Hiç düşünme gerektirmeyen aksiyon bilgisayar oyunları oynama hissine benzemiyor.No se siente como jugar mecánicamente a juegos de acción.
Hiç düşünme gerektirmeyen aksiyon bilgisayar oyunları oynama hissine benzemiyor.Opravdu to není jako hraní bezduchých akčních videoher.
Hiç düşünme gerektirmeyen aksiyon bilgisayar oyunları oynama hissine benzemiyor.Przy bezmyślnych grach akcji pewnie tak nie jest.
Hiç düşünme gerektirmeyen aksiyon bilgisayar oyunları oynama hissine benzemiyor.Δεν αισθάνεστε σαν να παίζετε ανόητα βιντεοπαιχνίδια δράσης.
Hiç düşünme gerektirmeyen aksiyon bilgisayar oyunları oynama hissine benzemiyor.Той не се чувства както когато играете видео игри.
Hiç düşünme gerektirmeyen aksiyon bilgisayar oyunları oynama hissine benzemiyor.Это не имеет ничего общего с игрой в бессмысленные видеоигры.
Hiç düşünme gerektirmeyen aksiyon bilgisayar oyunları oynama hissine benzemiyor.זה לא מרגיש כאילו אתם משחקים משחקי וידאו מטמטמים.
Hiç düşünme gerektirmeyen aksiyon bilgisayar oyunları oynama hissine benzemiyor.لا تشابه ألعاب الفيديو القيام بالأعمال الطائشة.
Hiç düşünme gerektirmeyen aksiyon bilgisayar oyunları oynama hissine benzemiyor.さて 訓練研究では
Hikâye, bir bireyin acıma hissine hitap etme yoluyla, birçok inatçı beyni şekillendiren etkili bir araçtır.이야기는 개인의 연민에 호소해서 가장 완고한 마음을 녹일 수 있는 영향력이 있는 수단입니다.
Hikâye, bir bireyin acıma hissine hitap etme yoluyla, birçok inatçı beyni şekillendiren etkili bir araçtır.Las historias pueden influir las mentes más obstinadas, al apelar al "pathos" del individuo.
Hikâye, bir bireyin acıma hissine hitap etme yoluyla, birçok inatçı beyni şekillendiren etkili bir araçtır.Povestirea e o metodă eficientă de modelare a minților îndărătnice prin apelarea la emoțiile individuale.
Hikâye, bir bireyin acıma hissine hitap etme yoluyla, birçok inatçı beyni şekillendiren etkili bir araçtır.Una storia può modellare anche la mente più ostinata facendo leva sul pathos dell'individuo.
Hikâye, bir bireyin acıma hissine hitap etme yoluyla, birçok inatçı beyni şekillendiren etkili bir araçtır.Историите са силен инструмент, който може да успокои упоритите като привлече вниманието към патоса на човека.
Hikayeler bana başka türlü sahip olamayacağım bir merkeziyet devamlılık ve tutarlılık hissi verdi.Historie dawały mi sens środka, ciągłości i spójności, wielkie ŚCS, których brakowałoby mi inaczej.
Hikayeler bana başka türlü sahip olamayacağım bir merkeziyet devamlılık ve tutarlılık hissi verdi.I racconti mi davano un senso di centro, continuità e coerenza, le tre grandi C di cui altrimenti ero priva.
Hikayeler bana başka türlü sahip olamayacağım bir merkeziyet devamlılık ve tutarlılık hissi verdi.이야기를 통해서 전 중심, 지속성, 일관성에 대한 감각을 느꼈어요. 그런 경험을 통해서만 알 수 있었던 세 가지죠.
Hikayeler bana başka türlü sahip olamayacağım bir merkeziyet devamlılık ve tutarlılık hissi verdi.Los cuentos me daban un sentido de centro, continuidad y coherencia, las tres grandes C de las cuales carecía.
Hikayeler bana başka türlü sahip olamayacağım bir merkeziyet devamlılık ve tutarlılık hissi verdi.Những câu chuyện khiến tôi có cảm giác ở trung tâm, tiếp nối, và gắn kết, ba điều mà tôi thiếu.
Hikayeler bana başka türlü sahip olamayacağım bir merkeziyet devamlılık ve tutarlılık hissi verdi.Příběhy mi daly pocit koncentrace, kontinuity a koherence, tři velká K, která mi jinak chyběla.
Hikayeler bana başka türlü sahip olamayacağım bir merkeziyet devamlılık ve tutarlılık hissi verdi.Verhalen gaven me een gevoel van centrum, continuïteit en coherentie, de drie grote C's die ik anders ontbrak.
Hikayeler bana başka türlü sahip olamayacağım bir merkeziyet devamlılık ve tutarlılık hissi verdi.Истории давали мне опору, целостность и логичность, то, чего мне всегда не хватало.
Hikayeler bana başka türlü sahip olamayacağım bir merkeziyet devamlılık ve tutarlılık hissi verdi.סיפורים עזרו לי לחוש את הדרך, את ההמשכיות ואת העקביות, אלה שלושת ה-C [באנגלית] שאחרת היו חסרים לי.
Hikayeler bana başka türlü sahip olamayacağım bir merkeziyet devamlılık ve tutarlılık hissi verdi.منحتني القصص إحساسا بالمركزية والاستمرارية والتماسك. تلك الأمور الثلاث هي ماكان ينقصني.
Hikayeler bana başka türlü sahip olamayacağım bir merkeziyet devamlılık ve tutarlılık hissi verdi.連続性や一貫性を得たのです 20代半ば 大好きな街- イスタンブールに移り
Hissidir, kişiseldir.Berdasarkan emosi. Berdasarkan pribadi.
Hissidir, kişiseldir.E' emotivo. E' personale.
Hissidir, kişiseldir.Emocionální, osobní.
Hissidir, kişiseldir.É pessoal. São perceções, pensamentos, sentimentos, sonhos.
Hissidir, kişiseldir.Érzelmes. Személyes.
Hissidir, kişiseldir.Het is emotioneel. Het is persoonlijk.
Hissidir, kişiseldir.Il est émotionnel. Il est personnel.
Hissidir, kişiseldir.Jest emocjonalny. Jest osobisty.
Hissidir, kişiseldir.감성적이며 개인적입니다.
Hissidir, kişiseldir.lógico, universal, factual científico.
Hissidir, kişiseldir.Nó là cảm tính. Nó mang tính cá nhân.
Hissidir, kişiseldir.Sie ist emotional, persönlich.
Hissidir, kişiseldir.Είναι συναισθηματικός. Είναι προσωπικός.
Hissidir, kişiseldir.Той е системата от вярвания, която носим.
Hissidir, kişiseldir.הוא מושג רגשי, אישי.
Hissidir, kişiseldir.عاطفي، شخصي
Hissidir, kişiseldir.知覚、思い、感情、夢でもある
Hissi gibi saf ve peri-kuyruk vermek, ve keyifli hale getirmek için, amacım buydu.Để cung cấp cho một tinh khiết và cổ tích đuôi giống như cảm giác, và làm cho nó vui, là ý định của tôi.
Hissi gibi saf ve peri-kuyruk vermek, ve keyifli hale getirmek için, amacım buydu.Le confort des gens et un sentiment de pureté était mon principal objectif.
Hissi gibi saf ve peri-kuyruk vermek, ve keyifli hale getirmek için, amacım buydu.Para dar um puro e Fairy Tail-como o sentimento, e para torná-lo agradável, era minha intenção.
Hissi gibi saf ve peri-kuyruk vermek, ve keyifli hale getirmek için, amacım buydu.Para dar un pura y fairy tail-como la sensación, y para que sea placentero, fue mi intención.
Hissi gibi saf ve peri-kuyruk vermek, ve keyifli hale getirmek için, amacım buydu.כדי לתת טהור ופיות זנב כמו רגש, וכדי לעשות את זה מהנה, היה הכוונה שלי.
Hissi gibi saf ve peri-kuyruk vermek, ve keyifli hale getirmek için, amacım buydu.لإعطاء نقية والجنية الذيل يشبه الشعور،.
Hissi gibi saf ve peri-kuyruk vermek, ve keyifli hale getirmek için, amacım buydu.、それが楽しいように、 は私の意図であった。 人々に精通しています。
Hissiyatın öyle olabilir. Ama bunu yasallaştırma. Tanrı'yı düşün.神は全てを愛してるはず
Hissiyatın öyle olabilir.Il est immoral de détester les personnes homosexuelles.
Hissiyatın öyle olabilir.Não esta certo odiar os gays
Hissiyatın öyle olabilir.No está bien odiar a la gente gay
Hissiyatın öyle olabilir.Non è giusto odiare le persone gay.
Hissiyatın öyle olabilir.To nie w porządku nienawidzić homoseksualistów.
Hissiz, aynı kız kardeşimizin cansız bedeni gibi, biz de hissiz miyiz?¿Estamos tan insensibilizados como el frío cadáver de nuestra hermana?
Hissiz, aynı kız kardeşimizin cansız bedeni gibi, biz de hissiz miyiz?Tout comme le corps inanimé et froid de notre soeur, sommes nous aussi devenus insensibles ?
İçimizde çoğunlukla kişiye özel yaşadığımız hissini durdurmak istiyorum.Je veux arrêter le sentiment que nous vivons surtout en privé.
İçimizde çoğunlukla kişiye özel yaşadığımız hissini durdurmak istiyorum.Quiero dejar de sentir que vivimos en gran parte dentro de lo privado.
İçimizde çoğunlukla kişiye özel yaşadığımız hissini durdurmak istiyorum.Θέλω να σταματήσω να νιώθω ότι ζούμε ιδιωτικές ζωές περισσότερο.