Komut takımlarının (grubu) tasarımı karmaşık bir husustur.命令セットの設計は複雑な問題である。
Ancak bu hususta bilimsel bir araştırma yapılmamıştır.しかし科学的な根拠は見つかっていない。
Rick, Hershel'in kararını yeniden gözden geçirmesi hususunda Hershell'e yalvarır.ケンシロウがユリアにふさわしい男かどうかを見極めるため、あの手この手でケンシロウの怒りを誘う。
Onlar için (azab hususunda) acele etme.因緣別離虛妄名滅。
Kalpleri yaratılış gayesine uygun hareket etme hususunda tenvir eder.這樣的重逢,挑起了他們心中塵封已久的心結。
Bu iki husus şunlardır.就是这两件事。
Diğer bilim adamlarının görüşleri de bu hususta kendisini desteklemektedir.其他的研究人員也支持這個意見。
Bazalt) bu hususta daha elverişlidir.是更加糟糕的,某種東西(依賴)。
Örnek olarak büyük günah işleyenin durumu hususu verilebilir.否則,可能觸犯大不敬之罪。
Cevap : Her Fakih, ihtilaflara konu olmayacak hususlarda velayet sahibidir.以诸侯为郡县,人人自安乐,无战争之患,传之万世。
Diğer bir önemli husus, meydan hava tahminlerinde (TAF) yapılan düzeltmelerdir (amendment).萬曆三十八年進士,除宜興知縣,被劾歸。
Bu hususta kanun teklifinde bulunacağım" diyordu.이를 법이 그러한 도리라 한다."
Bazalt) bu hususta daha elverişlidir.그러나 그런 그의 모습이 우정 이상의(?)
Diğer bir önemli husus, meydan hava tahminlerinde (TAF) yapılan düzeltmelerdir (amendment).셋째, 현행하는 8식의 자체분(自體分)에서 각각의 식의 견분(見分)과 상분(相分)이 변현하여 나타난다.
Cevap : Her Fakih, ihtilaflara konu olmayacak hususlarda velayet sahibidir.유전은 모든 유위법의 인과가 상속하여 끊임이 없이 계속(繼續)하여 이어지는 것을 말한다.
Firik ütüleyip yemek en sevilen hususlardan biridir.별명이 낙지여서 낙지볶음이 제일 싫어하는 음식이다.
Bu nedenle adı Detective Conan yasal hususlarda, İngilizce dil sürümü ile Case Closed olarak değiştirildi.다만, 영어로는 'Detective Conan'에 대한 법률적인 고려 때문에, Case Closed(사건 종결)로 이름이 바뀌어 발표되었다.
Hesaplamalarda aşağıdaki üç hususa dikkat etmek gerekir.아래에 세 해법을 시각화한 그림이 있다.
Sırkâtibi: Eskiden hükümdarların yanlarında bulundurdukları hususi kâtip.그는 아라타의 주인으로 알려져 있으며, 이전의 인간 언어의 혼돈이 언급되어 있다.
Örnek olarak büyük günah işleyenin durumu hususu verilebilir.죄로 인한 심판 죄는 참으로 심각한 것이다.
Çerimoya saklanırken bu hususlar mutlaka dikkate alınmalıdır.재처리를 한 후 보관을 할 시에도 이러한 점을 염두에 두어야 한다.
Anayasa'nın 91. maddesinde de KHK çıkarma yetkisi verme hususu düzenlenmiştir.소지(所志)는 개인이 관에 청원할 일이 있을 때 올리는 진정서로, 총 91점이다.
Öğretmenler hususi araçlarla gidip gelmektedirler.모두 일부 특별차로 운전된다.
Yeni nesiller içerisinde her hususta itimada layık insanlar çıkacaktır.אני מדברת כאן בשם כל הדורות שיבואו.
Bu iki husus şunlardır."השניים השלימו זה את זה.
Bu hususta, Leibniz'ın teorisi bilinçaltı fikriyle ilgili teorilerden biri olarak görülebilir.באופן הזה, את תאוריית התפיסה של לייבניץ ניתן לראות כאחת מני תאוריות רבות המובילות לרעיון הלא מודע.
Örnek olarak büyük günah işleyenin durumu hususu verilebilir.ניתן לערוך הסדר בעבירה מסוג חטא או עוון.
1974 yılındaki Yugoslavya Anayasası ile Kosova kendi kendisini yönetme hususunda birçok hak elde etmişti.С приемането на новата югославска конституция през 1974 г. Косово получава фактическо самоуправление.
Hangi hususları kapsamaktadır? ^ a b "Kırmızı Kitap".Защо е необходима „Червена книга“? в. „Вечерни новини“, бр.
Pepin'de ayrıca Pickle Factory restoran müşterileri için hususi bir küçük rıhtım vardır.Има и частен кей за клиенти на ресторанта Пикъл Фактори в Пепин.
