Neyse, eğer siz de rahat ederseniz, bana Shelly olarak hitap edilmesini tercih ediyorum.Так что если это вас не смущает — милости прошу. Как я сказал, это курс о смерти.
Neyse, eğer siz de rahat ederseniz, bana Shelly olarak hitap edilmesini tercih ediyorum.אבל אם זה נוח לכם, זהו הוא השם שאני מעדיף להיקרא בו. עכשיו, כמו שאמרתי,
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.1945 fick USA:s högsta domstol en möjlighet att behandla den frågan.
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.1945년, 대법원이 그러한 질문에 답을 줄 기회가 있었습니다.
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.A Legfelsőbb Bíróságnak 1945-ben nyílt alkalma e kérdéssel foglalkozni.
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.Bene, nel 1945 la Corte Suprema ebbe modo di occuparsi della cosa.
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.Bien, en 1945, la Corte Suprema de Justicia tuvo la oportunidad de abordar esa pregunta.
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.Ei bine, în 1945, Curtea Supremă de Justiție a avut șansa să răspundă la această întrebare.
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.Em 1945, o Supremo Tribunal teve oportunidade de responder a essa questão.
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.Hé bien en 1945, la Cour Suprême trancha la question.
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.Im Jahr 1945 konnte der Supreme Court diese Frage klarstellen.
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.In 1945 kreeg het Hooggerechtshof de kans die vraag te beantwoorden.
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.V roce 1945 dostal Nejvyšší soud možnost tuto otázku zodpovědět.
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.W roku 1945 Sąd Najwyższy stanął przed tym właśnie problemem.
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.Το 1945 λοιπόν, το Ανώτατο Δικαστήριο είχε την ευκαιρία να αντιμετωπίσει το ζήτημα.
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.Е, през 1945 г. на Върховния съд се отдава възможност да разреши този казус.
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.Ну, в 1945 году Верховному суду посчастливилось заняться этим вопросом.
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.ובכן, ב-1945 הזדמן לבית הדין העליון לטפל בשאלה זו.
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.حسناً .. في عام 1945 حصلت المحكمة العليا على فرصة للإجابة على هذا التساؤل
Nitekim 1945'de, anayasa mahkemesi bu soruya hitap etme fırsatı yakaladı.養鶏を営む2人の農家、トーマス・リーとティニー・コスビーが、
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?Atunci cum a putut permite discipolilor sa i se adreseze cu apelativul Bhagwan?
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?Como é que ele sequer permitiu aos seus discípulos dirigirem-se a ele como Bhagwan?
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?Hoe kon hij zijn leerlingen zelfs toestaan om hem aan te spreken als Bhagwan?
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?Hur kunde han ens tillåta sina disciplar att tilltala honom som Bhagwan?
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?Jak on w ogóle pozwolił swoim uczniom nazwać siebie "Bhagwan"?
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?Wie konnte er seinen Schülern erlauben, ihn als Bhagwan anzureden?
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?Как въобще е позволил на учениците си да го наричат Багуан?
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?איך הוא הרשה לתלמידיו לפנות אליו כאלוהים
Öğrencilerinin ona böyle hitap etmesine ona Bhagwan demesine bile nasıl izin verdi?كيف حتى يسمح لتابعيه ان يخاطبوه كـ "بهغفان " (اله)؟
Örneğin müşterilere ve yaşlılara siz diye hitap edilir.Así, por ejemplo, normalmente se llama de usted a los clientes o a las personas mayores.
Örneğin müşterilere ve yaşlılara siz diye hitap edilir.Esimerkiksi asiakasta ja vanhaa ihmistä teititellään usein.
Örneğin müşterilere ve yaşlılara siz diye hitap edilir.Till exempel kunder och äldre människor nias ofta.
Örneğin müşterilere ve yaşlılara siz diye hitap edilir.Например, к клиентам и к пожилым людям часто обращаются на «вы».
Örneğin müşterilere ve yaşlılara siz diye hitap edilir.على سبيل المثال غالباً ما تستخدم صيغة الجمع حضرتكم في المخاطبة مع الزبائن والناس المتقدمين في السن.
Pek çok keşif yaptık, hücre dışı matrisin kromatine hitap ettiğini gösterdik.Abbiamo fatto molte scoperte, abbiamo dimostrato che la matrice extracellulare parla alla cromatina.
Pek çok keşif yaptık, hücre dışı matrisin kromatine hitap ettiğini gösterdik.Am făcut multe descoperiri. Am demonstrat că matricea celulară comunică cu cromatina.
