde yaşamaları için lüzumlu emniyet tedbirleri aldı.Они также натравили на него людей, заставив укрыться в огороде Утбы и Шайбы.
Kızlar Ağası bu arada boş durmamış ve en ünlü dansçıları padişahın huzuruna getirmiştir.Однако неизвестно, участвовали ли тогда сами принцы и приглашённое высшее дворянство в танцах.
Hilâldeki yeşil renk, huzur ve mutluluğu temsil etmektedir.Жёлтый цвет иногда символизирует счастье и покой.
Böylece Vikram, vampiri büyücünün huzuruna getirene dek pek çok zorlukla karşılaşır.Как много зрителей будут переживать за вампира в готическом замке?
Adam, Ömer'in huzuruna getirilince özür beya edip: Ben sadece sana ait tulumdan içtim, dedi.И вот Боэмунд пришел к нему и сказал: «Заботясь о твоей безопасности, я хочу открыть тебе тайну.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Первые годы его царствования прошли в сравнительно спокойной обстановке.
Kale huzursuz ve keşif için bir doyumsuz iştahı vardır Belle yasak West Wing içine sızar.Агенты находят перепуганную, но невредимую Лизу в углу кухни.
Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman ederler."رؤية المؤمنين لربهم يوم القيامة.
Divanda dava dinler ve hakimler, valinin huzurunda hüküm verirlerdi.واحتكموا إلى الحاكم و(تحاكموا) بمعنى.(وحكموه بينهم: أمروه أن يحكم.
(Arya: "Peace and I are strangers grown (Huzur ve ben birbirimizin yabancısı olduk artık)".روى عنه: سعيد بن المسيب وأبو الزناد وعلي زين العابدين.
Huzurlu bir şekilde öldü.قال فقتله صبرًا.
Ailesi ölüm sebebini açıklamamıştır ve "huzur içinde öldü" açıklamasını yapmıştır.ولم يتم الكشف عن سبب وفاته بعد، وذكروا أنه "مات بسلام".
Sâdece huzûrunda beklerim, onu görmekle şereflenir, bereketlenirim” dedi.صار لي عوقٍ وأنا صرت ثابور:أي أنه أعاقني بعشقي له وأنا حبسته (ثابور) بعشقه لي، شفاقه: أصبحت رؤية بعضنا أمنية.
Göreyim sizi, sözünüz padişahın huzurunda yalan çıkmasın.كذب انت لا يمكنك تغيير مصيرك فقال الامير .
Şeritlerdeki üç renk dayanışma, barış ve huzur, cesaret ve kararlılık sembolize etmektedir.وترمز الألوان الثلاثة إلى التضامن والسلام والهدوء والشجاعة والحسم.
Onlar, hemen Nebukadnezar'ın huzuruna vardılar.أسباب النزول للواحدي النيسابوري.
Onlar kendilerini Yüce ve Ulu Allah'ın huzuruna giriyor ve Görünmeyen'i görüyor saymalıdırlar.هنالك حركة جليلة ستنتج شيئًا عظيما عما قريب بإذن الله وسترون».
Huzur içindeyim.موقع آرام.
Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır.فإن جنودنا الأسرى يعودون إلى ديارهم في سلام وأنكم قادرون على العيش في سلام وأمن".
Kendisine huzur bahşedilmişti.وكان موثوقًا به مأمونًا عليه.
Timur'un huzuruna çıktı ve birçok hediye takdim etti.سافر إلى الشرق واقتنى الكثير من المخطوطات.
Ancak daha sonra da huzuru bulamamış ve ebediyete de huzursuz bir şekilde göç etmiştir.(فلا رقأت الدمعة، ولا هدأت الرنة)؛رقأت الدمعة:أي سكنت أو إنقطعت بعد جريانها وجفت.
Yeniçerilerin içerisinde de huzursuzluk belirmişti.وقد لوحظ فروقات بين النسخيتن.
Tutuklu olarak Ömer'in huzuruna getirildi.ويتم الدفع بالباقين إلى سجن إيفين.
Yüce Ruh ona huzur versin!فلتهدأ روحها في سلام".
Bu durum da huzursuzluk yaratmaktaydı.لكن هذا أدى إلى الشعور بالقلق.
Trabzon Valisi Hüseyin Yavuzdemir linç girişimine maruz kalanları suçlayarak "Huzuru bozan cezasını çeker.سليمان بوغيث من الجزيرة نت "Jurors to Weigh US Charges Against Bin Laden Relative".
Halkın rahat ve huzur içerisinde yaşamasını sağlamak.توفر لأعضائها الطمأنينة والامان .
İşim, benim huzurum.ملكي= بتاعي أو حقي.
Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman ederler."O crente deve cumprir o desejo de seu Senhor, enquanto ele está certo.
Olay yerinden geçen yazar Edmund White: "herkes huzursuz, sinirli ve canlı.O autor Edmund White, que estava passando, lembrou: "Todo mundo está inquieto, irritado e animado.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod