Huzur Sokağı Dizisi.El Rincón de la Calma.
Medya, onu Almanya'daki bir huzurevinde buldu.El Alma lo localizó en un castillo abandonado en Alemania.
Huzur ve adalet tesis edilmelidir." dedi."Paz, perdón y justicia", decía.
Orada huzurla bir süre yaşadı.Estuvo en La Paz algunos días.
Çalışmıyorsam, huzurlu değilim."«Si no deformo algo, no me quedo tranquilo».
Bu huzurlu bir gezi oldu” dedi.Ha sido un gran viaje."
Şem’un-u Safa, onların huzura çağrılmasını rica etti.Mu-Shu le dice que abra su boca.
"İyi niyetli olanlara huzurlu olsun"."Paz a los hombres de buena voluntad".
Ancak oluşturulan genel barış ortamında devlet bir huzur dönemine girmiştir.Se inaugura, por tanto, una etapa de reorganización del Estado en un clima de paz.
Huzur içindeyim.Descanse en paz.
Pelagius Totila huzuruna ile bir barış anlaşması için müzakereklere gitti.En seguida intentó establecer contacto con Heraclio para negociar un tratado de paz.
Isabella Angelo huzuruna çıkıp ondan merhamet dilemek için bir özel randevu alır.Isabella obtiene una audiencia y ruega piedad.
Sonra Paolo Boccanegra'nın huzuruna girer ve Boccanegra ona katiyen Amelia ile evlenemeyeceğini söyler.Cuando Paolo entra, Boccanegra le niega el permiso para casarse.
Ülke huzurlu ve istikrarlıydı.El matrimonio fue feliz y estable.
Ben dünyâda rahat ve huzûr içinde yaşadım.Vivían tranquilos e integrados en la comunidad.
Şorca anlamı rahatlık, huzur demektir.Azul:que significa, tranquilidad.
Kendi huzurumuzu her ne pahasına olursa olsun koruyacağız.Debemos impedir su trabajo a toda costa.
Huzur ve sevinci tanıyacak, Mükemmel bir mutluluk içerisinde yaşayabilmemiz için.Esperemos que encontrará la paz y la alegría en algún momento.
Ne var ki, Yunus RAB’bin huzurundan Tarşiş (Tarsus)’e kaçmaya kalkıştı.Pero Jonás partió para huir a Tarsis, lejos de la presencia del Señor.
Mitolojiye göre bu mekan sonsuz mutluluğun, huzurun ve zevkin olduğu bir yerdir.En donde esté este punto ubicado, habrá siempre prosperidad y dicha.
Bunun üzerine cennetin Tanrısı huzurunda secde ettim.Hubo lugar para ellos en la viña del Señor.
Ve böylece huzur içinde ölür.Pero ahora sabe que puede morir sereno y en paz.
Bu rahatsızlığı, huzursuzluğu Freud neurosis (nevroz, sinirce) olarak isimlendirmiştir.Sin embargo lo que verdaderamente le interesa a Freud es lo que llama angustia neurótica.
1965’te bir huzurevine yerleşti.1965 Nos lleva la tristeza.
Böylelikle hastalık insanın şifa bulmayı dilediği Tanrı'nın huzurunda yaşanır.¿Por qué entonces el hombre debe esperar la misericordia de Dios?
Görünüşte bu sakin ve huzurlu kasaba “El Deseo” bazı yabancılar yüzünden değişir.Con un estilo ambiental, bastante atmosférico “Pueblo” recrea distintos estados de calma.
İnsanların huzûr ve sükûn içinde yaşamaları için lüzumlu emniyet tedbirleri aldı.Los hombres se saludaron y caminaron diez pasos en dirección contraria, se dieron vuelta y apuntaron.
Öfke yoktur, huzur vardır.Y no hay tranquilidad allí, ni silencio.
Onun bu kararı vicdan huzuru içinde bulunduğunu ispat edecek nitelikteydi.Su ejemplo me enseñó el sentido de estar viva.
Tom halkın huzurunda asla şarkı söylemez.Tom non canta mai in pubblico.
Ve böylece huzur içinde ölür.Poi muore in pace.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Era inquieto, fumava incessantemente e sembrava che volesse a tutti i costi fare una buona impressione.
Ana madde: Tiberius Tiberius'un yönetiminin ilk yılları huzurlu ve nispeten tehlikesizdi.I primi anni del regno di Tiberio furono pacifici e relativamente tranquilli.