Pek çok keşif yaptık, hücre dışı matrisin kromatine hitap ettiğini gösterdik.Chúng tôi đã có rất nhiều khám phá, chúng tôi đã chỉ ra rằng ma trận ngoại bào "nói" với nhiễm sắc.
Pek çok keşif yaptık, hücre dışı matrisin kromatine hitap ettiğini gösterdik.ECMがクロマチンと作用する事を証明し 乳腺の ある特定の遺伝子上のDNA配列が
Pek çok keşif yaptık, hücre dışı matrisin kromatine hitap ettiğini gösterdik.Hemos hecho muchos descubrimientos, hemos demostrado que la matriz extracelular le habla a la cromatina.
Pek çok keşif yaptık, hücre dışı matrisin kromatine hitap ettiğini gösterdik.우리는 많은 발견을 이룩해 왔어요. 우리는 세포외 기질이 염색체에 신호를 보낸다는 것을 밝혀냈어요.
Pek çok keşif yaptık, hücre dışı matrisin kromatine hitap ettiğini gösterdik.Poczyniliśmy wiele odkryć, udowodniliśmy, że macierz pozakomórkowa komunikuje się z chromatyną.
Pek çok keşif yaptık, hücre dışı matrisin kromatine hitap ettiğini gösterdik.Temos feito muitas descobertas, mostrámos que a matriz extracelular fala com a cromatina.
Pek çok keşif yaptık, hücre dışı matrisin kromatine hitap ettiğini gösterdik.We hebben veel ontdekt, we hebben getoond dat ECM met chromatine praat.
Pek çok keşif yaptık, hücre dışı matrisin kromatine hitap ettiğini gösterdik.Wir haben viele Entdeckungen gemacht, wir haben gezeigt, dass die extrazelluläre Matrix zum Chromatin redet.
Pek çok keşif yaptık, hücre dışı matrisin kromatine hitap ettiğini gösterdik.Κάναμε πολλές ανακαλύψεις, δείξαμε πως η εξωκυττάρια θεμέλια ουσία, μιλά με την χρωματίνη.
Pek çok keşif yaptık, hücre dışı matrisin kromatine hitap ettiğini gösterdik.Мы уже сделали много открытий: мы увидели, что внеклеточный матрикс взаимодействует с хроматином.
Pek çok keşif yaptık, hücre dışı matrisin kromatine hitap ettiğini gösterdik.Ние сме направили много открития, показали сме, че извънклетъчният матрикс общува с хроматина.
Pek çok keşif yaptık, hücre dışı matrisin kromatine hitap ettiğini gösterdik.יש לנו המון תגליות, הוכחנו שהמטריצה החוץ-תאית מדברת עם הכרומטין.
Pek çok keşif yaptık, hücre dışı matrisin kromatine hitap ettiğini gösterdik.قمنا بالعديد من الاكتشافات، قمنا بعرض حوار المصفوفات إلى الكروماتين
Rula,diyebiliriz ki ;Başkan halkına hitap etmeyi umuyorduRula, comme on a dit, on attend que le président va a s'adresser a sa population.
Rula,diyebiliriz ki ;Başkan halkına hitap etmeyi umuyorduRula, como decimos, se espera que el presidente se dirija a su pueblo.
Rula,diyebiliriz ki ;Başkan halkına hitap etmeyi umuyorduΡούλα, ο Πρόεδρος αναμένεται να απευθυνθεί στο λαό ότι θα κάνει απ' ότι φαίνεται σημαντικές παραχωρήσεις.
Sana nasıl mı hitap edeyim?Akkor másképp hívjalak?
Sana nasıl mı hitap edeyim?Alors, comment dois-je vous appeler ?
Sana nasıl mı hitap edeyim?Τότε πως πρέπει να σε λέω;
Sana nasıl mı hitap edeyim?اذن كيف علي منادتك؟
Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.De är viktiga för att de talar till de delar av ett barns personlighet som annars inte berörs.
Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.Det er vigtigt fordi det taler til dele af børns væsen, der ellers er uberørte.
Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.Hanem azért, mert a gyerekek lényének olyan részeit szólítják meg, amelyek egyébként érintetlenül maradnak.
Sanat dalları önemli çünkü çocukların aksi halde erişilemeyecek noktalarına hitap ederler.Je důležité proto, že hovoří k částem dětského bytí, ke kterému jinak neproniknete.