Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.Jest ważna, bo przemawia do tej części umysłu dziecka, który w innym przypadku pozostaje bezczynny.
Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.예술은 아이들의 행동들 중 예술이 아니면 지나칠 수도 있었던 아이들의 일부를 대변하기 때문에 중요합니다.
Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.Pomembna je zato, ker zbuja dele otroškega bitja, ki so sicer nedotaknjeni.
Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.São importantes porque despertam partes das crianças que doutra forma ficariam adormecidas.
Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.Sie erreichen Teile im Wesen der Kinder, die ansonsten unberührt blieben.
Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.Son importantes porque llegan a rincones del interior de los niños, que de otra manera quedan intactos.
Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.Ze zijn belangrijk omdat ze onderdelen van een kind aanspreken die anders onaangeroerd blijven.
Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.Είναι σημαντικές επειδή μιλούν σε κομμάτια της ύπαρξης των παιδιών που μένουν, κατά τα άλλα, ανέγγιχτα.
Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.Вони важливі тому, що промовляють до частинок дитячого єства, які в іншому випадку залишаються поза увагою.
Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.Те са важни, защото достигат до части от същността на децата, които иначе остават недокоснати.
Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.הם חשובות בגלל שהן פונות למקומות בהוויה של הילד, שאלמלא האמנות לא היתה נגיעה בהם.
Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.إنها مهمة لأنها تتحدث إلى مواهب في الأطفال ﻻ يتم التطرق لها بتاتا.
Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.触れられることのない 子供達の部分に触れるからです 2番目の— (拍手)
Sayısal teknoloji, meclise hakkında tutkuyla hitap ettiği o ses tellerinin dirilmesi için fırsattır.Digitální technologie je příležitostí pro oživení těch hlasivek, o kterých tak vášnivě mluvil ke Kongresu.
Sayısal teknoloji, meclise hakkında tutkuyla hitap ettiği o ses tellerinin dirilmesi için fırsattır.디지털 테크놀로지는 잃어버린 성대들의 부활을 위한 기회로서, Sousa가 그렇게도 열정적으로 의회에서 연설했던 점입니다.
Sayısal teknoloji, meclise hakkında tutkuyla hitap ettiği o ses tellerinin dirilmesi için fırsattır.הטכנולוגיה הדיגיטלית היא-היא ההזדמנות להחייאת מיתרי הקול עליהם נאם בלהט כזה בפני הקונגרס.
Sayısal teknoloji, meclise hakkında tutkuyla hitap ettiği o ses tellerinin dirilmesi için fırsattır.التكنولوجيا الرقمية هي الفرصة لإحياء الأوتار الصوتية التي تحدث " سوسا " عنها بشغف للكونجرس
Sayısal teknoloji, meclise hakkında tutkuyla hitap ettiği o ses tellerinin dirilmesi için fırsattır.スーザが議会に対して熱烈に語りかけた 声帯を再生するきっかけになるのです ユーザー作成コンテンツは、ビジネスの世界で
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Anda mungkin alamat saya sebagai Count Von Kramm, seorang bangsawan Bohemia.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Bạn có thể chỉ cho tôi như là Von Count Kramm, một nhà quý tộc Bohemian.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Du kan behandla mig som greve von Kramm, en böhmisk adelsman.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Du kan tage mig som grev von Kramm, en Bohemian adelsmand.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Je mag het adres mij als de graaf Von Kramm, een Boheemse edelman.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."당신은 백작 폰 Kramm으로 나를 주소 수 보헤미안 귀족.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Lahko me obravnavajo kot Count Von Kramm, češki plemič.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Lehet, címét nekem, mint a gróf Von Kramm, A csehországi nemes.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Môžeš ma oslovovať gróf Von Kramm, Český šľachtic.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Możesz na mnie jako na adres hrabiego von Kramm, Czeski szlachcica.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Můžeš mě oslovovat hrabě Von Kramm, Český šlechtic.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Puoi chiamarmi come il Conte Von Kramm, un nobile boemo.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Puteţi să-mi adresa ca Von Contele Kramm, un boem nobil.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Sie können mich als den Grafen von Kramm-Adresse, ein böhmischer Adliger.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Voit puhutella minua kuin kreivi Von Kramm, Bohemian aatelismies.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Vous pouvez me répondre que le comte Von Kramm, un noble de Bohême.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Μπορείτε να μου διεύθυνση ως Count Von Kramm, α Βοημίας ευγενής.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Ви можете звертатися до мене як граф фон Крамм, Чеський дворянин.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Вы можете обращаться ко мне как граф фон Крамм, Чешский дворянин.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."Може да ми адрес като граф фон Kramm, бохемски благородник.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."אתה יכול לפנות אלי בתור הרוזן פון Kramm, אציל בוהמי.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade."يمكنك معالجة لي كما Kramm الكونت فون ، نبيل البوهيمي.
"Sen, Kont von Kramm olarak bana hitap edebilir bir Bohemian asilzade.ボヘミアの貴族。 私はこの紳士、理解してください
Siyaset biraz profan, biraz da kişisel çıkarlara hitap ediyor. Ama aynı zamanda da kutsallıkla ilgili.A politika részben profán, részben az önérdekről szól, de a politika a szentségről is szól.
Siyaset biraz profan, biraz da kişisel çıkarlara hitap ediyor. Ama aynı zamanda da kutsallıkla ilgili.Chính trị có phần trần tục, có phần vị kỷ, nhưng chính trị cũng có phần thiêng liêng.
Siyaset biraz profan, biraz da kişisel çıkarlara hitap ediyor. Ama aynı zamanda da kutsallıkla ilgili.Politiek is deels profaan, gaat deels over eigenbelang, maar politiek gaat ook over heiligheid.
Siyaset biraz profan, biraz da kişisel çıkarlara hitap ediyor. Ama aynı zamanda da kutsallıkla ilgili.Politika je zčásti profánní, zčásti jde o vlastní zájmy, ale v politice jde i o posvátnost.
Siyaset biraz profan, biraz da kişisel çıkarlara hitap ediyor. Ama aynı zamanda da kutsallıkla ilgili.Politik ist teils profan, teils geht es als um Eigennutz, aber bei Politik geht es auch um Heiligkeit.
Siyaset biraz profan, biraz da kişisel çıkarlara hitap ediyor. Ama aynı zamanda da kutsallıkla ilgili.Polityka po części dotyczy profanum, własnego interesu, ale odnosi się również do świętości.
Siyaset biraz profan, biraz da kişisel çıkarlara hitap ediyor. Ama aynı zamanda da kutsallıkla ilgili.Η πολιτική είναι εν μέρει κοσμική, εν μέρει ιδιοτελής αλλά η πολιτική έχει να κάνει επίσης με την ιερότητα.
Siyaset biraz profan, biraz da kişisel çıkarlara hitap ediyor. Ama aynı zamanda da kutsallıkla ilgili.Отчасти е светска, отчасти користна, но политиката е и свята.
Siyaset biraz profan, biraz da kişisel çıkarlara hitap ediyor. Ama aynı zamanda da kutsallıkla ilgili.Политика отчасти примитивна, отчасти эгоистична, но также она и о духовности.
Siyaset biraz profan, biraz da kişisel çıkarlara hitap ediyor."정치는 다소 불경스러울수 있습니다. 어쩌면 사적이익과 관련되 있을 수도 있습니다."
Siyaset biraz profan, biraz da kişisel çıkarlara hitap ediyor.פוליטיקה היא בחלקה חילונית, עוסקת באינטרסים עצמיים,
Siyaset biraz profan, biraz da kişisel çıkarlara hitap ediyor.جزءٌ من السياسةُ يعتبر مُدنّساً ، جزءٌ منها يمثل الرغبات الأنانية ،
Siyaset biraz profan, biraz da kişisel çıkarlara hitap ediyor.政治は聖に関するものでもあるのです。
Tabii Vesta'nın kutsal ateşini takip edecek bir kariyer herkese hitap etmiyor.Będzie mogła siedzieć na samym przodzie, ale perspektywa opieki nad świętym ogniem nie każdemu odpowiada.
Tabii Vesta'nın kutsal ateşini takip edecek bir kariyer herkese hitap etmiyor.그러나 베스타의 성스러운 불꽃을 관리하는 직업은 모두에게 경험이 되지 않습니다.
Tabii Vesta'nın kutsal ateşini takip edecek bir kariyer herkese hitap etmiyor.Maar een carrière als verzorger van de heilige vlam van Vesta, wil niet iedereen.
Tabii Vesta'nın kutsal ateşini takip edecek bir kariyer herkese hitap etmiyor.Mais une carrière à s'occuper du feu sacré de Vesta n'est pas du goût de tout le monde.
Tabii Vesta'nın kutsal ateşini takip edecek bir kariyer herkese hitap etmiyor.Mas uma carreira a cuidar do fogo sagrado de Vesta não é para o gosto de qualquer uma.
Tabii Vesta'nın kutsal ateşini takip edecek bir kariyer herkese hitap etmiyor.Ma una carriera devota alla sacra fiamma di Vesta non è per tutti.