Sonuçlar ve politika hususlarıSchlussfolgerungen und politische Erwägungen
Sonuçlar ve politika hususlarıSklepne ugotovitve in politični premisleki
Sonuçlar ve politika hususlarıSklepne ugotovitve in pomisleki glede politike
Sonuçlar ve politika hususlarıSlutsatser och politiska överväganden
Sonuçlar ve politika hususlarıWnioski i przyszłe strategie
Sonuçlar ve politika hususlarıWnioski oraz względy natury politycznej
Sonuçlar ve politika hususlarıZávěry a úvahy o postupech
Sonuçlar ve politika hususlarıΣ υ { p i ε ρ ά σ { α τα και θ έ { α τα p i ο λ ι τ ι κ ή r
Sonuçlar ve politika hususlarıΣυμπεράσματα και πολιτικές εκτιμήσεις
Söz konusu bir konutta yaşamanın getireceği giderleri etkileyen hususlar şunlardır:Asumiskustannuksiin vaikuttavat
Söz konusu bir konutta yaşamanın getireceği giderleri etkileyen hususlar şunlardır:Les facteurs qui ont un impact sur les frais de logement
Söz konusu bir konutta yaşamanın getireceği giderleri etkileyen hususlar şunlardır:Los siguientes factores afectan a los gastos de habitar una vivienda:
Söz konusu bir konutta yaşamanın getireceği giderleri etkileyen hususlar şunlardır:På boendekostnaderna inverkar
Söz konusu bir konutta yaşamanın getireceği giderleri etkileyen hususlar şunlardır:Расходы на квартиру зависят от
Söz konusu bir konutta yaşamanın getireceği giderleri etkileyen hususlar şunlardır:تؤثر العوامل التالية على تكاليف السكن:
Söz konusu bir konutta yaşamanın getireceği giderleri etkileyen hususlar şunlardır:房屋维护开销多少由下列因素决定:
Tabii bu önemli bir husus değil.Ale oddychanie komórkowe zachodzi też u prokariontów.
Tabii bu önemli bir husus değil.Cela n'est pas nécessairement le cas.
Tabii bu önemli bir husus değil.Hal ini belum tentu demikian.
Tabii bu önemli bir husus değil.꼭 이게 아니여도 되지만,
Tabii bu önemli bir husus değil. Kromatin şeklinde dağılmış DNA'sı var. .Ela tem o seu DNA e sua cromatina espalhados em volta como aqui.
Tabii bu önemli bir husus değil.Ma non è essenziale.
Tabii bu önemli bir husus değil.Nemusí to tak ale být.
Tabii bu önemli bir husus değil.Не е задължително да е такава.
Tabii bu önemli bir husus değil.למרות שזה לא מוכרח להיות תא כזה.
Tabii bu önemli bir husus değil.التي لا يجب أن يكون عليه الحال.
Tekrar edeyim, bu konu, bu konferansta sıklıkla ve açık ir şekilde gündeme gelen en önemli husus.Ancora una volta uno dei temi che sono stati trattati con forza in questa conferenza è:
Tekrar edeyim, bu konu, bu konferansta sıklıkla ve açık ir şekilde gündeme gelen en önemli husus.Das ist wieder eines der Motive, die sich während dieser Konferenz klar und deutlich gezeigt haben:
Tekrar edeyim, bu konu, bu konferansta sıklıkla ve açık ir şekilde gündeme gelen en önemli husus.Dat is een van de thema's die luid en duidelijk doorkwamen op deze conferentie.
Tekrar edeyim, bu konu, bu konferansta sıklıkla ve açık ir şekilde gündeme gelen en önemli husus.Ismét, ez azon témák egyike, amiket kifejeztünk ezen a konferencián:
Tekrar edeyim, bu konu, bu konferansta sıklıkla ve açık ir şekilde gündeme gelen en önemli husus.Je to další téma, o kterém se na konferenci bavíme.
Tekrar edeyim, bu konu, bu konferansta sıklıkla ve açık ir şekilde gündeme gelen en önemli husus.다시, 이것은 이러한 주제중 하나입니다. 이 콘퍼런스에서 크고 분명하게 들을 수 있는 주제였습니다.
Tekrar edeyim, bu konu, bu konferansta sıklıkla ve açık ir şekilde gündeme gelen en önemli husus.Một lần nữa, đó là một trong những chủ đề mà tôi có thể nói lớn và rõ ràng trong hội nghị này đó là:
Tekrar edeyim, bu konu, bu konferansta sıklıkla ve açık ir şekilde gündeme gelen en önemli husus.Repito, este é um dos temas que se ouviu alto e bom som nesta conferência.
