Ana içeriğe geç
Sözlük

hukuki ile cümle

hukuki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Tüm bu diller, eşit hukuki ağırlığa sahipler.Všechny další funkce jazyka mají identickou syntaxi.
Bu olayın ardından hukukî yola başvurdular.Poté byla celá věc řešena soudní cestou.
Çin'nde LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, transgender) bireyler, hukuki korumaya tabi değiller.Lesby, gayové, bisexuálové a transexuálové nemají v Ugandě žádnou právní ochranu.
Özellikle hukuki sorunlarda gayet yetenekli isdi.Do diskusí přispěl vynikajícími právnickými znalostmi.
146 Hukukî ekler (1854) Nachtfalter op.143 (Picături de zăpadă)(1854) Nachtfalter op.
Havale ise çifte yetki veren hukuki bir işlemdir.Elaborarea unei legi stricte în privința cetățeniei duble.
Bu ilke, hukukî sebepten soyutluk ilkesinin zıttıdır.Răspunderea legală pentru vicii ascunse.
Ortak marka her türlü hukuki işleme konu olabilir.Adresa de transmitere poate sa fie comuna pentru toți.
Ayrıca Yunan devletiyle hukuki uyuşmazlıklar da vardı.A magyar jogban van szabálysértési alakzata is.
Bu durumda hukuki bakımından iki temel sorun doğar.Az igazság alapproblémája ennek alapján tehát kettős.
Havale ise çifte yetki veren hukuki bir işlemdir.A törvényhozás kétkamarás hasonló hatáskörrel.
Moldova Meclisi 23 Aralık 1994 tarihinde " Gagavuz Yeri " Özel Hukuki Statüsünü yasa olarak çıkarmıştır.Gagauzia az 1994. december 23-i törvényhozással alakult, mint Moldova autonóm területe.
Bunların dışında siyasi veya hukuki amaçlı olmayan bir söylev türü daha vardı.Jogszabályokat és jogszabálynak nem minősülő egyéb jogi dokumentumokat közöl.
Böylelikle davacı sorununa hukûkî bir çare bulmaya çalışır.Az ügyész ezért könnyít a vádlott helyzetén.
18 Mart 2015 hukuki yapısını SE (Societas Europaea) olarak değiştirdi.2014. március 15-ig e kérdést 2006-tól a gazdasági társaságokról szóló törvény (társasági törvény) rendezi.
Bu bildirgede kadınların hukuki, politik ve sosyal alanda eşit kılınmasından bahsedilmiştir.Ebben követeli a nők egyenjogúságát a hivatás és a politika területén.
Bu işlemler hukuki olarak ispatlanmıştır.Kaikki lailliset keinot on koetettu.
Ukrayna yasalarının ve diğer hukuki düzenlemelerin anayasaya uygun olması zorunludur.Άλλοι νόμοι και άλλες νομοθετικές πράξεις της Ουκρανίας πρέπει να συμμορφώνονται με το σύνταγμα.
Havale ise çifte yetki veren hukuki bir işlemdir.Με άλλα λόγια, η πράξη που έχει τάξη δύο.
Özellikle hukuki sorunlarda gayet yetenekli isdi.Ασχολήθηκε κυρίως με τα νομικά.
Bu görüşün sahipleri, teorilerini hukukî sebebe bağlılık ilkesine dayandırırlar.Αποσπά, έτσι, από τους αξιωματικούς μια δήλωση αφοσίωσης στο πρόσωπό του.
Köleler Roma hukukuna göre mülkiyet olarak kabul edilir ve hiçbir hukuki hakları olmazdı.Under romersk lov, blev slaver anset som ejendom og havde ingen juridiske rettigheder.
Çoğu batı ülkelerinde, homoseksüellik hukuki olarak artık takip edilmiyor.I de fleste vestlige kulturer er selvmord ikke længere en forbrydelse.
Hatta bu yetkileri hukuki alanlardan daha fazlaydı.Jurisdiktion var langt mere tidskrævende end lovgivning.
Noa'yla ilgili hukuki problemler olması nedeniyle evlilikleri kısa sürdü.Efter deres korte ægteskab har Lopez udholdt juridiske problemer vedrørende Noa.
Doğal hukuk, niteliği gereği hukuki pozitivizme karşıdır.Som modsætning til naturret kan man sætte positiv ret.
Hukuki pozitivizmin başlıca iddiaları şunlardır: Kanunlar insanlar tarafından yaratılan kurallardır.I et tidligt udkast til stykket hedder det, at det er mændenes love, der gælder i samfundet.
Etorfin yasal olarak sadece veterinerlikte kullanılabilir ve kesinlikle hukuki olarak müdahale edilir.Etorfin er udelukkende til veterinært brug, og det er statsovervåget.
Aynı yıl başlayan bir hukuki süreç grubun yeni bir albüm üzerinde çalışmasını engelledi.En juridisk kamp begyndte samme år, og påvirkede bandets arbejde på en ny udgivelse.
Birleşik Krallık ve Fransa, gemilerin teslimine dair hukuki güvence verdi.Andre lande, blandt andet Frankrig skaffede sig søpas for retten til en lignende sejlads.
