Ana içeriğe geç
Sözlük

hissetmek ile cümle

hissetmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Suçluluk hissetmek.Το να αισθάνεσαι ενοχές.
Tamam. Sadece bacaklarımın arasında bu gücü hissetmek istemiştim, kardeşim.Csak érezni akartam a lábam közötti töltetet.
Tamam. Sadece bacaklarımın arasında bu gücü hissetmek istemiştim, kardeşim.Só queria sentir o poder entre as pernas.
Tamam. Sadece bacaklarımın arasında bu gücü hissetmek istemiştim, kardeşim.Ừ...chỉ muốn thử cảm giác mạnh vậy thôi mà anh em.
Tamam. Sadece bacaklarımın arasında bu gücü hissetmek istemiştim, kardeşim.Исках да усетя мощта между краката си.
Tamam. Sadece bacaklarımın arasında bu gücü hissetmek istemiştim, kardeşim.حسناً أحاول أن أشعر بقوة ما بين قدمى يا أخى
Üçüncü insani ihtiyaç: buna dikkat -- önem. Hepimiz saygın, özel, eşsiz hissetmek istiyoruz.세번째 인간의 니즈는 '중요성'입니다. 우리 모두는
Üçüncü insani ihtiyaç: buna dikkat -- önem. Hepimiz saygın, özel, eşsiz hissetmek istiyoruz.צורך אנושי שלישי: קריטי -- משמעותיות. כולנו צריכים להרגיש
Üçüncü insani ihtiyaç: buna dikkat -- önem. Hepimiz saygın, özel, eşsiz hissetmek istiyoruz.الإحتياج البشرى الثالث..إحتياج خطير. كلنا في حاجة لنشعر
Üçüncü insani ihtiyaç: buna dikkat -- önem. Hepimiz saygın, özel, eşsiz hissetmek istiyoruz.重要だ 特別だ 唯一だと感じたい お金を稼ぐことで得られ
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.A keď sa pozriem na tento typ mostov, nemôžem si pomôcť, ale cítim, ako by sa tá krásna vec zlomila.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.Guardando questo tipo di ponti ho sempre come la sensazione che si stia rompendo qualcosa di bello.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.Khi chúng tôi nhìn mấy cây cầu này không thể nào không liên tưởng như thể nó đang bị gẫy.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.우리는 그런 종류의 교각을 검토하고 있었어요. 그리고 그 느낌은 부러진 형태이긴 했지만 아름다웠죠.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.Nato smo opazovali take mostove in nisem si mogel kaj, a všeč mi je bilo, da se je zlomilo.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.Toen bekeken we dit soort bruggen en in onze ogen was het een mooi ding, dat gebroken werd.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.Y cuando miramos este tipo de puentes no podemos dejar de sentir que es algo hermoso que se ha quebrado.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.И после гледахме тези видове мостове и не можехме да спрем да чувстваме, че беше нещо хубаво, което е счупено.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.Після цього дивлячись на схожі мости ми вже не могли позбутися відчуття що їх краса була зламана.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.ואז הסתכלנו על הגשרים מהסוג ההוא ולא יכלנו שלא להרגיש שזה דבר יפהפה שהתקלקל.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.و بعد ذلك نظرنا في هذه الأنواع من الجسور ولم تمنعنا من الشعور انه شيء جميل ينكسر.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.素晴らしい形だったものが 壊されたように感じて仕方がありませんでした これはロンドンのパディントンにある橋ですが
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak. Bu peşinden koştuğumuz temel kuvvettir.Dan bukankah ini, "untuk merasakan dan dirasakan," bukankah ini kekuatan fundamental yang kita semua kejar?
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.By czuć i być odczuwanym.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.Dat is het, zie je, voelen en gevoeld worden.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.Ed è quello poi il punto, no? Sentire ed essere sentiti.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.É isto mesmo: "Sentir e ser sentido".
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.És itt erről van szó, érezni és érezve lenni.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.Et c'est ça, oui, de sentir et d'être ressenti.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.In to je, kajne, občutiti in biti občuten.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.중요한 건 이겁니다. 느끼고 또 전하는 것.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.Og det er det, ikke, at føle og blive følt.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.O to tady je, vnímat a být vnímán.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.Și asta este totul, nu-i așa, să simți și să fii înțeles.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.Und darum geht es, nicht wahr: Etwas spüren und gespürt werden.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.Vậy đấy, cảm nhận và được cảm nhận.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.Y de esto se trata, de sentir y ser sentido.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.Και αυτό είναι, ακριβώς, να αισθάνεσαι και να σε αισθάνονται.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.А ведь это очень важно - чувствовать других людей и понимать, что они чувствуют тебя.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.І це воно, правда? Відчувати інших людей і розуміти, що вони відчувають тебе.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.Това е, да чувстваш и да те почувстват, нали?
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.וזה העניין, נכון, להרגיש ולהיות מורגש.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.وهذا هو الأمر, حقا, أن تحس وأن يحس بك.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.人と互いに感じ合うことを
Ve sorumluluk hissinin dünyadaki tüm farkları oluşturduğunu hissetmek ayrı bir şey.Cái cảm giác có trách nhiệm với cái gì đó nó thay đổi tất cả mọi thứ trên thế giới này
Ve sorumluluk hissinin dünyadaki tüm farkları oluşturduğunu hissetmek ayrı bir şey.Dat gevoel van verantwoordelijkheid maakt het hele verschil.
Ve sorumluluk hissinin dünyadaki tüm farkları oluşturduğunu hissetmek ayrı bir şey.Dieses Verantwortungsgefühl zu fühlen, <br/>macht den entscheidenden Unterschied aus.
Ve sorumluluk hissinin dünyadaki tüm farkları oluşturduğunu hissetmek ayrı bir şey.Dunque, sentire quel senso di responsabilità fa una grande differenza.
Ve sorumluluk hissinin dünyadaki tüm farkları oluşturduğunu hissetmek ayrı bir şey.Ez a felelősségérzet, ami változást hoz a világban.
Ve sorumluluk hissinin dünyadaki tüm farkları oluşturduğunu hissetmek ayrı bir şey.또한 책임감이 세상에 변화를 가져온다는 것을 깨닫도록 해줍니다.
Ve sorumluluk hissinin dünyadaki tüm farkları oluşturduğunu hissetmek ayrı bir şey.Poczucie odpowiedzialności zmienia wszystko.
Ve sorumluluk hissinin dünyadaki tüm farkları oluşturduğunu hissetmek ayrı bir şey.Ressentir ce sentiment de responsabilité fait toute la différence au monde.
Ve sorumluluk hissinin dünyadaki tüm farkları oluşturduğunu hissetmek ayrı bir şey.Så at føle den ansvarsfølelse er hele forskellen.
Ve sorumluluk hissinin dünyadaki tüm farkları oluşturduğunu hissetmek ayrı bir şey.Sentir essa responsabilidade faz toda a diferença do mundo.
Ve sorumluluk hissinin dünyadaki tüm farkları oluşturduğunu hissetmek ayrı bir şey.Simţul responsabilităţii e cheia.
Ve sorumluluk hissinin dünyadaki tüm farkları oluşturduğunu hissetmek ayrı bir şey.Y así percibir ese sentido de responsabilidad marca toda la diferencia del mundo.
Ve sorumluluk hissinin dünyadaki tüm farkları oluşturduğunu hissetmek ayrı bir şey.Και το να έχεις αυτό το αίσθημα ευθύνης κάνει όλη τη διαφορά στον κόσμο.
Ve sorumluluk hissinin dünyadaki tüm farkları oluşturduğunu hissetmek ayrı bir şey.Відчуття такої відповідальності і визначає успіх справи.
Ve sorumluluk hissinin dünyadaki tüm farkları oluşturduğunu hissetmek ayrı bir şey.Мы считаем, что чувство ответственности сильно влияет на исход дел.
Ve sorumluluk hissinin dünyadaki tüm farkları oluşturduğunu hissetmek ayrı bir şey.אם כך להרגיש את האחריות הזאת עושה את כל ההבדל שבעולם.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod