Ne var ki hukuki olarak azınlıklar hakkında üzerinde anlaşılmış ortak bir resmi tanım yoktur.Non esiste una legislazione uniforme in materia di salario minimo all'interno dell'Unione europea.
Telif sözleşmesi, telif hakkı ilkesine dayanan hukuki metin.Favor debitoris – in diritto, principio generale di redazione normativa.
Bunun anlamı, sadece hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilmesidir.Реализуются только среди юридических лиц.
Hukuki işlem, hukuki bir sonuç doğurmak amacıyla, irade beyanında bulunmaktır.Такая сделка имеет своим правовым результатом осуществление цели, противоречащей закону.
Milliyet, hukuki kavram değildir.Честь — не правовое понятие.
Daha çok askerî ve hukukî içerikli olan bu Yasa’nın orijinal metni günümüze gelmemiştir.В Швейцарии подобная организационно-правовая форма до сих пор невозможна.
Böylece MP'nin hukukî varlığı sona erdi.Это положило конец легальной деятельности МНК.
Dört hukuki mezhep tarafından kabul edilmiştir.Был награждён четырьмя боевыми орденами.
Ocak ailesinin tüm hukuki girişimleri sonuçsuz kaldı.Все усилия адвоката оказались напрасными.
Bu işlemler hukuki olarak ispatlanmıştır.Суд уверен, что их деятельность законна.
Hukuki alanda kullanılışı, geniş anlamıdır.Это понимание правосудия в широком смысле.
İlk çocuk bütün hukuki haklara sahipti ve ömür boyu tek eşilik uygulanmaktaydı.У писателя не было детей и он провел всю жизнь в уединении.
Havale ise çifte yetki veren hukuki bir işlemdir.По сути судебный поединок представляет собой санкционированную правом дуэль.
Birleşik Krallık ve Fransa, gemilerin teslimine dair hukuki güvence verdi.أعطت كل من إنجلترا و فرنسا الضمان القانوني لتسليم السفن المطلوبة.
"Kanuna göre" veya "hukukî olarak" manasına gelir.الحق يعني "وفقًا للقانون...."
Ne var ki hukuki olarak azınlıklar hakkında üzerinde anlaşılmış ortak bir resmi tanım yoktur.ولكنها لم تتضمن تعريفًا واضحًا عن ما يكوِّن أقليّة قوميّة.
Hukukî anlamda Islahat Fermanı, misak değil bir fermandır ve anayasal belge özelliği taşımaktadır.السرقة الأدبية ليست جريمة بحد ذاتها، ولكنها تعدّ انتهاكا لحقوق النشر والتأليف.
Ukrayna yasalarının ve diğer hukuki düzenlemelerin anayasaya uygun olması zorunludur.Todas as outras leis e atos legais normativos da Ucrânia devem estar de acordo com a constitutição.
Köleler Roma hukukuna göre mülkiyet olarak kabul edilir ve hiçbir hukuki hakları olmazdı.Perante a lei romana, os escravos eram considerados propriedade e não tinham personalidade jurídica.
1969 ile 1977 yılları arasında şirketin hukuki ve ticari davalarıyla ilgilendi.Administrou os aspectos legais e comerciais da empresa nos anos de 1969 a 1977.
Sırbistan hükümeti ise, Sırbistan-Karadağ'ın hukukî ve siyasi halefi olduğunu ilan etmiştir.Após a dissolução, a Sérvia declarou-se sucessora legal e política da Sérvia e Montenegro .
Dolayısıyla gulamın, köleden farlı sosyal ve hukuki statüsü vardır.Atualmente, a pena tem um enquadramento legal e sociológico bastante diferente.
Bunu anlamak için ise onun Hukuki emir teorisine bakmak gerekmektedir.E para sua compreensão exige a aplicação da teoria sistêmica.
Bir hukuki işlemden doğan borçlardır.Trata-se, pois, de um direito contraposto a um dever jurídico.
Bunun dışında hukuki davalarda da bu esas aranmaktadır.Dit ondanks wettelijke verplichtingen om dit wel te doen.
County'lerin siyasi ve hukuki önemi değişken olabilir ama hep bir eyaletin alt birimidirler.Doorgaans gaan juridische en economische eigendom in dezelfde hand, maar dit kan ook anders zijn.
Diğer hukuki mercilerin de bu dönemde getirildiğini söylemek makuldür ancak bu konuda bilgi bulunmamaktadır.Ook de drievoudige vorm van ik wordt daar soms aangetroffen: Dat weet ik ik niet...
Hukuki pozitivizmin başlıca iddiaları şunlardır: Kanunlar insanlar tarafından yaratılan kurallardır.De positieve wetten zijn de wetten die door de soeverein tot stand zijn gebracht.
Bu eylem Fransa ve İngiltere’de hukuki ve siyasi iki sorun yaratmıştır.Deze verwildering heeft in Spanje en Frankrijk problemen veroorzaakt.
Anayasanın kendisi bir hukuki geçerlilk kriteridir.De instemmingsprocedure was een wetgevingsprocedure van de Europese Unie.
"Kanuna göre" veya "hukukî olarak" anlamına gelen "de jure" ile karşıt olarak sıkça kullanılır.Tegenwoordig wordt ook steeds vaker "meneer de rechter" of "mevrouw de rechter" gebruikt.
Bunların dışında siyasi veya hukuki amaçlı olmayan bir söylev türü daha vardı.Hij behandelt alles wat niet specifiek politiek of juridisch is.
Moltke, 1927-1929 yılları arası Breslau, Viyana, Heidelberg ve Berlin'de hukuki ve siyasi bilimler okudu.Moltke studiował w latach 1927–1929 prawo i politologię we Wrocławiu, Wiedniu i Berlinie.
Anayasanın kendisi bir hukuki geçerlilk kriteridir.Akt ten jest dla Ja aktem samokonstytuującym.
Ancak 1980'lerin hemen başında bazı hukukî nedenlerden dolayı kapatıldı.W związku z działalnością polityczną w latach 80. był kilkakrotnie aresztowany.
Dava hukuki temelden yoksundur 5 ıv.Struktura sądownictwa jest pięciostopniowa.
Bu işlemler hukuki olarak ispatlanmıştır.Zadania te są poruczone w drodze ustawowej.
1989-1992 yıllarında Senegal Cumhurbaşkanı Abdou Diouf'nun hukuki konularda danışmanlığını yapmıştır.W latach 1989–1992 przebywał w Senegalu, gdzie pełnił funkcję doradcy prezydenta Abdou Dioufa.
Hukuki alanda kullanılışı, geniş anlamıdır.Praworządność – w szerokim, opisowym sensie jest to przestrzeganie prawa.
Ne var ki hukuki olarak azınlıklar hakkında üzerinde anlaşılmış ortak bir resmi tanım yoktur.W prawie międzynarodowym brak precyzyjnej definicji mniejszości.
Anayasının hukuki yorumları da tartışma konusu oldu.Dyskutowano na jego spotkaniach kwestie konstytucyjne.
Aynı zamanda kendi başına hukuki danışmanlık işini yürütmektedir.Han har också bedrivit konsultverksamhet i egen regi.
27 hukuki arrondisement ise mahkemelerin yetkili olduğu bölgeleri belirler.69 tecken på att du är en rättshaverist.
Çin'nde LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, transgender) bireyler, hukuki korumaya tabi değiller.HBT-personer (homosexuella, bisexuella och transpersoner) har praktiskt taget inget rättsskydd i Uganda.
Anayasının hukuki yorumları da tartışma konusu oldu.Författarskapets autenticitet har dock ifrågasatts.
Bu eylem Fransa ve İngiltere’de hukuki ve siyasi iki sorun yaratmıştır.Det skulle dock strida mot både fransk och internationell lag.
Moltke, 1927-1929 yılları arası Breslau, Viyana, Heidelberg ve Berlin'de hukuki ve siyasi bilimler okudu.Moltke studerade, mot faderns önskan, juridik i Breslau, Wien och Berlin 1927-1929.
Ne var ki hukuki olarak azınlıklar hakkında üzerinde anlaşılmış ortak bir resmi tanım yoktur.Med ett undantag kan inga tydliga utslag vad gäller etniska minoriteter noteras.
Dava hukuki temelden yoksundur 5 ıv.I det uppgjorda rättsfallet Godden v.
"Kanuna göre" veya "hukukî olarak" anlamına gelen "de jure" ile karşıt olarak sıkça kullanılır.Detta sätts ofta i motsats till de jure ("rättsligt") som syftar på vad lagen säger.
İhsas-ı Rey, "oyunu / tarafını belli etme" olarak tanımlanan hukuki terim.Riksdagen använder beskrivningen "utan partibeteckning".
1969 ile 1977 yılları arasında şirketin hukuki ve ticari davalarıyla ilgilendi.У період між 1969 і 1977 роками він займався юридичними і комерційними справами компанії.
Siyasete girmeden önce hukuki kariyerine başlamış ve avukatlık yapmıştır.До початку політичної кар'єри здобув юридичну освіту та працював адвокатом.
Bu iki yönerge, Natura 2000 ağının oluşumunu sağlayacak en önemli iki hukuki metindir.Це один із двох законів, необхідних для функціонування повноцінного ринку землі.
"Kanuna göre" veya "hukukî olarak" manasına gelir.І це офіційно — «відповідно до закону».
Özellikle hukuki sorunlarda gayet yetenekli isdi.Особливо був вправний у методах припікання.
"Sanık" hukuki bir terimdir.«Обвинувачений» – це юридичний термін.
İlk ve en önemli görevi hukuki görevi idi.Prvním a nejnaléhavějším úkolem bylo opatřit dělníkům pracovní místa.
Rusya ile AB ilişkilerinin hukuki temeli 1997 yılında yürürlüğe giren Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması'dır.Vztahy mezi EU a Ruskem na bázi písemných dohod započala dohoda o partnerství a spolupráci v roce 1994.
Aynı zamanda kendi başına hukuki danışmanlık işini yürütmektedir.Zároveň straně poskytoval právní poradenství.