Yabancı uyrukluların otomobilleri de hususi otomobillerden alınan vergilere tabıydı.Фаровете на различните коли били също вносни.
Hülasa anlatılacak daha çok başka hususlarda var ama şimdilik bu kadarıyla yetinmek durumundayız.Тази голяма тайна трябва да бъде опазена, но докога ...
Devletler Hususi Hukuku (21. bas.)."Another State of Mind" (Social Distortion Кавър) 21.
O, altı yaşında iken babası şarkı hususunda onun yeteneğini fark etti ve on yaşında piyanoya başladı.Нейният баща забелязва таланта ѝ за пеене, когато е на шест години.
Bazı hususiyetleri de Sibiryadaki Türkçelere benzer.Всички сайтове трябва да имат лика на Туркменбаши.
Dikkat çekici bir husus da şudur.Това е толкова забележимо.
Orkestranın son çaldığı şarkının ne olduğu hususunda çok fazla spekülasyon ortaya çıkmıştır.Tijekom vođenja orkestra proširio je repretoar koji je orkestar izvodio.
Fakat bu hususta bir muziplik zuhur edecek olursa, ne yapılmak gerektiği de beni sevenlerce malum...Ako u nj treba dovesti glazbenike ili sve napraviti sam...nije bitno.
Lisan hususunda ilmî usule tamamiyle riayet edilemiyor; çünkü iyi bir masalcı bulamadım.Međutim, ne može izvesti čaroliju Patronusa jer nema dovoljno pozitivno sjećanje.
Ancak bu hususta bilimsel bir araştırma yapılmamıştır.Prípad však nebol vedecky preskúmaný.
Ancak savaş sonrasında bu mektuplarda anlaşılan hususlar yerine getirilmemiştir.Avšak tieto dohody, ako sa neskôr ukázalo, nedodržala žiadna zo zmluvných strán.
İlk ilan edilen husus mehdinin ortaya çıktığı konusudur.Hneď prvá hovorí o tom, ako Povrazník vznikol.
Diğer bilim adamlarının görüşleri de bu hususta kendisini desteklemektedir.Njegovo mnenje podpirajo tudi drugi znanstveniki.
Rüştiyeyi bitirmiş, ayrıca hususi eğitim almıştır.Pri njem je nadaljevala in končala tudi specialko.
Askerî'nin Afyonkarahisar'a nasıl ve nereden geldiği hususunda kesin bir bilgi yoktur.Ni znano kje in kako je prišel v stik s salezijanci.
Bazı hususiyetleri de Sibiryadaki Türkçelere benzer.Pri ljudstvih v Sibiriji ima tudi religiozni pomen.
1974 yılındaki Yugoslavya Anayasası ile Kosova kendi kendisini yönetme hususunda birçok hak elde etmişti.Kartu su 1974 m. Jugoslavijos konstitucijos išleidimu, Kosovas gavo savivaldą.
Hususî hocalardan ders aldı.Mirė skaitydama paskaitą kolegoms medikams.
11 Aralıkta, Silezya'nın teslimi hususunda Avusturya'ya bir ültimatom verdi.11. detsembril edastas ta Austriale ultimaatumi, nõudes Sileesia üleandmist.
Ağaca çıkanlar bu hususta uyarılır.Sellele kinnituvad puu oksad.
Bu dokümanları birçoğunun pratikte kullanılıp kullanılmaması hususu kargaşaya yol açmaktadır.Selle probleemi sisulist käsitlemist väldivad oma graafiõpikutes paljud.
Nakliyat sigortası hasar incelemelerinde, avaryanın müşterek mi yoksa hususi mi olduğu önem taşır.Põrututusindikaator näitab, kas kaup on transportimisel või ladustamisel saanud ohtlikke põrutusi.
Bu iki husus şunlardır.Need on kaks eri asja.
Dikkat edilmesi gereken önemli bir husus e-eğitim değil e-öğrenme olmasıdır.See tähendab, et pole tähtis pole õppimise väline juhitavus, vaid iseõppimine.
28 olmak, sosyal yeniden bütünleşmede anahtar bir husustur (Återintegrering i samhället
28 olmak, sosyal yeniden bütünleşmede anahtar bir husustur (Interventi sul piano sociale e sanitario nelle carceri
28 olmak, sosyal yeniden bütünleşmede anahtar bir husustur (joka toinen hoitoon tuleva asiakas on työtön (28).
28 olmak, sosyal yeniden bütünleşmede anahtar bir husustur (megkezdő kliensek közül minden második munkanélküli (28
28 olmak, sosyal yeniden bütünleşmede anahtar bir husustur (RelatórioAnual2008:aevoluçãodofenómenodadroganaEuropa
2 yapması gereken birkaç hususu tanımlar’ (2 unidad empresarial ha de acertar para alcanzar el éxito con sus principales interlocutores» (