Ana içeriğe geç
Sözlük

husus ile cümle

husus kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ortaokul'u bitirdi, hususi eğitim aldı.Hon gick i skola och fick formell utbildning.
İzleyen konular bu hususun arka planını oluşturmaktadır.Tanken bakom dessa verk är att skapa visuellt kaos.
Kitapta hastalığın tesirleri, tedavi yöntemiyle ilgili hususlar yüzeysel olarak ele alınmıştır.I boken framförs kritik mot de behandlingsformer som kvinnorna utsätts.
Çerimoya saklanırken bu hususlar mutlaka dikkate alınmalıdır.Vid läsningen av dessa kväden måste man ta hänsyn till detta.
Ayna simetrisi, fizikçilerin ikilik dedikleri durum için hususi bir örnektir.Дзеркальна симетрія — окремий випадок того, що фізики називають дуальністю.
Bu husus kuantum mekaniksel işlemlerde çok daha zordur.Воно легше управляється, ніж механічне.
Fakat son zamanlarda aileler bu hususta daha duyarlı hale gelmiştir.Проте вже в ті часи все більше схилявся до народовців.
Bu işlem sonrasında not edilecek hususlar: Süreklilik : Tat tükürme sonrasında ne kadar kalıcı?Опитування включало такі питання: Як довго тривав землетрус?
Ancak bu hususta bilimsel bir araştırma yapılmamıştır.Případ však nebyl vědecky prozkoumán.
Bu hususta cesurane hüküm vermemek için elde kâfi işaretler vardı.Pro vyřešení této hádanky není dosud dostatek věrohodných důkazů.
Dikkat çekici bir husus da şudur.Je to i příznivé číslo.
Ortaokul'u bitirdi, hususi eğitim aldı.Vychodil národní školu a prodělal soukromé vyučování.
Makine konstrüksiyonu ve imalatında bu husus göz önünde mutlaka bulundurulmalıdır.Maximální hodnota kolektorového proudu je totiž volena mimo jiné i s ohledem na tento jev.
Dikkat edilmesi gereken önemli bir husus e-eğitim değil e-öğrenme olmasıdır.To, co je v Dánsku povinné, je vzdělání samo o sobě, ne škola.
1980-1982 yıllarında dönemin Yunanistan Cumhurbaşkanı Konstantin Karamanlis’in hususî ofisinde bulundu.În perioada 1980-1982 a fost responsabil al arhivei președintelui Greciei, Konstantinos Karamanlis.
Şüphesiz onun için de hususî bir kapı vardır.(İbn Hecer, a.g.e).O primește însă, în locul lui, un oarecare Gérôme.
Yazısı güzel ve bilhassa yazı istifi hususundaki çok yetenekliydi.Era foarte înțelept, și foarte lăudat pentru abilitatea sa de a scrie.
Ülkeler konusunda tartışmalı bir diğer husus da bağımsızlık kavramıdır.Un alt concept la care ne putem referi în această privință este acela de emigrare ilegală.
Dikkat çekici bir husus da şudur.Figyelemre méltó továbbá az un.
Ağaca çıkanlar bu hususta uyarılır.E fákból főleg furnérlemezek készülnek.
Emir ile askerlik hizmetine ilişkin hususların yapılması ya da yapılmaması istenir.A katonatanácsok megvitatták, engedelmeskedjenek-e a tiszteknek vagy sem.
Özellikle bu hususta rahmetlik babamın hazırlamış olduğu notlardan büyük oranda istifade edilmiştir.Nagy szeretettel őrzök az emlékezetemben egy kérdést, amit az unokám tett fel nekem.
Keşideci için açıklanan hususlar muhatap için de geçerlidir.Ez az ijesztő felfedezés azonban elég a helyi seriff számára.
Mahyalar hususi saçlardan yapılmış elemanlarla yapılacaktır.Falait simára faragott kváderkövekből építették.
Devlet, zekât verip vermeme hususunda mükellefi serbest bırakmaz.Az állam a megtakarítás után nem nyújt támogatást.
Bu hususta zeminin litolojik özellikleri de önemli bir rol oynar.A talaj nedvességtartalma is fontos szerepet játszik.
Yeni nesiller içerisinde her hususta itimada layık insanlar çıkacaktır.Minden nagyszerű férfi mögött áll egy nő.
Burada Avrupa-Sibirya elementlerinin az oluşu da önemli bir husustur.Az itteni tőzegmoha lápok Szatmár-Bereg európai mércével is egyedülálló értékei.
Ancak bu hususta bilimsel bir araştırma yapılmamıştır.Asiasta ei kuitenkaan ole tehty tieteellisesti kattavaa tutkimusta.
Bu hakikatler eski ve hususiyle yeni tarih vesikalarıyla malûmdur."Astuen esiin sopivalla ja sopimattomalla ajalla heidän on ammennettava varastostaan uutta ja vanhaa.»