Bütün erkekleriniz yılda üç kez İsrail'in Tanrısı ben Rab Yahve'nin huzuruna çıkacaklar."Tre volte all'anno ogni tuo maschio compaia alla presenza del Signore Dio, Dio d'Israele."
Bu nedenle her şeyden önce, burada, huzurunuzda yüce Türk milletine en derin şükranlarımı sunuyorum.Resta, pur in questo momento supremo, la mia profonda amarezza personale.
Hâlâ pişman olmayan anlatıcı öyküyü huzur içinde yatsın anlamındaki in pace requiescat sözleriyle bitirir.L'assassino, per nulla pentito, termina la narrazione con le parole In pace requiescat (riposi in pace).
Huzur Mah.Mare calmo.
Çalışmıyorsam, huzurlu değilim."Se non diverte non annoia...»
Huzur ve adalet tesis edilmelidir." dedi.La gente ha urgente bisogno di giustizia e di pace".
Neşeli, huzurlu, şarkı söyleyerek ilerle, Geçmiş sadık bir şekilde sana bakıyor.Gioioso, pacifico, avanza col canto Fedele ai tuoi padri che si stanno guardando.
Ey benim mezarımı bulan kimse her kim olursan ol benim lahitimi açma ve benim huzurumu bozma.Stia senza me chi l'armi ognor non resse, e mi pianga chi m'ebbe e mi neglesse.
Bu konu grup içinde bir huzursuzluğa da neden olmuştu.All'interno della band si creò un clima di risentimento per questo.
Sasani valisi ve Gürcü prensi Tong Yabgu'nun huzurunda işkence edilerek öldürüldü.Il governatore Persiano e il principe Georgiano vennero torturati a morte in presenza di Tong Yabghu.
Şair, istasyonları ve pazarları anlatarak memleketteki karışıklık ve huzursuzluğu ifade eder.Le sculture e le installazioni di Malam evidenziano la disuguaglianza e la sofferenza nel mondo.
Her iki imparatorun bahşişleriyle ortam sakinleşti ama huzursuzluk geçmedi.Con la presenza di entrambi i co-imperatori, la situazione si stabilizzò, ma l'inquietudine rimase.
Ülke huzurlu ve istikrarlıydı.E il mondo sembrava relativamente pacifico.
IV. Murad'ın huzuruna çıkarılan şeyh, padişah tarafından önce azalarlandı.Il vescovo Hunger di Utrecht dovette spostarsi a Deventer (ad est).
İki çocuğu da huzurlu ve yeteneklidirler.Entrambi i figli sono sani e normali.
Huzur içindeyim.È pacifico.
En son yer aldığı film 2013 yılında çekilen "Huzur İçinde Yatsın" (Počivali u miru) adlı filmdir.Il suo ultimo romanzo, uscito nel giugno 2013, è "Sa Reina" (Ponte alle Grazie).
Kadı unvanıyla atanmak niyetinde olan adaylar ilk önce padişah huzurunda sınava tabi tutulmaktaydılar.I tre chef che son risultati peggiori alla prima prova hanno dovuto preparare la colazione per Chef Cracco.
Dale, hayatının geri kalanını orada huzur içinde geçirmeyi planlamaktadır.Lo stesso Grant si rammaricò dello svolgimento dello scontro per il resto della sua vita.
Son insan yaşamaktan bıkmış, risk almayan, yalnızca huzur ve güvenliğini düşünen kişi olarak tanımlanmıştır.L'ultimuomo è stanco della vita, non si assume nessun rischio e cerca solo il benessere e la sicurezza.
Bu evdeki sessizlik ve huzur ruhuma dinginlik veriyor.Тишина этого дома меня очень успокаивает.
Sambhal'a bir sefere gönderilmeden önce İbrahim'in huzurunda verilen ödül töreni.Он проповедовал религию пророка Авраама, потомком которого являлся.
Huzurlu bir şekilde öldü.Он мирно умер.
Sâdece huzûrunda beklerim, onu görmekle şereflenir, bereketlenirim” dedi.Кто суженый-ряженый, мне покажися и меня погляди»“.
Yıllar sonra uykusunda huzur içinde öldü.Три года спустя он мирно умер во сне.
Benjamin ... seni seviyoruz ... huzur içinde yat." şeklinde görünmektedir.Беньямин… Мы тебя любим… Покойся с миром».
Kendi huzurumuzu her ne pahasına olursa olsun koruyacağız.При этом готов любой ценой защитить своих родных.