Tekrar edeyim, bu konu, bu konferansta sıklıkla ve açık ir şekilde gündeme gelen en önemli husus.To także jeden z tematów, o których wspominano już podczas konferencji:
Tekrar edeyim, bu konu, bu konferansta sıklıkla ve açık ir şekilde gündeme gelen en önemli husus.Voici encore un des thèmes qui je pense est clairement ressorti de cette conférence c'est :
Tekrar edeyim, bu konu, bu konferansta sıklıkla ve açık ir şekilde gündeme gelen en önemli husus.Y de nuevo, ese es uno de los temas que creo se ha dicho alto y claro en esta conferencia:
Tekrar edeyim, bu konu, bu konferansta sıklıkla ve açık ir şekilde gündeme gelen en önemli husus.Και πάλι, ένα από τα θέματα που προέκυψαν δυνατά και καθαρά σε αυτό το συνέδριο είναι:
Tekrar edeyim, bu konu, bu konferansta sıklıkla ve açık ir şekilde gündeme gelen en önemli husus.Отново, това е една от темите, коато според мен беше изказана гласно и ясно на тази конференция:
Tekrar edeyim, bu konu, bu konferansta sıklıkla ve açık ir şekilde gündeme gelen en önemli husus.שוב, זה אחד מהנושאים שעברו פה בברור בועידה
Tekrar edeyim, bu konu, bu konferansta sıklıkla ve açık ir şekilde gündeme gelen en önemli husus.مرة أخرى ، هذا أحد المقترحات للحل التي في أعتقادي قد ظهرت بوضوح جلي في هذا المؤتمر
Tekrar edeyim, bu konu, bu konferansta sıklıkla ve açık ir şekilde gündeme gelen en önemli husus.これはこのカンファレンスで 強調されてきたテーマのひとつでしょう どこから始めるか どのように始めるか 始めるために何をするか
Tercümanın yetkili tarafından çağrılması ve ödenmesi, yetkilinin başlattığı hususlar için geçerlidir.只有在处理政府机关发起的事务时,您才可获得免费的口译服务。您不可能随时获得口译服务。当您在接受综合评测和制定移民融入社会计划时,政府机关有义务为您聘请译员。请提前向相关部门咨询。
Tütün politikaları ile esrar içme arasındaki olası bağlantılar dikkate değer bir husustur.I de lande, hvor der er flere cannabisklienter, svinger
Tütün politikaları ile esrar içme arasındaki olası bağlantılar dikkate değer bir husustur.Los posibles vínculos entre las políticas antitabaco y fumar cannabis es un asunto que merece atención.
Tütün politikaları ile esrar içme arasındaki olası bağlantılar dikkate değer bir husustur.Mahdolliset yhteydet tupakkapolitiikan ja kannabiksen polton välillä on aiheellista ottaa huomioon.
Tütün politikaları ile esrar içme arasındaki olası bağlantılar dikkate değer bir husustur.Možné väzby medzi politikami v oblasti fajčenia a fajčením kanabisu sú otázkou, ktorá si zaslúži pozornosť.
Ulusal uyuşturucu izleme merkezi kurulması: ortak el kitabı hususlarda daha az veri toplama olanağı sunar.Création d’un observatoire national des drogues: manuel conjoint
Ulusal uyuşturucu izleme merkezi kurulması: ortak el kitabı hususlarda daha az veri toplama olanağı sunar.Создание Национального наблюдательного центра по наркотикам: совместное пособие
Umarım sarayla alakalı tüm hususlardan... ...sorumlu olduğumu hepiniz anlamışsınızdır.Mostantól fogva a palotával kapcsolatos minden ügy az én hatáskörömbe fog tartozni. Kérem ezt tartsák észben.
Umarım sarayla alakalı tüm hususlardan... ...sorumlu olduğumu hepiniz anlamışsınızdır.اتمنى ان تفهموا انني المسؤولة عن كل ما يتعلق بالقصر
UUIM’nin çıktılarının kalitesi hususunda ödün verilmemelidir.No deberá transigirse en lo que atañe a la calidad de la producción del Observatorio.
Uyum sürecinde örneğin şu hususlar yardımcı olacaktır:Integrationen underlättas t.ex. av att
Uyum sürecinde örneğin şu hususlar yardımcı olacaktır:L'intégration est notamment favorisée
Uyum sürecinde örneğin şu hususlar yardımcı olacaktır:Por ejemplo, le resultará de ayuda:
Uyum sürecinde örneğin şu hususlar yardımcı olacaktır:Tässä auttaa esimerkiksi se, että
Uyum sürecinde örneğin şu hususlar yardımcı olacaktır:Интеграции способствует, например,
Uyum sürecinde örneğin şu hususlar yardımcı olacaktır:ومن العوامل التي تساعد على ذلك مثلاً
Uyum sürecinde örneğin şu hususlar yardımcı olacaktır:社会融入(kotoutuminen)是指融入芬兰社会并学习适应芬兰社会的知识和技能。融入社会可帮助您:
Uyum süreci planına, sizin ülkeye uyum sağlamanızda yardımcı olacak hususlar yazılacaktır.En el plan de integración se incluyen determinadas medidas que le ayudarán a integrarse.