Onlar için (azab hususunda) acele etme.Hør ikke på dem!""
Bu hususta zanna uymak dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.De har ingen (sikker) viden, men følger (kun) en formodning, og de dræbte ham visselig ikke."
Bu hususta mezunlar derneği kurma çalışmaları devam etmektedir.Stillesiddende skolearbejde hæmmer denne udvikling.
Nikah Medeni Kanun'la ilgili bir husustur.Historien er et lystspil om ægteskabsmoral.
Yabancı uyrukluların otomobilleri de hususi otomobil­lerden alınan vergilere tabıydı.Bilafgifter er en fælles betegnelse for de afgifter, som personbiler belægges.
Bu husus, Dağ Ruhuna (Dağ İyesine) olan inançla bağlantılıdır.Bygda har fått en idrettshall med Bjerkreimshallen.
Orkestranın son çaldığı şarkının ne olduğu hususunda çok fazla spekülasyon ortaya çıkmıştır.Det har også vært omdiskutert hvilke låter orkesteret spilte.
Bu iki husus şunlardır.Her er to av disse.
Müslüman olduğu bilinmeyen, bu hususta hâli gizli olan kimsenin cenâze namazı kılınmaz.Adapun musafir yang tidak akan menetap maka ia senantiasa mengqasar salat selagi masih dalam keadaan safar.
Bu husus, Pauli dışlama ilkesinin ana rolü üstlendiği ilk çok elektronlu sistemler meselesidir.Ini adalah kasus pertama dari banyaknya sistem elektron di mana asas larangan Pauli memainkan peran penting.
Onlar için (azab hususunda) acele etme.Maka,janganlah kamu menghakiminya.
Bu konu Drake'i Grayson'a bağlar; DC bu husus ile okuyucuların yeni Robin'i kabul etmelerini ummuştur.Điều này là sự kết nối của Drake với Grayson, một liên kết mà DC hy vọng sẽ giúp độc giả chấp nhận Robin mới.
Ayna simetrisi, fizikçilerin ikilik dedikleri durum için hususi bir örnektir.Quan hệ đối xứng gương là một ví dụ cụ thể của thứ mà các nhà vật lý gọi là tính đối ngẫu.
İbni Suud Kuveyt topraklarının kendisine ait olduğu hususunda ısrarını sürdürdü.Ibn Saud khẳng định rằng lãnh thổ của Kuwait thuộc về mình.
Ağaca çıkanlar bu hususta uyarılır.Tổ trên các hốc cây cũng được ghi nhận.
Ancak bu hususta bilimsel bir araştırma yapılmamıştır.Tuy nhiên hầu như không có nghiên cứu khoa học nghiêm túc nào về hiện tượng này.
Onlar için (azab hususunda) acele etme.慢(まん:慢心)を捨ててはならない。
Kalpleri yaratılış gayesine uygun hareket etme hususunda tenvir eder.遺教経には「常当摂心在心」とある。
Devletler Hususi Hukukunda Nafaka (Doçentlik tezi).祝賀御列の儀(しゅくがおんれつのぎ) 国事行為。
O, altı yaşında iken babası şarkı hususunda onun yeteneğini fark etti ve on yaşında piyanoya başladı.父親は彼女が6歳の時に歌の才能に気付き、彼女は10歳でピアノを始めた 。
Bu husus, Dağ Ruhuna (Dağ İyesine) olan inançla bağlantılıdır.地元の信仰ではこの山は神々(あるいは精霊)の住処となっている。
Fakat son zamanlarda aileler bu hususta daha duyarlı hale gelmiştir.ところが、最近はこのようなことが認知されやすくなっている。
Cevap : Her Fakih, ihtilaflara konu olmayacak hususlarda velayet sahibidir.多項式 P の根体は必ずしも P の全ての根を含む(すなわち、KP において一次式の積に分解される)わけではない。
Bazalt) bu hususta daha elverişlidir.漢訳では瞿曇悉達多(くどんしっだった)である。
Şüphesiz onun için de hususî bir kapı vardır.(İbn Hecer, a.g.e).そこで、門扉を叩き「朕である。
Diğer bir önemli husus, meydan hava tahminlerinde (TAF) yapılan düzeltmelerdir (amendment).害悪をもたらす人間が告知者以外の第三者であってもよい(間接脅迫)。
Bu iki husus şunlardır.これがその二つでございます。
Mahkemelerde şahitlik hususunda Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında eşitlik esası kabul ediliyordu.ムスリムになるためには、証人となるムスリムの前で信仰告白の手続きを取ることが必要である。
Burada insanı hayrete düşüren bir husus vardır.人を驚かせるような見出しをつける。
Bu husus özellikle ‘Problem 3’e ilişkin olarak ortaya çıkmaktadır.これが「三章問題」である。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod