Bu, bu, bir yanma var burada ve bir rahatsızlık hissi var.Da ist dieses Brennen und dieses Unbehagen in mir.
Bu, bu, bir yanma var burada ve bir rahatsızlık hissi var.E eu percebi isso muito em sua presença.
Bu, bu, bir yanma var burada ve bir rahatsızlık hissi var.あー、そして、私は存在しないってことに気づきました
Bu Claudia, ve protezinden ilk dokunma hissini aldığımız an.Aceasta e Claudia, și asta a fost prima dată când a putut simți o senzație prin proteza ei.
Bu Claudia, ve protezinden ilk dokunma hissini aldığımız an.Das ist Claudia, und das war das erste Mal als sie ein Gefühl durch ihre Prothese bekam.
Bu Claudia, ve protezinden ilk dokunma hissini aldığımız an.Dat is Claudia, en dat was de eerste keer dat ze gevoel had door haar prothese.
Bu Claudia, ve protezinden ilk dokunma hissini aldığımız an.Đó là Claudia, và đó là lần đầu đâu tiên cô cảm nhận được cảm giác qua bộ phận giả.
Bu Claudia, ve protezinden ilk dokunma hissini aldığımız an.Esta es Claudia, era la primera vez que podía sentir con esa prótesis.
Bu Claudia, ve protezinden ilk dokunma hissini aldığımız an.그녀의 의수를 통해 처음으로 감각을 느끼는 장면입니다.
Bu Claudia, ve protezinden ilk dokunma hissini aldığımız an.Questa è Claudia, e qui è la prima volta che riesce a provare delle sensazioni attraverso la protesi.
Bu Claudia, ve protezinden ilk dokunma hissini aldığımız an.Voici Claudia, et c'était la première fois qu'elle avait une sensation de toucher avec sa prothèse.
Bu Claudia, ve protezinden ilk dokunma hissini aldığımız an.Αυτή είναι η Κλόντια, κι αυτή ήταν η πρώτη φορά που αισθάνθηκε κάτι μέσω της πρόθεσης.
Bu Claudia, ve protezinden ilk dokunma hissini aldığımız an.Това е Клаудия, и това е първия път, когато тя почуства какво докосва с протезата си.
Bu Claudia, ve protezinden ilk dokunma hissini aldığımız an.Это Клаудия, она в первый раз почувствовала что-то через протез.
Bu Claudia, ve protezinden ilk dokunma hissini aldığımız an.וזו הייתה הפעם הראשונה שהיא הרגישה תחושה דרך התותבת שלה.
Bu Claudia, ve protezinden ilk dokunma hissini aldığımız an.وهذه أول مرةِ أمكنها الإحساس بواسطة ذراعها الآلية.
Bu Claudia, ve protezinden ilk dokunma hissini aldığımız an.これは彼女が初めて 義手から感覚を得た場面です 義手の先端にセンサーがあり
Bu çok fazla' bu da rüya hissinin bütününden bir parça.Ez is része az egész álom-érzésnek.
Bu çok önemli bir hissiyat.És ez egy nagyon fontos elképzelés.
Bu çok önemli bir hissiyat.E' un concetto molto importante.
Bu çok önemli bir hissiyat.이건 굉장히 중요한 개념입니다.
Bu çok önemli bir hissiyat.Și aceasta este o noțiune foarte importantă.
Bu çok önemli bir hissiyat.To pojęcie jest bardzo istotne.
Bu çok önemli bir hissiyat.Und das ist eine sehr wichtige Vorstellung.
Bu çok önemli bir hissiyat.И это очень важное знание.
Bu çok önemli bir hissiyat.וזהו רעיון מאד חשוב.
Bu çok önemli bir hissiyat.وهذا مفهوم مهم جدا
Bu çok önemli bir hissiyat.すばらしい概念です。
Bu çok önemli bir hissiyat.而呢個係非常重要嘅一個觀點。
Bu da baştan yenilmişlik hissine neden olur.85%というのはとても大きい数字です
Bu da baştan yenilmişlik hissine neden olur.그리고 지게 되지 않을까 하는.
Bu da baştan yenilmişlik hissine neden olur.ושהם חשו שהם נועדו להפסיד בהם.
Bu da baştan yenilmişlik hissine neden olur.و أحسوا بأنهم متجهون نحو الهزيمة.
Bu daima benim için çok derin geliyor İyi bir Smaratıan olmanın ne manaya geldiği hissi.Acest lucru mi s-a părut mereu să fie o adâncire a ceea ce înseamnă să fii un bun samaritean.
Bu daima benim için çok derin geliyor İyi bir Smaratıan olmanın ne manaya geldiği hissi.Ceci m'a toujours semblé être le sens profond de ce que veut dire être un bon samaritain.
Bu daima benim için çok derin geliyor İyi bir Smaratıan olmanın ne manaya geldiği hissi.Das schien mir immer ein Vertiefen dessen, was es bedeutet, ein guter Samariter zu sein.
Bu daima benim için çok derin geliyor İyi bir Smaratıan olmanın ne manaya geldiği hissi.Esto siempre me ha parecido que profundiza en el sentido del significado de lo que es ser un buen samaritano.
Bu daima benim için çok derin geliyor İyi bir Smaratıan olmanın ne manaya geldiği hissi.Questo mi e' sempre sembrato un significato più profondo di cosa voglia dire essere un buon samaritano.
Bu daima benim için çok derin geliyor İyi bir Smaratıan olmanın ne manaya geldiği hissi.To mi vždy připadalo jako prohloubení významu toho, co to znamená být "Milosrdným samaritánem".
Bu daima benim için çok derin geliyor İyi bir Smaratıan olmanın ne manaya geldiği hissi.To zawsze wydawało mi sie pogłebieniem poczucia tego, co to znaczy być miłosiernym Samarytaninem.
Bu daima benim için çok derin geliyor İyi bir Smaratıan olmanın ne manaya geldiği hissi.Voor mij was dit altijd een voorbeeld van verdieping van het begrip 'een barmhartige samaritaan zijn'.
Bu daima benim için çok derin geliyor İyi bir Smaratıan olmanın ne manaya geldiği hissi.Мне всегда казалось, что это придавало более глубокий смысл тому, что это означает быть Добрым Самаритянином.
Bu daima benim için çok derin geliyor İyi bir Smaratıan olmanın ne manaya geldiği hissi.Това винаги ми се е струвало задълбочаване на смисъла на онова какво значи да си добър самарянин.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Azt az érzést próbálja megteremteni, hogy ez egy történelmi lehetőség valami igazán rendkívülit megtenni.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Cerca di creare l'idea che questa è un'opportunità storica di fare qualcosa di realmente straordinario.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Creează sentimentul că asta e o șansă istorică de-a face ceva cu adevărat extraordinar.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Het probeert een gevoel te creëren dat dit een historische mogelijkheid is om iets buitengewoons te doen.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.정말 중요한 일을 해야한다는 역사적 사명이라는 감각을 만들려 노력하고 있습니다.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Nó cố gắng để tạo ra 1 cảm giác đây là 1 cơ hội lịch sử để làm điều gì đó thật sự lớn lao.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Se intenta crear un sentido de que esta es una oportunidad histórica de hacer algo realmente extraordinario.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Опитва се да създаде усет, че това е историческа възможност да се направи нещо наистина изключително.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.שזו הזדמנות היסטורית לעשות משהו ממש יוצא דופן.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.أن هذه فرصة تاريخية لتقوم بشيئ رائع حقا.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.歴史に残る機会だという意識を生み出すのです これは本当に喜びの多い活動です
Bugünkü toplum içerisindeki insanlarýn büyük çođunluđunda topyekün bir inkar hissi vardýr.Τα είδη χάνονται, το ίδιο και το χώμα, και μας τελειώνει ο χρόνος.
Bu hiçbirşeylik... Bu hiçbirşeylik... Ve kendin olma hissi, o farklı mı?Ce néant... ce néant, et la sensation de vous-même, quelle difference ?
Bu hiçbirşeylik... Bu hiçbirşeylik... Ve kendin olma hissi, o farklı mı?Ce rien , ce rien et l' impression d' un toi même, est ce différent? toi et rien rien c' est rien
Bu hiçbirşeylik... Bu hiçbirşeylik... Ve kendin olma hissi, o farklı mı?Denna tomhet.....denna tomhet och känslan av dig själv, är de olika?
Bu hiçbirşeylik... Bu hiçbirşeylik... Ve kendin olma hissi, o farklı mı?Dieses Nichts ... diese Leere, und das Gespür, das du von dir selbst hast, siehst du darin einen Unterschied?
Bu hiçbirşeylik... Bu hiçbirşeylik... Ve kendin olma hissi, o farklı mı?Dit 'niets'... dit 'niets' en het gevoel van 'jij', is het verschillend?