Nehir ayrıca Orta Afrika Cumhuriyeti ile Demokratik Kongo Cumhuriyeti arasında hukuki sınırı da çizer.Elven markerer grensen mellom Den sentralafrikanske republikk og Den demokratiske republikken Kongo.
Çoğu batı ülkelerinde, homoseksüellik hukuki olarak artık takip edilmiyor.I mange vestlige land brukes ikke regimenter lenger som operativ avdeling.
Anayasının hukuki yorumları da tartışma konusu oldu.Forfatterskapets autentisitet har imidlertid blitt omtvistet.
Tüm bu diller, eşit hukuki ağırlığa sahipler.Språket deres har det samme rettsvern som samiske språk.
Mültecilik, hukuki bir statüdür.AIDS som juridisk problem.
Aynı zamanda kendi başına hukuki danışmanlık işini yürütmektedir.Han drev også egen advokatpraksis.
Kralların görevleri dini, hukuki ve askeri alanlarda öne çıkardı.Kongenes plikter var hovedsakelig religiøse, juridiske og militære funksjoner.
Ukrayna yasalarının ve diğer hukuki düzenlemelerin anayasaya uygun olması zorunludur.Hukum dan aturan legal yang lain di Ukraina harus sesuai dengan konstitusi ini.
Rusya ile AB ilişkilerinin hukuki temeli 1997 yılında yürürlüğe giren Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması'dır.Dasar hukum untuk hubungan Uni Eropa dengan Rusia adalah Perjanjian Kooperatif dan Kerjasama tahun 1997.
Köleler Roma hukukuna göre mülkiyet olarak kabul edilir ve hiçbir hukuki hakları olmazdı.Di bawah hukum Romawi, budak dianggap properti dan tidak memiliki hukum perorangan.
Ama, şu anda, onun muhakemesi hukukiden siyasiye geçmiştir.Namun masa keemasannya sudah lewat akibat tuntutan pengadilan.
Gerilim türünde, özellikle hukuki gerilim türünde uzmanlaşmıştır.Dia cenderung lemah dalam bersikap, terutama dalam bidang hukum.
Köleler Roma hukukuna göre mülkiyet olarak kabul edilir ve hiçbir hukuki hakları olmazdı.Theo luật La Mã, nô lệ được coi là tài sản và không có địa vị pháp lý.
Başkanın kararnameyi çıkartması ukase niteliğinde bir hukuki işlemdir.Không có quy định về luận tội, khi nó xảy ra cho Tổng thống.
Kralın bu halde bu vergiyi ödemeyenleri hapse atmak için hukuki yetkisi olduğu kabul edildi.Nhà vua cũng khuyên con nên để cho những người này khỏi phải nộp thuế.
Ancak B'nin taşınmazı iktisap etmesinin temelinde bir hukukî sebep yoktur.Bが犯罪への関与を否定した証拠はない。
Böylelikle davacı sorununa hukûkî bir çare bulmaya çalışır.依頼人 明智に事件を依頼しに来る。
Sırbistan'da LGBT bireyler sık sık hukuki sorunlarla karşı karşıya kalabilir.コモロ国内においてはLGBTは法的な問題に直面している。
Bu ilke, hukukî sebepten soyutluk ilkesinin zıttıdır.これが法の不知による違法性の錯誤である。
Kralların görevleri dini, hukuki ve askeri alanlarda öne çıkardı.国王的职责无疑是军事、司法和宗教。
Dört hukuki mezhep tarafından kabul edilmiştir.四種祕密供養法。
Başkanın kararnameyi çıkartması ukase niteliğinde bir hukuki işlemdir.否則,總統必須簽署法律。
Gelişen uluslararası ilişkililerle beraber, insanların hukuki sorunları da artmaktadır.随着国家间交流的频繁,国际法也受到越来越多的人的重视。
Hukuki gayesi: Eski teâmül hukukunu (örf ve adet hukunu) toplayıp tespit etmektir.고법인(苦法忍)은 고제를 관찰해 얻는 지혜인 고법지(苦法智)의 직전(直前)에 얻는 마음이다.
Kralların görevleri dini, hukuki ve askeri alanlarda öne çıkardı.두 왕의 임무는 우선 종교, 사법, 군사 분야에 있었다.
Doğal hukuk, niteliği gereği hukuki pozitivizme karşıdır.자연법론의 입장은 이를 긍정하고 있다.
Kralların görevleri dini, hukuki ve askeri alanlarda öne çıkardı.תפקידי המלכים היו דתיים, משפטיים וצבאיים.
Evet, hukuki sürece saygı duyulmalıdır.גם עד במשפט חייב להיות אמין על פי החוק.
İlk ve en önemli görevi hukuki görevi idi.המשימה הראשונה והחשובה ביותר הייתה הכנת המצה.
Zîrâ, istenen sonucu gerçekleştiren kişide hukukî fiil ehliyetinin bulunması aranmaz.משכך, אין למי שמבקשים לאמץ זכות חוקתית.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod